Haydi, Elâzığ bir yürek olalım
Bir ses yükselsin, yüzbinlerin sesi
Kâh feryad-ı çığlığı olsun şehrin
Ha gayret, birlik aşkıyla dolalım
Sefer bizi bekler nice hizmetlere…
İçerisinde yaşadığımız şehrin öncelikle ‘büyük bir aşk, yüksek bir
moral, samimi ve dürüst olarak sevdalısı/ içten dostu olacağız!”
Şu coğrafyaya/ ecdada sıla-i rahim bilerek canımızla, kanımızla ve de
‘alın terimizle…’ vatan borcumuz olduğunu söylemek isterim!
Bir şiirimizde şöyle sesleniriz;
Ülkemde “haset” değil, “hasat zamanı”
Gönül gözüyle bakarsan vatana;
Vatan borcunu ödeme zamanı!
İhlasınla hizmet eyle atana,
Yunus diliyle her dem söz söyleriz,
Her anın, ‘vatan aşkıyla boyana’
Şunun veya bunun için değil…
Ve hele gösteriş için hiç değil…
Ahlaklı, vicdanlı, samimi ve dürüst olarak hizmete sarılmak/ ihlasla
ve bir ibadet telakkisiyle üretime sarılmak…
Elâzığ Şehrinin, 01 Ocak- 31 Temmuz 2023 Dönemi ihracat rakamlarına
baktığımızda, şehrin bütün sektörler bazında fotoğrafı ortaya çıkar…
Elâzığ Şehrinin 2023 Yılı 7 aylık toplam ihracatı; “182 milyon 207 bin dolar!”
Asıl vurgu yapmamız gereken nokta nedir?
Bahsini ettiğimiz bu ihracatın, “yüzde 82’lerini Maden Ürünleri…” oluşturuyor.
Maden Ürünleri ihracatını rakam olarak verirsek; “149 milyon 631 dolar…”
Elâzığ Şehrinin toplam ihracatındaki diğer sektörlerin toplam payına
baktığımızda;
“32 milyon 576 bin dolar…” gibi bir rakam karşımıza çıkar.
Dış ticarette büyümek bir bakıma refahta büyümek; istihdamda büyümek,
üretimde büyümek, GSMH’de büyümek anlamlarına da gelmektedir.
Elâzığ’ın hedefi ne olmalıdır; “Bir milyar dolar ihracat…”
Eski Sanayi Bakanlarımızdan Ali Coşkun’un bir sözleri vardı; “Bir
karış toprak boş bırakılmamalı, bir damla su boşa akmamalıdır!”
Ben şuna kanaat getirerek inanıyorum, “tarımda, ziraatta, doğal gıda
ürünlerinde potansiyeli…” 250 milyon dolarlara niye ulaşmasın!
Yeter ki, el ve gönül birliği içerisinde, “tarımda endüstrileşme
yolunda…” sağlıklı adımlar atarak çok önemli bir değişimi
yakalayabiliriz.
Öncelikle, inanacağız… İyi niyet sahibi, dürüst ve samimi olacağız…
Bu şehir insanının bir ayağının, ‘kırsal kesimde olduğunu…’ biliyorum.
Elâzığ Şehrimizin ve ülkemizin son yarım asrını da gayet iyi biliyoruz.
Kırsal kesimlerden şehirlere olan kontrol edilemeyen göçleri de biliyoruz!
Ne köy kent/ veya tarım kentleri/ veya Merkez Köyler projelerine ve ne
de ‘köy enstitülerine…’ sahip çıkmadık… Ve hele, “tarım sektörüne ara
sınıf elemanı yetiştiren Anadolu Tarım Liselerini de kendi haline
bıraktık!”
Elbette ki, “haydi Elâzığ…” diyeceğiz.
Elbette ki, “ecdada sıla-i rahim…” diyeceğiz.
Bir yerlerde artık toparlanmamız gerektiğine inanıyorum.
Bütün kurumlara/ ve özellikle de şehrin aydınlarına büyük görevler/
sorumluluklar düşüyor.
Sadece, ‘tenkitte/ veya eleştirilerde kalmayalım’
Sadece, ‘şikâyetçi olmayalım’
Konuşan/ veya tartışan bir şehir istiyoruz!
Bu şehrin/ veya ülke bazında en büyük sıkıntımız nedir; “Göçler…”
Güzel şehrimiz için yıllarca ne diyoruz;
“şehrimiz nitelikli göç veriyor; niteliksiz göç alıyor.”
Dün şehrin kendilerine danışılan, ‘kanaat önderleri’ vardı.
O kanaat önderleri göç ettiler.
Türkiye’de tıpkı şehrimiz gibi, ‘nitelikli göçler vermeye başladı’
Suriye, Irak, İran, Afganistan’dan niteliksiz göçler almaya başladı!
Şehrin ve ülkenin demografik yapısı değişti!
“Erdemli insandan, erdemli topluma…” çağrısı, asırların sağduyu çağrısıdır.
O çağrıda; huzur, güven, moral değerlerimiz oldu/ oluyor…
Asrın büyük Velilerinden Harput’ta metfun İmam Efendi (Osman Bedrettin
Erzurumi) ailemizle vedalaşırken bir sözleri vardı; “Bu toprakları
terk etmeyiniz… Öyle bir gün gelecek ki hayatınız olacaktır!”
Gün geldi… Toprağa dönüş başladı… Gıda Sektörünün insanlık âlemi için
ne kadar hayati bir değer taşıdığı daha iyi anlaşılır oldu…
Özel de, “haydi Elâzığ…” diyoruz. Şehir, bir bütün olarak ayağa kalkmalı…
“Tüketim ekonomisinden verim ekonomisine gayretli bir yönelişi hızlandırmalıyız!