Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Malazgirt

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Gittim, gördüm Malazgirt Ovasını
Havasında gül, reyhan kokusunu
Murat Vadisinde durdum, dinledim;
Aksaçlı erenlerin duasını…
İndin mi Ahlat'a, Van Deryasına?
Alplerin aşkla cihat sevdasına…
Garip dünyanın, Cihangir Hakanı
Vatan olmaya… Devlet olmaya Hey…
Malazgirt Meydanı duyar, o anı!

MEYDANLAR

Malazgirt'ten Dumlupınar'a
Ovalar, zafer tuğlu meydanlar
Zaferlerle yürür, ulupınar’a…
Akar yüreğim, uluçınar’a…
Kumral Dede’den, Hacı Bayram Veli’ye
Fetih Suresi okur, meydanlar
“Ya şehadet, Ya hürriyet” emelim

YİĞİTLER…

Yiğitler, ölümler yüz yüzedir
At sırtında yürür, kıtalar aşar
Ya saz taşır elinde ya kâlem;
Yüreği âlemle göz gözedir

ELÇİBEY’E

Ey yürekli Oğuz’un Elçibey’i
Linç edilen Türk’e umut limanı
Can içre gönüllerin Turan Bey’i
İçinde aşkla tutuşur imanı
Birlik şuuru bir daha kök saldı
ELÇİBEY Türk’ün aklında yer aldı
Yazacak adını tarihler bir gün;
Türk-Oğuz’un büyük şölenini

AT ÜSTÜNDE YILDIRIM

At üstünde Yıldırım, karanlığı yırtan ses;
“Bre Doğan… Dayan… Yettim… Günü sarsan nefes
Kızaran ufuk sanki cehennem misali
Niğbolu, şecaatin küfre attığı kafes

ÇAĞRIM

Sağduyuya, akla, izana çağrım
Şehrimiz için bir yürek, kıvılcım!
Bitsin artık dinmeyen sancım, ağrım
İrade koymamak gibi utancım!
Eğilme hiçbir zaman der, inancım!
Çağrım var, bilirim yanıktır bağrım
Gün olur sanki sanıktır çağrım (!)

İSA YUSUF ALPTEKİN

İsa Yusuf Alptekin, burçlara selâm durdu
Öz vatanından uzak, dertlere selâm durdu
Hak katına yürüdü, dostlar sardı bayrağa;
Ak tolgalı yiğitler, ruhuna selâm durdu

GÖNÜL MAKAMLARI

Sanma gönül makamları viranedir
Dünyalar, ondaki âlem divanedir
Âşıkta kâinat bir ırmak misali
Cemali görmeyen gözler bigânedir!

ARAF’TAN İNER GİBİ

Araf’tan iner gibi geldik mi?
Günahlardan döner gibi geldik mi?
Hakkı her dem anar gibi geldik mi?
Dönmesin yolumuz artık hevaya

HER VAKTİN

Her vaktin güzelliği, manası var
Seyreyle gölgeleri, secdesi var!
Seher vakti bülbülün nidası var
Her vakti zikirle anmaya geldik

HARPUT İLİNE

Şehr-i yâr derim Harput İline
Sevdası alır götürür sırlara
Sırlar ilhamdır, şairin gönlüne
Gönül ırmağı akar asırlara

MUHAMMED’İ BURAKLAR

Vaktin nöbetinde, beş durak
Duraklar kıyamdadır, rükûdadır
O anda; ne toprak, ne gönül çorak
Semada dolaşır Muhammed’i buraklar

GÜL ŞİİRİ

Gül, nihavend bir makamdır içimde
Makamla cezbeye gelir, gül sen de!
Gül tebessüm eder, bülbül sesinde
Sevgi muradına ermiş, gül sen de…

GÜL RENGİ GÖZLER

Gül rengi gözler, muhabbet tadında
Okunur sevdası, gönül tadında
Gün doğar kızıllığı, gül tadında

Günler daha aydın olur, gül sen de!

Yazarın Diğer Yazıları