Haziran ayına, yaza merhaba
Sakın, günlerimiz olmasın heba
Tatlı dil, tatlı söz, gelsin hesaba
Bağa, bahçeye yürüsün adımlar
Erik, vişne, kirazla ilk tadımlar
Hasavan serilsin, dut sofrasına
HAZİRAN AYI…
Haziran, huzur veren ayın adı
Alır sazı eline, yaz şarkısı
Zeytuni bakışlarda, dut sofrası
İlhamıdır şaire, mevsimin tadı
Reyhan kokulu, seher yeli eser
Aşk ile tozar, yeşilin irşadı
N’olaydı her dem Haziran Sabahı!
Arz-ı endam eder, vuslat havası
Yaz ayları, dört mevsimin balayı
Isısı düşer toprağa, meyveye…
ZAMAN ÜÇ DİLİM
Zaman, üç dilim
Üç farklı desende kilim
Kilim, her ilmek zamana atılır
Gönlümün çizdiği desen...
Şu an, haldeyiz; zamanın içinde,
Her nefes, her dakikada,
Atılan ilmekler, özündeki desenler...
Ömrümüzü verdiğimiz, kilim ve kimlik!
İLK ADIMDA AHLAK...
İlk adımda, ahlak; sonra adalet!
Adım adım aradığım insan fıtratı...
Güvenilir, emin ve dürüst olmak!
Hak yememek, hukuk çiğnememek...
“Ne aldatan, ne de aldanan olmamak!”
Sadakat bayrağını dalgalandırmak...
İlim, hikmet ve marifet yolcusu...
İmanıyla cesareti bütünleyen...
HAKİKİ DOST KİM?
Şu âlemde hakiki dost kimler?
ABD' mi, Rusya mı, Çin mi?
Avrupa Birliği mi?
Ey Anadolu insanım;
Sağına bak, soluna bak...
Yanına, yörene bak!
Kim sorusu nu, "ben söyleyemem!"
Sen, tefekkür et ve cevabını,
Gönül rahatlığı içinde ver…
HİKMET BOYASI
Katar katar mana taşır mısralar
Akıl heybesinde, gönül dünyası
İlham hokkasında, fikir damlası
Düşer tuvaline hikmet boyası!
BAHARIN ESENLİĞİNE...
Gecenin şerri, kışın soğuğundan,
Baharın esenliğine yürümek
"Ölümlü-Dirimli" fani dünyada,
Baharın dirilişine yürümek
Her mevsimin bir rengi, manası;
O mananın iklimine yürümek.
HER VAKTİN BİR RENGİ…
Her vaktin bir alımı, bir çalımı,
Farklıdır rengi, farklı cazibesi…
Şu âlem, asumanda bir yalı mı?
Kâinat, ahiretin bir izbesi
Dünya. Zevk-ü sefa sürene yalı…
Dünya, defterini dürene çalı…
ASRIN VAKANÜVİSLERİ
Asrın vakanüvisleri nerdesiniz?
Naimalar, Lutfi Efendiler...
Cevdet Paşalar, Şeref Efendiler...
Kâtip Çelebiler, Evliya Çelebiler...
Bir seyyah gibi zamana yolculuk
"Tarihi yazmak, tarih yapmaktan zor"
Kâlem bizlere, şâhadet edecek!
Yalancının yüzü kızaracak?
Utancından öyle bir kaçacak ki!
SANA HASRETİM
Ey samimi yüzler, sana hasretim
Bil ki, her nefesim doğruluk solur
Asrımız 'birliğe' kalmasın yetim!
Güzel söz, esen rüzgâra yol olur
Yürek dolusu sabırda, gayretim,
Sevgiye döner, inşirah bulur.
BU OYUN FARKLI
Her millet, kendi oyununu oynar
Bu oyun farklı, için için kaynar
Kördüğüm olmuş, hani eski bağlar?
Temiz yürekler, kimin için ağlar?
Geçti, yürekli insanlar, o çağlar!
Bu oyun farklı, farkı gören anlar...
VATANIM
Vatanım derim, ezan kadar içten
Kahramanlar sükût eder geçmişten,
Âdeme, dokunmaz keder hariçten
Dert, içten kemiren bir kurda benzer
Vuslatı adımlar, öz yurda benzer
Dertle dertlenen gönül, merde benzer.
YEMEN TÜRKÜSÜ
Harput’un yüzü nereye dönüktür?
Hangi ocak, hangi mekân sönüktür?
Sarıkamış soğuk, Yemen donuktur!
Çanakkale asrın zor meydanıdır!
Dil inlermiş, Zaman inlermiş, Maksat inlermiş,
Sevda inlermiş, Ocak inlermiş!
Harput’ta hergün yürekler yanar.
Anne öğüdüyle evlatlar kanar.
Dualar, ümide gayeler yakar.
Yemen dertlilerin zor meydanıdır.
Dil inlermiş, Zaman inlermiş, Maksat inlermiş,
Sevda inlermiş, Ocak inlermiş!
Dağlar ötesi acı haber soluklar!
Oluk oluk hasret akar yollara!
Yollar, gülü saklar diken içinde!
Emmilerin gitti Harput,
Ninnilerin ağrılı Harput!
Bak, bu yollara daha kimler çağrılı Harput!