Ediplere, abidlere merhaba
Şuaraya, şehitlere merhaba
Allah dostları, kâmil kişilere;
Doğrulara, dürüstlere merhaba
MERHABA
Liyakate, ehliyete merhaba
Sadıklara, Sıddıklara merhaba
“Kefilim vicdan” diyen yüreklere;
Marifete, zarafete merhaba
AHLAT’TAN HARPUT’A
Bir ulu rüzgâr, Ahlat’tan Harput’a
Kubbet-ül İslâm şehrinden merhaba
Yürür dalga dalga; dağ gibi ordu
Çağ yürür fersah fersah fetihlere
O aşk ile MALAZGİRT Meydanında
Düşünürüm at kişnemelerini
Kılıç seslerini, nağralarını
Dinlerim, asırların müjdesini…
FIRAT’IN KOYNUNDA
Fırat’ın koynunda bir ömür sürdük
Fırat boylarında nice yurt gördük
Suyla gelen kültür, bilge uygarlık
Işık ışık aktılar asırlara
Kıssalar aşikâr etti sırlara
Şehir şehir nebilerden çağrı var
Çağrıların mana yüklü bağrı var.
HARPUT KUTLU SEDADIR
Tarih yazmış, yazacak destanını
Efsanelerde gör, düş de anını
Dinler, Bilge Kaan’dan fermanını
Türk’ü söyler Harput, kutlu sedadır
HANI BEKLER
Obalı, otağlı hani kervanlar
Yesevi duasını yurt sayanlar
Göçtüler, Şark’tan Garb’a nice canlar
Gebedir Türk’e zaman, hanı bekler
VATAN YAZAR
Harput’un tapusunda vatan yazar
Kem söz, kem yüz bu derya şehri üzer
Bak hele tarih öncesine, nazar;
Fermanında, “Ebed Müddet Âli’dir”
ÖMRÜN BAHARI
Geçti ömrün baharı, yazı geçti
Güz mevsimi kapılarını açtı
Soğuk rüzgârlar eser üstümüze
Tatlı hülyalar birer birer kaçtı
HER CANIN
Her canın bir yolu, özlemi var
Bir romandır insan, bir gizemi var
Hayat serüveni bir nehir gibi
Mahşere dökülen bir gözlemi var
TAŞIR BURAKLAR
En büyük aşk nedir, “Vatan Sevgisi!”
O sevgiyle huzur bulur yürekler
Bedri, uçmaya vardım, kanatlandım!
Sıddıklar safına taşır buraklar
KALEMİM OLUR MUSUN?
Kalemim olur musun ey yâr
Gözyaşını mürekkep eyle
Vuslatı bulur musun ey yâr
Hasretini mürettip eyle
TER DÖKERİZ
Sımsıcak bir havada ter dökeriz
Daralır göğsümüz derya dökeriz
Candır, ritmi bozuldu mu bir defa;
Hekimin karşısında dil dökeriz
DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN
Kaşgar’da ezan vakti
İçinde okunur Türk’ün hürriyet akdi
Turfan’ın derdini, katran kusan geceler solur
Yusuf’un kutlu sözlerini,
Şairin hasret dolu mısraları dokur
Dokunur, hürriyet kumaşı
Gök mavisi gibi sonsuzluğa
Bedri, içinde hilali de var, yıldızı da…
ZAFER KAZANMIŞ ORDU
“İnsan, insanın kurdudur” denildi
‘Öfke, şeytanın yurdudur’ denildi
Nefsine hakim, öfkesini yenen;
‘Zafer kazanmış ordudur’ denildi
ARŞ-I TİTRETİR
Helâl-Haram bilmeyen, hak ne bilir
Mazlumun bir ahı, arşı titretir
Nefis duvarının harcında, ‘kibir’
Kibir, âlemi yok sayar sırıtır
BİR TEBESSÜM
Bir tebessümün dünyalara bedel
Gözlerim gülen yüze; güller feda
Ay doğar geceye, ışığı bedel
Şafak söker, aydınlık güne eda