Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Kadim Kudüs

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Kadim Kudüs; ‘yürüyüşüm, miraç’ım
Bilirim toprağını, Resul izini…
Gözlerim ruhunda, seni özlerim
Kalbidir, hasbidir, bütün sözlerim!
Sana olan yakınlık, ‘Takva Yolu’
Bu yol; imanın, ihlasın okulu
“Ayrışanlar” haset, hep uzak kaldı!
Muradın, “öksüz-yetim” sevgi aldı!
Sevgili mekanlar, nur kokulu semalar…

ÜŞÜYORUM
Üşüyorum, bu şehirde artık ben!
Suallerim, bana geri dönüyor
Sönüyor, lambaları sokakların!
Perdeler çekilmiş, titrer yalnızlık!
Ilık güne uyanmaktır, yüreğim
Yorgunluğu üzerinde nefesler
Sessizce anıları solumakta
Düşler yağmuru, gönlümü ıslatır

YUNUS’UN DİLİ
Yetmiş iki millete bir gözle baktım
“Besmelesiz hayat” şer olur dedim
İman kıvılcımını, sözle yaktım
‘İtikatsız hayat’ zor olur dedim

DİLİM ANADOLU
Dilim Anadolu, Taptuk Kapısı
Erenlerin Yolu, sabır çatısı
“Yesevi Okulu” gönül yapısı
‘İtikatsız hayat’ zor olur dedim

GÖZÜ KÖR
Gözü kör, neyliyesin dünü bilmez
Özün çiğner sözü, ‘geçmişin taşlar’
Gaflet uykusunda, ‘beteri’ bilmez!
Ser bilmez, sır bilmez; ecdadı taşlar

KERKÜK’E
Irak’tır; ‘içinde Kerkük’ü saklar’
Söyleyin dostlar, zalimi kim aklar?
Tarihim, Kültürüm, zorba elinde;
Yanarım, ‘öz yurdunda tutsaklar’

GÖRELİM
Heybenizde ne var, dökün bakalım!
Sökün emiş kuşlar sıcak illere
Dağlar hey, çağlara akın görelim!
Bedri, efsaneler düşsün dillere!


BİZİ ANLAYANLAR
Bizi anlayanlar, ‘gönülden’ bilir
Çorak gönüller yanmış ekin gibi
Gözyaşına bulanmayan ne bilir?
Sevdasız fetihlere, akın gibi

SOHBET
Sohbet, sadık dostların sofrasıdır!
“Olmak” hasbi değer; ‘hikmet’ dersinde
‘Hüsnü- zan ’besle, ‘edep’ mirasıdır
Edeple yürürüz, ecdat harsında!
‘tertip’ halde muhabbet kürsüsüdür.

İSRAF
İsraf, bataklığın asıl sebebi
Saygısız, nimete küstahça bakış!
Rıza kavlinden uzak, ‘kör hesabı!’
Akrebin kıskacında, mel’un akış…
Fasık bir âlemde çöküş sebebi!

SOSYAL MEDYA
Sessiz bir meydandan sesleniş gibi
Oku, ‘şu âlem seni dinlemede’
Sanki yüreklerde hisleniş gibi
Yazmak mı, akl-ı selim inlemede
Ah derim, dertlerim çinlemede
Bedri, lâl olmak mı; ölümden beter!
Meydanlar artık seni anlamada,
Ezberleri bozacak anaforda

BEN GARİP YOLCU
Ben, garip bir yolcuyum!
Bazen sıcak rüzgârlar karşılar sabahı
Bazen öfkelerim dalgalar kadar sert!
Fırtınalı gecelerde yıldırımlarla konuşurum
Gel, gitlerle değişken bir hayatın içinde;
Kâh, sükûtum çığlığa döner
Kâh, feryadım gözyaşıyla diner
Gün doğumunda, ‘yüreğim ısınır’
Gün batımında, ‘soğur bütün bedenim’
 

Yazarın Diğer Yazıları