İçimizdeki, “görünmeyen tehlike…”
Asıl bataklığı besleyen, “unsurlar…”
Hadis, “Ahir zamanda, din yoluyla dünyalık elde etmek isteyen, bir
takımadamlar ortaya çıkacak. İnsanlara şirin görünmek için koyun
postuna bürünecekler. Dilleri baldan tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi
olacaktır.” (Tirmizi)
Onların, “gözlerinin derinliklerine…” şöyle bir bakınız?
“Dillerinin söylediklerini, kalpleri tasdik etmiyor...”
Riya, sözlükte “ikiyüzlülük…” olarak tanımlanıyor.
Riya, “kalbin manevi hastalıklarından biri…”
Hud Suresi, 112.nci ayette şöyle buyrulur, “Onun için sen,
emrolunduğun şekilde, beraberinde tevbe edenlerle dosdoğru hareket et.
Aşırı gitmeyin; çünkü Allah, yatıklarınızın hepsini kemaliyle
görücüdür.”
Kalbi Allah diyen bir müminde riya/ veya ikilik olmaz. Mü’min
kardeşini asla aldatan/ veya yanlış yönlendiren bir tavır içerisinde
olmaz.
Hadis, “Bize silah çeken bizden değildir. Bize hile yapıp aldatan da
bizden değildir.”
Bir Müslüman her zaman için feraset sahibidir. Gaflet, delâlet ve
ihanet içerisinde olmaz/ olamazda
Hz. Mevlana, “İnsanı gördüklerinden ibaret sayma, göremediklerinde
ara, içidir hakikatin resmi, dışı sadece bir manzara…”
Bizler, çok defa manzaraya baktık ve aldandık... Ah, aldatanlar;
‘zulüm yüklenenler’
“Cenab-ı Hakk kâfir için necis dedi. Fakat dikkat et ki; kâfirlerin
dışı pis değildir. O pislik onların din ve ahlakındadır”
Kur'an ne buyuruyor; “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri
dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil mi vermek
istiyorsunuz” (Nisa-144)
Biz kiminle, kimlerle bütünleşmeye çalışıyoruz?
Bizim güzel bir atasözümüz vardır; “Eğreti ata (el atına) binen tez iner!”
Bir başkasının, “kanatlarına…” veya “himayesine…” bu milletin ihtiyacı
yok. Nasıl olursa olsun, “kendimiz…” olalım. Dürüst, Samimi, Hakk
Dostu, Edep Sahibi olalım.
Bir şiirimizde ne diyoruz?
“Dışı içine esir / İçi dışına hâkim,
Korku vicdana tesir / Sevgi illete hekim”
Bu millet, tarihi boyunca ne çektiyse, “münafıklardan…” çekti. Onlar,
milletin içerisinde yaşadılar; ama “bataklıktan…” beslendiler.
Hadis, “Oruç tutup, namaz kılarak Müslüman olduğunu da söylese,
münafığın alameti üçtür;
Kendisine bir emanet bırakılırsa hıyanet eder, konuşursa, yalan
söyler… Anlaşma yaparsa, sözünden döner!”
Allah'ın Resulü (sav) “Münafıkların kendilerini ele verecek…”
özelliklerinden bahsederler.
Onların, “selamları, lanettir, yemekleri gasp ve yağmalamadır,
Hile ve aldatma ile mal kazanırlar,
Mescitlere aralıklı yaklaşırlar,
Namazı ancak üşene üşene kılarlar,
Büyüklük taslarlar, ne severler, ne de sevilirler
Gece odun gibi sessiz, gündüz gürültücüdürler”
Hadis, “Münafık iki sürü arasında kâh birine kâh öbürüne yanaşan
şaşkın koyun gibidir”
Hadis, “Münafık, gözlerine hâkim olup istediği şekilde ağlayabiliyor”
Hadis, “Kim ki kalbindeki Allah korkusundan daha fazlasını insanlara
göstermeye çalışırsa, O münafıktır”
Hz. Kur’an da, münafıklarla ilgili tahmini, “111 ayet…” geçiyor.
İşte onların bazı halleri…
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, inanmadıkları halde,
“Allah’a ve ahiret gününe inandık” derler (Bakara, 8)
“Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar” (Bakara, 9)
“Kalplerinde hastalık vardır!” (Bakara, 10)
“Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde; biz ancak islah
edicileriz” derler (Bakara, 11)
“İyi bilin ki onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat
anlamazlar” (Bakara, 12)
“İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da,
Ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar” (Bakara, 16)
“(Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka)
dönmezler” (Bakara-18)
“Onlar ki, söz verip anlaştıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar.
Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler
Ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır” (Bakara-27)
“İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin
hoşuna gider
Ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Hâlbuki O, İslam düşmanlarının
en yamanıdır” (2-204)
“Ona “Allah’tan kork!” denildiği zaman da,
Kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevk eder” (2-206)
Kalpleri “işkilli…” olanlar, şüphe içerisinde bocalayıp duranlar…
“iyiliği…” ve “ara bulmayı…” sadece gösteriş için yapanlar…
Yalan yere, “yemin edenler…”
Allah'ın rıza göstermediği, “sözleri, işleri ve fiilleri…” işleyenler…
Müminleri bırakıp, “kâfirleri…” dost edinenler…
Namaza, “tembel tembel…” kalkanlar…
“küfür…” ile “iman…” arasında bocalayanlar…
“İyi bir amelle, kötü bir ameli karıştıranlar…”
Allah’a verdikleri, “sözü…” tutmayanlar.
Şimdiye kadar gördüklerimiz ve bundan sonra da göreceklerimiz…
Herşeyi, bütün gizlilikleri Yüce Yaradan bilir.
Bir şey var ki, en büyük düşmanımız, kendi iç dünyasını sürekli
gizleyen, “münafıklardır!”
Onların oyunları, Onların desiseleri, Onların kurdukları tuzaklardır
Öyle ki, onlar bizim içimizde; “inandık…” derler!
O sebeple ne diyoruz, Yarabbi! Bizleri görülür ve görünmez
düşmanlardan; fitneden, fesattan ve her türlü şer ocaklarından sen
koru. Âmin.
Ey irfan sahibi kardeşim, içimizdeki tehlikeyi göremezsek/ veya kalbi
ve hasbi bir şuurla etrafımıza/ veya çevremize ferasetle bakamazsak,
en yakınımızdaki tehlikeyi göremeyebiliriz.
Bizlere bir nefes kadar yakın, ‘sorumluluk veya mesuliyet şuuru...’
tabandan tavana kadar sirayet edecek bir anlayışta, toplumun bütün
katmanlarını kuşatmalıdır Selam ve muhabbetle