Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Malazgirt'ten Dumlupınar'a

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Malazgirt’ten Dumlupınar’a
Ovalar, zafer tuğlu meydanlar
Zaferlerle yürür Ulupınar’a
Akar yüreğim Uluçınar’a
Kumral Dede’den Hacı Bayram Veli’ye;
Fetih Suresi okur, Meydanlar…
“Ya Şehadet, Ya Hürriyet” emelim
Asra, asırlara fermandır, meydanlar!
Malazgirt’ten Dumlupınar’a, ‘950 yılı düşünürüm’
1071 Malazgirt Zaferiyle birlikte Anadolu’da; ‘kökleri derinlere inen bir devlet…’ 
Öyle bir devlet inşa ediliyor ki, “Türk Cihan Hâkimiyeti İdealine…” yolculuğunuz başlıyor.
1922 Dumlupınar Zaferi, “yükselecek ezanlarla müeyyed namın…”
Tarihi köklerine avdet eden, “Türkiye Devleti…” yeniden inşa ediliyor.
Anadolu’yu bir baştan öte başa geziniz!
Ilık bir rüzgâr estiğinde, ‘toprağın kokusu…’ içinize öylesine siner ki,
Müthiş bir ruhani hava sizleri kuşatır…
Van Gölü’nün kuzeyinden Ağrı (Karaköse) İlçesi Diyadin’den kaynak olarak başlayan 722 km uzunluğundaki Murat Nehri… O nehir, doludizgin Malazgirt Ovası’na gelecektir… Gazilerle, Gazi dervişlerle birlikte ‘fütüvvet diliyle…” doyasıya akacaktır.
Bir şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Gittim, gördüm Malazgirt Ovasını…
Havasında gül, reyhan kokusunu
Murat Vadisinde durdum, dinledim;
Aksaçlı erenlerin duasını…
İndin mi, Ahlat’a, Van Deryasına
Alplerin aşkla cihat sevdasına…
Garip dünyanın Cihangir Hakanı
Vatan Olmaya, Devlet Olmaya Hey…
Malazgirt Meydanı duyar, o anı…”
Sözümün burasında neden bahsedeceğim?
Bu millet, “bir olduğu zaman diri olmuştur, iri olmuştur!”
Bir olduğunuz zaman, “dev gibi orduları yeniyor!”
Âlemin aşılmaz dediği, “dağları aşıyorsunuz!”
İsterim ki, ülkemin doğusunda da, batısında da; ‘birlik ruhu kabarsın’
“Birlik olmayınca gönle haset düşer
Sevgi yeli esmez, serinlik gelmez
Bir olmayan gönüller çoraklaşır
Çorak toprağın yüzü bile gülmez!”

Malazgirt Zaferinin 951. Yıldönümü 23 Ağustos 2022 gününden itibaren Muş Malazgirt’te, Bitlis Ahlat’ta büyük bir coşkuyla kutlanmaya başlandı. 
Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun, “Malazgirt Şiiri…” her mısrasıyla bizleri tarihe, o şuura, o anı düşünmeye sevk eder!
“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a,
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma,
Yeni bir şevk ile gürledi gökler;
Ya Allah… Bismillah… Allahûekber”

Diğer yazımızda da ifade ettik, Alparslan’ın komutasındaki “Kartal Yürekli Selçuklu Ordusu…” Asrın en üst düzeydeki donanımıyla, yüksek bir moralle, yüksek bir ilimle, yüksek bir ahlakla Anadolu’nun Kapısına; “Malazgirt Ovasına…” gelecektir. 
Türkleri, Anadolu’dan atmak için 1096 tarihinden itibaren 1270 tarihine kadar devam edecek 8 büyük Haçlı Seferi, ‘sonuçları itibariyle…’ Ortaçağ Karanlık Avrupa’sının gözlerini açacaktır.
Batı Dünyası, ‘her bakımdan doğunun zenginliği ile buluşacaktır’ 
Ali bin İsa Tıp;  Ebu Nasr Mansur Matematik- Astronomi; El- Kereci Matematik; 
İbn-i Sina Fizik- Tıp; İbn-i Heysem Fizik- Tıp; Biruni Astronomi, Matematik, Tarih;
Ebu Said Gardezi Coğrafya, Tarih; Ebu Hasan Behmenyar Astronomi; Ali bin Rıdvan Fizik, Tıp; Yusuf Yas Hacip Siyaset Bilim, Zerkali Astronomi; El-Bekri Coğrafya; İbn Hazm Tarih; 
Dani Geometri- Fizik; Kaşgarlı Mahmut Dil, Tarih; 
10. Yy’da yaşamış bulunan; “Farabi, Razi, El Mesudi, İbn-i Havkal, Zehravi, El Hamadani”
Gerçekte, 8 yüzyıldan 15. Yüzyıla kadar; ‘büyük İslâm âlimleri…” yetişmiştir.

Her kemâl Vaktin bir de, zeval vakti olduğunu söylemek isteriz…
Malazgirt’te, Alparslan bu millete; “ebedi bir yurt bırakacaktı!”
Malazgirt’ten Çanakkale’ye; ‘tarihin en zor meydanına…’ milletçe gidecektik!
Millî Mücadele Yıllarını iyi okumalıyız! 
Şu günlerde, ‘tarihi tefekkür edelim’ 
Geliniz, derinden derine düşünelim…
Geçmişten kendimize, ‘dersler çıkaralım’ 
“Mondros Mütarekesi…” ve bu millete, “Sevr dayatması…”
Mondros’tan Mudanya’ya olan yolculuğumuz, “İstiklal Savaşı…” tarihimizdir.
O tarihi mücadele bizleri, “Sevr paçavrasından Lozan’a…” taşıyacaktır.
O amansız günleri bizlere en iyi şekilde, Yahya Kemal Beyatlı anlatır;
“Şu kopan fırtına Türk Ordusudur yarabbi
Senin uğrunda ölen ordu budur yarabbi
Tâ ki ezanlarla müeyyed nâmın
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın”
Bu millet, “Çanakkale’de, “ayağa kalk Sakarya!” diyecektir.
Çanakkale Zaferi Akif’in anlatımıyla;
“Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi!” diyebilecektir.
Sakarya Meydan Muharebesi, bu millet için dönüm noktası olacaktır.
Gazi, “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!”
“Millî irade!” ve “Millî Hâkimiyet” kavramlarının tezahürü buradadır
Sakarya için, “Melhame-i Kübra” ifadesi kullanılacaktır.
Tarihin yazdığı, ‘en kanlı savaştır’ 22 Gün 22 Gece sürecektir… (22 Ağustos-13 Eylül 1921)
Sakarya Meydan Savaşı, Malazgirt Zaferinden sonra kazanılan, “Miryokefalon Savaşına…” çok benzer! Bu savaşla birlikte, Batı Âlemi, “Anadolu’nun Türk Vatanı Olduğunu!” kabullenmiştir.
Sakarya Meydan Zaferi, bu milleti “1683 tarihinde Viyana’da başlayan çekilme durumu 238 yıl sonra…” sona erecektir. 
“Meydanlar” şiirimizde zafer alaylarından söz ederiz;
“Malazgirt’ten Dumlupınar’a
Ovalar, zafer tuğlu meydanlar
Zaferlerle yürür, ulupınara
Akar yüreğim uluçınara
Kumral Dede’den Hacı Bayram Veli’ye;
Fetih Suresi okur, meydanlar
“Ya şehadet, Ya hürriyet” emelim
Asra, asırlara fermandır, meydanlar”

Bu milletin Kurtuluş Savaşı’nın tarihi taarruzu, “Büyük Taarruz” 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de başlayacak, 30 Ağustos’ta, “Başkumandanlık Meydan Zaferiyle…”  artık cümle Âleme bu coğrafyanın, “Türk Vatanı Olduğu…” her karış toprağının şehit kanlarıyla yıkandığı/ vatanlaştığı ilan edilecektir.
“Gözüm, gönlüm Kocatepe’ye dalar
Vatan olmanın bedelini anar
Toprak doydu mu sana Ey Şehidim!
Ruhuma gül, reyhan kokusu dolar.”
 

Yazarın Diğer Yazıları