Yunanistan'da orman yangınlarının Türklerin yoğun olarak yaşadığı
bölgelere sıçraması akıllara tarihi Selanik Yangınını getirdi…
“18 Ağustos 1917 tarihinde Selanik'te çıkan yangın 32 saat devam edecekti!”
Tarihi Selanik Yangını, “bir milyon metrekarelik bir alanı (şehrin
yüzde 32’sini) bütünüyle etkileyecekti!
Tarihi ihanet kokan bu yangın sonrasında; “9 bin 500 ev kullanılmaz
hale gelecek ve 72 bin insan evsiz kalacaktı!”
Her ne hikmetse yangın Türk nüfusunun yoğun olduğu alanı etkileyecekti…
Yangın ve mübadele sonrası, Selanik Şehrinin nüfus yapısı Türklerin
aleyhine değişecek ve bir Yunan Şehrine dönüşecekti!
İnsan marifetiyle çıkan/ veya çıkarılan yangınları, ‘korkunç bir
ihanet’ olarak görür/ ve yorumlarım.
Bir yerde gaflet, kusur, ihmal varsa, o da mutlaka sorgulanmalıdır!
Sadece, şöyle iki elinizi şakaklarınıza götürerek, ‘ağacın faydalarını
düşündünüz mü?’
Konuyla ilgili uzmanlar, ağacın faydalarını saymakla bitiremiyorlar;
“Ağaçlar, havayı temizler. Oksijen üretir. Şehrinizi ve sokaklarınızı
serinletir. Enerji tasarrufu yapar. Su tasarrufu yapar. Çocukları
ultraviyole ışınlarından korur. Gıda üretir. Şiddetin azalmasını
sağlar. Mevsimleri gösterir. Ekonomik fırsatlar oluşturur.
Çirkinlikleri örter. Ağaçlar tahta sağlar. Ağaçlar depremden korur.
Erozyonu önler…”
Daha onlarca sayabileceğimiz faydalar/ iyilikler/ güzellikler… Çiçek,
Ağaç ve Yeşillik Medeniyettir.
Orman yangınlarıyla, ‘insanlık medeniyetini katlediyoruz’
Nerede ve nasıl olursa olsun, ‘hamiyetli, haysiyetli, vicdani
duyarlılığı yüksek bir gayret isteriz’
Vatan Coğrafyamı, Gönül Coğrafyamı; ‘kıpkızıl alevler mi saracak!’
Geçtiğimiz gün bir haber ciğerlerimizi yaktı dersem yeridir;
“Rodop’ta çıkan orman yangını Türklerin de yoğun olarak yaşadığı
Yassıköy, Narlıköy, Susurköy, Kozlu Dere, Çepeli ve Müsellim köylerini
etkisi altına aldı.”
Rodop Neresidir derseniz?
“Rodop Yunanistan’ın 51 İlinden biri olup, Trakya Bölgesinde yer alır.
Rodop, Batı Trakya Türklerinin de yoğun olarak yaşadığı bir ilimizdir.
Rodop İlinin merkezi ise Gümülcine Şehridir.”
1923 tarihinde (günümüzden bir asır önce) Batı Trakya nüfusuna
baktığımızda; Gümülcine (59.967),
Dedeağaç (11.744), Sofulu (14.736), İskeçe (42.671) Toplam; 129.120’dir.
Batı Trakya’nın genel toplam 1923 yılında genel toplam nüfusu; 191.699…
Bu nüfusun yüzde 67’leri Türkler, Yüzde 17’leri Yunan ve Yüzde 13’leri
Bulgarlardan oluşuyor.
Yıllar yılı Batı Trakya’da öyle bir asimile politikaları takip
edilmiştir ki… İnsaf da, merhamette sürekli sille yemiş…
Yunanistan, Türk Bölgesindeki; Dedeağaç Kentindeki orman yangınını üç
gündür söndüremiyor. Yangın, Türklerin yoğun olarak yaşadığı köylere/
yerleşim merkezlerine de sıçramış durumda!
Yangınla birlikte tarım alanları küle dönmüş durumda! Hayvancılık ve
arıcılık yapmakta olan bölgede büyük hasarlar var…
Batı Trakya için Anadolu insanımız; “Evlad-ı Fatihan Yurdu!” der.
Batı Trakya, Anadolu'nun, Avrupa'ya açılan kapısıdır. Balkanların
Fethine 1353’li yıllarda başlanmış İstanbul’un Fethinden bir asır
öncesinde Türk Yurdu olmuştur…
Malazgirt-1071’lerden başlayan fetih yolculuğu bu milleti Cihan
Hâkimiyeti Mefkûresi ile buluşturacaktı… Anadolu’da, Yunus’lar;
Balkanlarda Sarı Saltuklar, fethin manevi ağırlığını omuzlayacaklardı.
Bir yanda yüzümü tarihe, fethin nurlu yüzüne dönüyorum… Evlad-ı
Fatihan Yurdunun en güzel yıllarına… İnsani değerleri sürekli yücelten
asırları…
Bir yandan da yüzümü günümüze; “yangın afetiyle birlikte kızıl
kıyametlerin koptuğu Batı Trakya Türk’ünün feryadına…” dönüyorum.
Birlikte olduğumuzu, aynı acıları paylaşmak istediğimizi de haykırmak istiyorum.