Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hüsrana Benzer

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Sanma, gaflet üzerine bir hayat
Akıbeti meçhul bir yola benzer
Fikrinde sebat, gayretine niyet;
İltifat, nefsani hevese benzer
Verme kimselere kolunu diyet,
Ağır hesap bil ki, hüsrana benzer

KADINLAR GÜNÜNE
Kadın; anamdır, bacımdır, eşimdir
Şefkatin, vefanın soylu adıdır
Gözüm, sözüm üstünde başımdır
Sabrın, sükûtun, nimetin adıdır
Merhamet; ‘merhem ol yarama’
Sevgi eşiğin, gayri yol arama!

HÜZÜN YAĞMURU
Gök mavisinde, hüzün yağmuru
Ne oluyor, ‘içimde rüzgâr, yangın’
Titrer mi dudaklarım son sözlere
Hangi limana demir atacaklar?
Bilinmez bir yolda nasıl yürünür?
Basiret bağlanmış göz körlüğünde!

HABİL İLE KABİL
İlk insanla başlar, ‘mazlum nefesi’
Habil çobandır, sürünün başında!
Kabil’de, ‘kin kusar’ dünya hevesi
Öfke çığlığı, kıskançlık zehrinde
Zulümle eşleşen, ‘nefret savaşı’
Barış sorulmaz, ejderha taşında!
Olmaz mı asrın ideal davası?

SAVAŞ
Savaş, simsiyah kara bulut gibi
Akar, ‘Âdem’e cehennem rüzgârı
Veyl onlara, kötü çığır açanlar!
Akılsızlar, bu âlemden yüz geri
Şura ehliyle ister, gönlüm, sulhu!

BU GÖÇ YAMAN GÖÇ
Bu göç yaman göç, ölümlü dünyadan…
Yıldızlar kayar en yakınınızdan!
Daha da garip kalır, gözler dünyadan
Yolcuya gözyaşı dök, arkasından!
Dualar, Fatihalar arkasından…

DÜŞLERDEYİM
Düşler, bir efkâr rüzgârına benzer
Halden hale geçen derviş misali
Ufuk ötesi, gülzarına benzer
Sevdamız, kutlu bir dava misali…


YOLCUYUZ
Şu arz üzerinde, birer faniyiz
Haktan geldik, Hakk’a giden yolcuyuz
Mülkünde, eser bırakan baniyiz
Gurbetten sılaya giden yolcuyuz!

GÖÇÜYOR
Güzel insanlar, birer birer göçüyor
Garibim, fani hayatı ölçüyor!
Adımlar, kaldırımlar daha yalnız
Daha kimsesiz, yüreğim kanıyor!
Ölüm, ölüm kusan geceler hissiz
Sessiz bir bahara, yıldız düşüyor!

DAHA SESSİZ
Bugün daha yalnızım, daha sessiz
Mart soğuğu, kara taneler dışarı
Zamanın yorgun düştüğü düşlerde
His denizinde yüzer heveslerim!
Nefesler, ısıtır mı gözyaşını
Soğur dünya, rüzgârlar daha hırçın

SON NEFESİM
Her ölüm gözyaşı, sözün bittiği,
Yerde; ders verir, her mezar taşı!
Taşı yüreğine, ‘ölüm sırrını’
Ölmeden önce, ‘ölümünü taşı’
Ölüm hakikat, bir adım ötesi
Adım adım yaklaşır, son nefesim!

NİMETE ŞÜKÜR
Nimet, haktan lütuf, iyilik ihsan
Bir nefes sıhhat, bize büyük nimet
İnsan yükü ağır, düşürme yâ Rabbi!
Akıl, idrak, iz’an, şuur, basiret,
Her biri nimet, şükrün edasında;
Hayat daha güzel, daha yürekli

EY ŞEHİR
Ey Şehir, tebessüm et geleceğe
Hak murat eder, bütün olacağa
Sende gayret, salih bir niyet olsun
Tarihin, hafızan, bayrağın olsun
Kıyama kalk, doğrul ve kendin ol!
Kendinde yaşa, gönül yürüyüşünü…

KİBİR
Kibir, kabir azabı kadar fena!
İyilerde vahdet, vuslata sena
Birlik içine düşmesin, ‘ikilik’
İkilik, ‘zehir kusan kör bir belâ
Riyadan uzak dur; huzurdan yana…

HAKKA TAPARIZ
Dünya, ahiretin ekin tarlası;
Eker, biçer, hasatını yaparız
İyilikler, ahiretin meyvesi;
Hakkı bilir, yaşar; Hakk’a taparız

KUŞLAR
Seher vakti gökyüzünde kuşlara; 
Kalbimi bırakır, ‘çizin aşkımı’
Dercesine seslenir yürekten;
Sizler uçun, kanar çırpın yüksekten
Bizler, toprağa basan ayağımız!
Tevazu kanadı daha yüksekten
Masmavi ufuklarda dolaşırız
Gönüllerde yürümek, kanat çırpmak!


 

Yazarın Diğer Yazıları