Sultan Alparslan, “Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.”
Sürekli millî şuurdan bahsederiz.
Millî Şuur nedir, “bir insanın mensup olduğu veya mensubiyet duyduğu
milletin bütün değerlerine sahip olma iradesi!”
Fethi Gemuhluoğlu, o iradeyi dost kavramıyla o kadar güzel formüle ederler ki,
“insana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, tarihe dost olmak…
Kendi vücuduna dost olmak, komşuya dost olmak gibi kademe kademe, ama
entegre bir bütün içinde bütün dostluklar söylenmeye mecburdur.”
Malazgirt’ten vatan coğrafyasını daha berrak okuyabiliyorum;
“Dost, bütün zerrelerin kemal halidir!”
Malazgirt-1071 zaferinin üzerinden 952 yıl geçmiş…
Anadolu’yu bu millete ebedi vatan yapan o şanlı zaferi bizler, “edebi
eserlerle taçlandırmalıyız!”
Yıllardır düşünürüm, “Malazgirt-1071 Uluslararası Şiir Akşamları…”
niye yapılmaz?
Artık, Malazgirt-1071’i bir dantel misali işlemeliyiz. Sanatın yedi
rengiyle gökkuşağı oluşturmalıyız.
Mehmet Emin Yurdakul,
“Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;
Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”
Malazgirt-1071, zaferlerin anasıdır. Başımızın üzerine taç yapmışızdır…
Tarihçilerimiz var olsunlar; çok nezih eserler ortaya koydular.
O eserleri büyük bir zevkle okuduk.
Edebi alanda; roman, hikâye, fıkra, tiyatro, şiir…
Ve özellikle de günümüzde teknolojinin imkânlarını kullanarak çizgi
filmler, resimli romanlar, senaryolar vesaire…
Dünü, bugünlere taşımak… Taşımak kadar ruhumuza ısındırmak…
Elbette ki, “tarihi kahramanlarıyla birlikte yaşamak!”
Yahya Kemal’in, “Malazgirt!” için yazdığı gazelde, bir ruh gezintisi vardır;
“Taa Malazgirt Ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu…
İklim-i Rûm’u tuttu cihangîr savleti
Târih o işte gördü nedir şir savleti
Titretti arş ü ferşi Malazgirt önündeki
Çûşu huruş-ı rahş ile şemşir savleti
On yılda vardı sâhil-i Kostantaniyye’ye
Tekfûrlar diyârını teshir savleti
Ey şanlı cedd-i ekberimiz, âb-ı tîgının
Bî hadd imiş güneş gibi tenvir savleti
Tasvîr eder mi böyle şehinşâh’ı ey kemal
Şimşekten olsa şi’rde tâbir savleti”
Yahya Kemal derki, “Prof. ve müverrih Camille Jülian’ın bir cümlesini
okudum. Bu cümle benim milliyetimizin ve vatanımızın teşekkülüne dair
dağınık düşüncelerimi birdenbire yeni bir istikamete şevketti. Camille
Jülian’ın cümlesi şuydu; “Fransız milletini bin yılda Fransa’nın
toprağı yarattı”
Düşünmeye başladım; acaba bizi de Malazgirt’ten, 1071’den sonraki
sekiz yüz senede Türkiye’nin toprağı yaratmamış mıydı?”
Malazgirt muzafferiyetinin neticesi olarak, on sene sonra Anadolu
fatihi Kutülmuşoğlu Süleyman’ın Türk atlılarıyla – şimdi Bağdad
caddesi dediğimiz yoldan-1081’de Üsküdar’a gelişine kadar düşündüren
bir vakıadır.
Ayasofya kubbesini, Üsküdar’dan dünya gözüyle gören ilk Türk ordusu budur!”
Yahya Kemal’e ait bu ifadeleri okurken bir an dalıp gidiyorsunuz!
Malazgirt’te, Allah Resul’ünün müjdesi vardır. Süleyman Şah’ı
kanatlandırarak Üsküdar’a kadar getiren o müjdedir…
O müjde, “İstanbul’un fetih müjdesidir!”
Rahmetli Ahmet Kabaklı, “tarihin seyrini değiştiren büyük zaferleri
anlatırlarken; Malazgirt- 1071, İstanbul’un Fethi (1453), tarihin zor
geçidi Çanakkale ve milli mücadele yıllarını anlatırlarken, “Alperen
ruhundan” bahsederlerdi.”
O şuuru, “9 asrı tefekkür ederek yaşamak” geleceğe uyanmaktır.
Allah Resul’ü, “şiirde hikmet vardır!” buyuruyorlar.
Allah Resul’ünün hırkası kimin omuzlarında?
Kaside-i Bürde’nin Yazarı Kâ’b bin Züheyr’in omuzlarında…
Şiiri, Sanatı, Edebiyatı, Musikiyi bu millete sevdireceğiz.
Bu milleti evladı, ‘derin bir ufka sahip olduğunu anlayacak’
Destan Şairimiz, “Malazgirt Destanını…” o kadar güzel tasvir eder ki,
“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber”
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Malazgirt, öncesine
baktığımızda Mekke, Kudüs demektir; sonrasına baktığımızda; Bursa,
Edirne, İstanbul, Rumeli, tüm Balkanlar demektir”
Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya’yı dinleyelim;
“Torunlarım dört yana, kol kol gitsin;
Malazgirt’ten İstanbul’a yol gitsin!
Gelip sana çarpan gücü, yavaştan
Anlamazsa, haritadan sil gitsin!
Şehitlerim, Allah’a al al, gitsin
Yaralıma su verene bal gitsin!”
Malazgirt-1071’e neler yakışmaz ki!
Sanatın yedi rengiyle Malazgirt-1071’i gönüllerde bir büyük sevda
havzasına dönüştürelim.
Bu ülkenin, bu ülke insanının, “muhabbet iklimine…” o iklimin
gönüllerde yeşermesine o kadar çok ihtiyaç var ki, geliniz birlikte;
“Malazgirt Destanına…” Güldesteler kazandıralım/ veya ikram edelim…
Bilhassa şiirin gücüyle “gönül yolculuğuna…” başlayalım.
Selam ve muhabbetle