Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Kur'an Şifadır…

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

         
Bu ay gerçekten farklı… Safların sıklaştığı bir aydayız!
Barışın, huzurun, güvenin birlik şuuruyla yaşandığı bir aydayız.
İsrâ Suresi 82 ayette şöyle buyrulur;
“Hem Kur’an’dan öyle şeyler indiriyoruz ki o,
Mü’minler için bir şifâ ve bir rahmettir;
Zalimlere ise ancak hüsran artırır.”
Bu ay içerisinde, ‘dilimize, kalbimize, adımlarımıza…’ dikkat edelim.
Allah Resulü (sav.), “Benim ahlakım, Kur’an ahlakıdır!” buyuruyorlar.
Kur’an’ı, ‘tane tane manası ile birlikte okuyalım…’
İsrâ Suresi 72 ayette şöyle buyrulur;
“Ve kim burada (bu dünyada kalbi) kör olursa,
O takdirde o, ahirette de kördür.
Ve yolca en sapık olandır!”
Dil ile kalp çok önemlidir. 
Dilin söylediğini, ‘kalbiniz tasdik edecek’
Bunun açık anlamı nedir, “içiniz ve dışınız bir olacak!”
Hadis, “zengine farklı selâm veren biri, fakire farklı bir selâm verirse;
Dinin üçte ikisini kaybetmiştir!”
İnsana değer dereceğiz! ‘insanı yaşatacağız’ 
Öncelikle ilkemiz ne olmalıdır;
“günahlardan sakınmak ve iyilik edenlerle berâber olmaktır!”

İsrâ Suresi 53 ayette şöyle buyrulur;
“ (Habibim, yâ Muhammed!) Kullarıma söyle;
(kâfirlere sözün) en güzel olanı(nı) söylesinler!
Çünkü şeytan, (onların mü’minlere) aralarını bozmak ister.
Şüphesiz şeytan, insana apaçık bir düşmandır!”
Mü’minin, ‘basireti açık…’ nazarı güçlüdür!
Müslüman kimdir, “kendisine güvenilir olan!” emin, doğru ve dürüst olandır.
Kur’an ahlakı bizlere bunu emrediyor.
En’am Suresi 108 ayet dikkatle okunmalı,
“Allah’dan başka tapmakta olduklarına sövmeyin ki
(onlar da) haddi aşarak bilgisizce Allah’a sövmesinler!”
O kadar ince bir nüans var ki, ‘bizleri belli bir sınıra…’
Ölçülü davranmaya davet ediyor.
Gayet sakin, sade, konuşmalarında ölçülü, kibar, nazik bir beyefendi edası…
İsrâ Suresi 37 ayet bizleri derinden uyarıyor;
“Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme!
Çünkü sen ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin!”
Şeytanın cennetten kovulmasına sebep, ‘kibir değil mi?!’
Alçakgönüllü olmak… Dilde de, sözde de, duruşta da, ‘edepli ve vakarlı olmak’
Tebessüm eden bir yüz ne kadar güzel…
İnsanı yücelten de, ‘fütüvvet dili…’ gönül insanı oluşu değil mi?

Hicr Suresi 9 ayette şöyle buyrulur;
“Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik ve muhakkak onu
Koruyucu olanlarda elbette biziz!”
Kur’an’ın mucizesi, “ahir zamana kadar korunması…”
Acaba, ‘biz kendimizi ne kadar koruyabiliyoruz’
Tekrar, tekrar ifade ediyoruz, 
Bizim ahlakımız, “Kur’an ahlakı…” olmalıdır!
Bizleri seven veya sevmeyenler, ‘İslâm boyasına imrensinler…’
En güzel tebliğ nedir; ‘yaşayışımızdır’ vesselâm!

MAL VE OĞULLAR
Kehf Suresi 46 ayette şöyle buyrulur;
“Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. (neticesi)
Kalıcı olan salih ameller ise Rabbin katında sevapça daha hayırlıdır.
Ümîd bağlamak cihetiyle de daha hayırlıdır!”
Ailenin nafakası için çalışmak, ‘ibadettir’
Bir insanın iffetiyle, helal lokma peşinde koşması da, ‘ibadettir’
Bu dünyanın, ‘ahiretin ekin tarlası…’ olduğunu idrak edeceğiz!
İnancımız ne diyor, “içinizde iyilikleri emreden hayırlı bir topluluk olsun!”
Her aile, her tüten ocak, ‘hayırlı bir topluluk olma…’ şuuruna ermelidir.

KUR’AN’DA İNSANLAR İÇİN…
Kendi kitabımızı ne kadar okuyoruz?
Asıl cimriliğimiz maalesef burada başlıyor!
Sanki ‘okumama için inatlaşmışız’
Kehf Suresi 54 ayette şöyle buyrulur;
“Celâlim hakkı için, biz bu Kur’an’da insanlar için her misâlden
(Ve manadan) çeşitli şekillerde açıkladık.
Fakat insan, mücadeleye her şeyden daha çok düşkündür!” 
İsrâ Suresi 106 ayette ne buyruluyor;
“Biz Kur’an’ı insanların zihinlerine ve kalplerine;
 Sindire sindire okuyasın diye (ayet ayet, sure sure ayırdık,
Ve onu peyderpey indirdik!”
Üzülerek ifade edelim, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede;
Kur’an’ı Kerim’i anlayarak okuma oranı, ‘yüzde 4,9…’
Yazık… Çok yazık… Utanç verici bir manzara…

BİR ŞEYİN ARDINA DÜŞME…
İsra Suresi 36 ayette şöyle buyrulur;
“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme!
Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan mes’uldür!”
Buradan nereye geleceğim, “zan…” kavramına!
Hucurat Suresi 12 ayeti sıklıkla birbirimize de okuyalım;
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; 
Çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın.
Birbirinizin gıybetini yapmayın.
Herhangi biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı?
İşte bundan tiksindiniz!
Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının.
Şüphesiz ki Allah tevbeleri çokça kabul edendir, engin merhamet sahibidir.”
Lütfen başımızı iki elimizin arasına alalım şöyle bir düşünelim;
Sohbetlerimizin ne kadarı, ayakları yere basan, “bilgi kaynaklı?!”
Yanlış aktarılan bir bilgide de, ‘kul hakkı…’ olduğunu da düşünelim!

AŞIRILIK
İsrâ Suresi 29 ayeti sıklıkla okuyalım;
“Hem elini boynuna bağlı kılma (cimri olma);
Onu büsbütün geniş davranarak da açma!
Yoksa kınanmış ve pişman bir hâlde oturup kalırsın!”
Kendi kendime sürekli sorarım;
Niye, ‘vasat ümmet’ olamıyoruz!
‘orta yolu’ kendimize tercih etmiyoruz!
Öyle bir durumdayız ki, “israf ve cimrilik içiçe girmiş…”
Böyle bir durum, ‘toplum da sosyal uçurum meydana getiriyor’

Yazarın Diğer Yazıları