Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İki farklı dünya

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İki farklı dünya, mazlum ve zalim!

Fani dünyanın, garip oyunları

Düşün, enkazı beşerde vebalim!

Beşerin, girift ve farklı yönleri

Zıvanadan çıkmış, ekseni kaymış,

Karanlığın emzirdiği günleri

Ey kemâl vaktinin açan gülü!

ADALET

Hakkın "tavsiye" ettiği yol, "adalet"

Beşerin "tasfiye" ettiği yol, "adalet"

Adaletten kaçan, "adalete sığınır"

Adaleti bulamayınca, dövünür

TEVBE ETMEK

Tevbe etmek, ne mübarek yöneliş

Yüreğinden gelen sesle uyanış

Kalbi hasletle, hasretine eriş

Dualar, âminler; ruhun gıdası

Vicdanın sinelerde hoş sedası

ESER BIRAKAN

Şu âlemde eser bırakana meftunum

Dert ile dertlenmeyene dargınım

Ey zaman, sana karşı içten mahzunum

Zaman, tarih bizlerden köprü ister

MESAFELER KISALDI

Şu âlemde mesafeler kısaldı

Sabır, şükürde tahammül kalmadı!

Kahvenin yerini, kafeler aldı

Erdemli tavra tahayyül kalmadı

İlimde, irfanda; sınıfta kaldı

Bilgeler asrında tekâmül kalmadı

DAGLAR

Dağlar, birbirine omuz verirler

Kale duvarları gibi vakarlı

Saflar, birbirine omuz verirler

Boşa geçen ömrü için efkârlı

Âlemde her delil, insanın sırrı

Saklı defineleriyle esrarlı

BİZ BU SEHRİN

Biz bu şehrin tozunda, toprağında...

Bağrında düşe kalka bir ömürle...

Başımız dik, alnımız açık vakarla...

Edebimizden de taviz vermeden...

Kâh açık, kâh yağmurlu havalarda...

Dostlarla omuz omuza vererek

Hoş bir sedayla, edayla yürüdük

BAK AYNAYA

Yüreğinin sesiyle bak aynaya

Ahsen’i takvim denen mayaya

Göz nurunla bak, ilahi boyaya

Edeple ayakta, keşfet kendini!

Ey ruhum, huzura varmak isterim

Huzurda, vuslata ermek isterim

Gönlümü cihana sermek isterim

FAİZ BİR BELÂ

Faiz, bir belâ, musibet, felaket,

İnsan varlığını yutan bataklık

Faizi savunmaya kalkan cehalet

İçimde, ışığı yutan karanlık

Karanlığın mayasında, atalet

Ayağa kalk, ey kutlu istikamet

HAYALLERİMİZLE

Hayallerimizle bir ömür geçirdik

Umutlarımıza, yelken açardık

Gözü kara; serden, yardan geçerdik

Kur, Aras coşsun, Tuna taşsın derdik!

Kürşat'ça, er meydanını dilerdik

Ufuk insan, gaye insan olmak güzel!

Ati ‘yi, güzele yormak da güzel

İKİ YAKASI

İki yakası bir araya gelmeyen, şaka!

Akıl ve gönlü almayan alkışa

Gelirmiş eninde sonunda tuşa

İçinde, "ahı" çekemeyen mizah

Hazmı giderek zorlaştıran mizah

ŞAİRİN LİMANI

O limanda, sessiz bir çığlık!

Püfür, püfür esen, serinlik...

Gönle çarpan, ilham dalgaları

Göz alabildiğine mavi bir ufuk

Ufuk çizgisi, yudum yudum demlenir

Deli gönül, bu deryada gamlanır...

Kimbilr, bu limandan kaçıncı gemi,

OLMASIN

Yolun sarp olsun, bataklık olmasın

Akıl vicdana dost, birlik yürüsün

Deli-dolu, sağa-sola sapmadan,

Hayat yolunda, sakatlık olmasın

Sabırla çekilir, koca bir ömür

Çile yol açsın, hasetlik olmasın.

İKİYÜZLÜ

İkiyüzlü, riyanın yaydığı bataklık!

Bataklık içinde yükselir feryat,

Nasıl hikâye; beyaz sayfa, aklık?

Haramzadenin elinde tutsaklık

Bir kısır döngü, başları döndürür

ELÂZIĞ ŞEHİR MEYDANINA YAKIŞAN “MEYDANLAR” ŞİİRİ KONULUYOR.

11.12,2022 tarihinde, bundan dört yıl önce bu kösemizde “Bu Meydana Yakışan” yazımızda, Elâzığ Belediyesinin güzel bir eseri olarak kazandırılan Şehir Meydanı Cumhuriyet Döneminin en güzide eseri olarak görüyoruz Belediye Bakanımız Şahin Şerifoğulları’nı da bu hizmetlerinden dolayı tebrik ederiz.

Geçtiğimiz gün Elâzığ Şehrinin Vefalı Dostu ve Eski Belediye Bakanımız Behçet Susmaz aradılar

“Kendilerinin Elâzığ Şehir Meydanına Hemşehrimiz Destanlar Şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun, “MEYDANLAR” Şiirinin; bu şehre ve bu şehrin güzel meydanına yakışacağını ve bir anlam kazandıracağını Belediye Başkanımız Sahin Şerifoğulları’nı anlattıklarını, Sayın Başkanın bu talebi memnuniyetle karşıladıklarını bizlere ifade ettiler,”

Elâzığ Şehir Meydanında inşallah yakın bir zamanda, Destanların Efendisi, Hemşehrimiz, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Meydanlar Şiirini” okuyacağız

11 Aralık 2022 tarihinde bu köşemizde kaleme aldığımız yazımızı tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.

**

“Elâzığ Şehri Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923) üzerinden bir asra doğru adım attığımız şu yıllarda; İsmine yakışan bir meydana kavuşmuş oldu.

Elâzığ Şehrine yakışan da böyle bir meydandı…

Bu meydana yakışan; tarihimizi, kültürümüzü, sanatımızı, edebiyatımızı, musikimizi, örf ve ananelerimizi içerisinde barındıran Hemşehrimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’na ait mükemmel bir şiir, “Meydanlar Şiiri…” o kadar yakışır ki!

Sekiz köşeli Elâzığ şapkası… Sekiz köşe şapka gerçekte, “motiflerini Selçuklu sanatından aldığı…” rivayet edilir. Öyle ki, Selçuklu sanatında, ‘sekizgenler önem taşır’

Her köşenin bir anlamı var; “Yiğitlik, mertlik, çalışkanlık, cömertlik, dürüstlük, misafirperverlik, alçak gönüllülük, doğruluk…”

Meydanlar Şiiri her mısraıyla, “bu milleti anlatır…” Özümden, sözümden, kimliğimden bahseder.

“Şu yeryüzü er meydanı

Gönül sevmez her meydanı

Yüreksize yorgan döşek

Koç yiğide ver meydanı


Başbuğlar tuğ kaldıranda,

Atlar dizgin dolduranda,

Malazgirt’te, Çaldıran’da

Sakarya’da gör meydanı


Kaytan bıyık bura bura

Gakkoş, dadaş sıra sıra

Elâzığ’da Çay’da Çıra

Erzurum’da bar meydanı


Ey içi boş, dışı süslü!

Eli kirli, yüzü paslı!

Yetişsin Asım’ın nesli

Etsin sana dar meydanı!


Bak neler var dünlerinde

Acı, tatlı günlerinde

Dumlupınar önlerinde

Mehmetçik’ten sor meydanı”


Bizler, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’na, “Destanların Efendisi…” diyoruz.

Tarihi romanlarımı, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun o nefis üslubunda okuduk!

Asırları mısraların ruhuna taşıyan da, Niyazi Bey oldular.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ve Arif Nihat Asya, 1071 Malazgirt Zaferinin 900. Yıldönümünü;

1971 Yılında Malazgirt’te bir önemli sayfayı aralayarak kutlamışlardı.

O tarihi ihtişama bizlerde, sıla-ı rahim yaparak; Malazgirt Zaferinin 937.inci yıldönümünü 2008 yılının Ağustos Ayında, “Muş Valiliğinin katkılarıyla Elâzığ Şehrimizden geniş bir katılımla gerçekleştirmiştik!”

Elâzığ insanı, “vatansever kimliğiyle…” dünden bugünlere, ‘erdemli bir duruş göstermiştir’

İnşallah o duruş ilanihaye devam edecektir.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Özbekistan, Türkmenistan vesaire bayrakları Elâzığ Şehrimizin o muhteşem (Cumhuriyet) Meydanında dalgalanırken, “biz bir milletiz…” diyoruz!

Bir şeyleri teklif ederken, ‘sözü yürekten söylüyoruz’

Hatırlayalım, İlki 1992 yılında Av. Fikret Memişoğlu anısına yapılan Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının 2si de, “Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ve Cenani Dökmeci…” anılarına yapılacaktı!

Ahmet Kabaklı, Av. Fikret Memişoğlu, Nurettin Ardıçoğlu, İshak Sunguroğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu vesaire bu şehrin, ‘Rol Model İsimleridir…’

“Meydanlar Şiiri…” bütünüyle düşünülürse, ‘tarihi tefekkürdür’

O şiirin ruhaniyetinde, ‘bir milletin sevinçleriyle acılarıyla birlikte hayat serüveni…’

Elâzığ Şehrinin bu nezih meydanına yakışan nedir?

Bu meydana yakışan ne ise onları birlikte, ‘ortak bir akılla…’ hayata geçirelim.

Gayemiz nedir? Şu kadim şehirde, “Milli Şuuru Uyanık Tutalım!”

Elâzığ Şehrinin bağrından çıkardığı, “Harput’un Şehriyarı…” Esat Kabaklı’yı davet edelim! Şu meydanda o gür ve tok sesiyle bizlere/ bir bakıma sazın tellerine dokunarak, o güzelim eseri icra esinler… Bizim, “Kent Kültürümüzde…” Meydanlar önemli yer alır.

Meydanlarda, ‘bir kültür, bir aksiyon, bir yürüyüş…’ görürsünüz.

Meydanlar, ‘durgun değildir’ Sürekli bir akıcılığı vardır…

Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya; “Alparslan” şiirinde bizlere tarihi yaştırlar;

“Torunlarım dört yana, kol kol gitsin;

Malazgirt’ten İstanbul’a yol gitsin!

Gelip sana çarpan gücü, yavaştan

Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!


Şehitlerim Allah’a al al, gitsin,

Yaralıma su veren bal gitsin!”


BİLGELER YOLU…

Malatya İnönü Üniversitesi’ne gittiniz mi?

Orada en fazla dikkatimizi çeken, “Bilgeler Yolu…” olmuştur.

Elâzığ Cumhuriyet Meydanında/ veya Elâzığ Kültür Park’ta;

Bu aziz ve kadim Şehre, “Bilgeler Yolu…” yakışır.

,O yol güzergâhında; “Orhun Kitabeleri, Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Âşık Veysel vesaire önemli şahsiyetler/ taşa yazılan sözleriyle yer alıyorlar.”

Dünden bugünlere, ‘tekliflerle…’ geldim.

İnşallah bu tekliflerimiz kabul görür

Selam ve muhabbetle

Dr Hüsamettin KAYA MUSİKİ MÜZESİ...

Elâzığ Şehrimiz gerçekten vefalı bir şehir 01 Temmuz 2026 Çarşamba Günü, TRT GAP Diyarbakır Radyosunda Hayatın İçinden Programında, Elâzığ Şehrinde; Mahalle, Sokak, Bulvar, Park, Okul, Müzeler, Salonlar vs. yerlere bu şehirde hizmet erbabı ve de kamu vicdanında derin izler bırakan şahsiyetlere verildiğini belirtmiştim.

Dr. Hüsamettin Kaya, bizim kadim dostumuz, meslektaşımız, şehrin kültür-Sanat-Folklor ve Musikisine hizmetleri olan “”Bilim İnsanımız!” Kendilerini rahmetle anıyoruz. Musiki Müzesi’nin isminin bu güzel insana verilmesini takdirle karşılıyor. Belediye Başkanımız Şahin Şerifoğullarına ve emeği geçenlere de tebriklerimi belirtmek isterim... Hayırlı olsun

Yazarın Diğer Yazıları