Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Haziran ayına merhaba

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Haziran ayına, yaza merhaba

Sakın, günlerimiz olmasın heba

Tatlı dil, tatlı söz, gelsin hesaba

Bağa, bahçeye yürüsün adımlar

Erik, vişne, kirazla ilk tadımlar

Hasavan serilsin, dut sofrasına


HAZİRAN AYI…

Haziran, huzur veren ayın adı

Alır sazı eline, yaz şarkısı

Zeytuni bakışlarda, dut sofrası

İlhamıdır şaire, mevsimin tadı

Reyhan kokulu, seher yeli eser

Aşk ile tozar, yeşilin irşadı

N’olaydı her dem Haziran Sabahı!

Arz-ı endam eder, vuslat havası

Yaz ayları, dört mevsimin balayı

Isısı düşer toprağa, meyveye…


ZAMAN ÜÇ DİLİM

Zaman, üç dilim

Üç farklı desende kilim

Kilim, her ilmek zamana atılır

Gönlümün çizdiği desen...

Şu an, haldeyiz; zamanın içinde,

Her nefes, her dakikada,

Atılan ilmekler, özündeki desenler...

Ömrümüzü verdiğimiz, kilim ve kimlik!


İLK ADIMDA AHLAK...

İlk adımda, ahlak; sonra adalet!

Adım adım aradığım insan fıtratı...

Güvenilir, emin ve dürüst olmak!

Hak yememek, hukuk çiğnememek...

“Ne aldatan, ne de aldanan olmamak!”

Sadakat bayrağını dalgalandırmak...

İlim, hikmet ve marifet yolcusu...

İmanıyla cesareti bütünleyen...


HAKİKİ DOST KİM?

Şu âlemde hakiki dost kimler?

ABD' mi, Rusya mı, Çin mi?

Avrupa Birliği mi?

Ey Anadolu insanım;

Sağına bak, soluna bak...

Yanına, yörene bak!

Kim sorusu nu, "ben söyleyemem!"

Sen, tefekkür et ve cevabını,

Gönül rahatlığı içinde ver…

HİKMET BOYASI

Katar katar mana taşır mısralar

Akıl heybesinde, gönül dünyası

İlham hokkasında, fikir damlası

Düşer tuvaline hikmet boyası!

BAHARIN ESENLİĞİNE...

Gecenin şerri, kışın soğuğundan,

Baharın esenliğine yürümek

"Ölümlü-Dirimli" fani dünyada,

Baharın dirilişine yürümek

Her mevsimin bir rengi, manası;

O mananın iklimine yürümek.

HER VAKTİN BİR RENGİ…

Her vaktin bir alımı, bir çalımı,

Farklıdır rengi, farklı cazibesi…

Şu âlem, asumanda bir yalı mı?

Kâinat, ahiretin bir izbesi

Dünya. Zevk-ü sefa sürene yalı…

Dünya, defterini dürene çalı…


ASRIN VAKANÜVİSLERİ

Asrın vakanüvisleri nerdesiniz?

Naimalar, Lutfi Efendiler...

Cevdet Paşalar, Şeref Efendiler...

Kâtip Çelebiler, Evliya Çelebiler...

Bir seyyah gibi zamana yolculuk

"Tarihi yazmak, tarih yapmaktan zor"

Kâlem bizlere, şâhadet edecek!

Yalancının yüzü kızaracak?

Utancından öyle bir kaçacak ki!


SANA HASRETİM

Ey samimi yüzler, sana hasretim

Bil ki, her nefesim doğruluk solur

Asrımız 'birliğe' kalmasın yetim!

Güzel söz, esen rüzgâra yol olur

Yürek dolusu sabırda, gayretim,

Sevgiye döner, inşirah bulur.


BU OYUN FARKLI

Her millet, kendi oyununu oynar

Bu oyun farklı, için için kaynar

Kördüğüm olmuş, hani eski bağlar?

Temiz yürekler, kimin için ağlar?

Geçti, yürekli insanlar, o çağlar!

Bu oyun farklı, farkı gören anlar...


VATANIM

Vatanım derim, ezan kadar içten

Kahramanlar sükût eder geçmişten,

Âdeme, dokunmaz keder hariçten

Dert, içten kemiren bir kurda benzer

Vuslatı adımlar, öz yurda benzer

Dertle dertlenen gönül, merde benzer.

YEMEN TÜRKÜSÜ

Harput’un yüzü nereye dönüktür?

Hangi ocak, hangi mekân sönüktür?

Sarıkamış soğuk, Yemen donuktur!

Çanakkale asrın zor meydanıdır!


Dil inlermiş, Zaman inlermiş, Maksat inlermiş,

Sevda inlermiş, Ocak inlermiş!


Harput’ta hergün yürekler yanar.

Anne öğüdüyle evlatlar kanar.

Dualar, ümide gayeler yakar.

Yemen dertlilerin zor meydanıdır.


Dil inlermiş, Zaman inlermiş, Maksat inlermiş,

Sevda inlermiş, Ocak inlermiş!


Dağlar ötesi acı haber soluklar!

Oluk oluk hasret akar yollara!

Yollar, gülü saklar diken içinde!


Emmilerin gitti Harput,

Ninnilerin ağrılı Harput!

Bak, bu yollara daha kimler çağrılı Harput!

Yazarın Diğer Yazıları