Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ’da aramızdan ayrıldılar.
Geçmiş yıllara gidiyorum.
Mastar Kitapevi… Dostların buluştukları adreslerden birisi de oydu.
O adrese sıklıkla uğrayan üç önemli isim;
“Dr. Tuncer Gülensoy, Dr. Abdulkadir Yuvalı ve Dr. Sabahattin Küçük!”
Güzel sohbetler olurdu!
Şimdi o sohbetlerden sadece hatıralar kaldı.
Sohbete, Söyleşiye en fazla yakışanı, “Hasbihâldir.”
Akif’in çok nezih bir “Hasbihal” Şiiri bulunuyor.
“Ey can dostum, vefalı sevgilim,
Sana bıkkınlık verdiyse sözlerin
O her zaman ki iyilikseverliğinle
Susturma bu inleyen ruhu, dinle
Hayatın bütün gürültüsü dinle bile
Düşmez bu zavallı ruh, ümitsizliğe!”
Akif, ‘iman atlası üzerinde’ haykırır,
Şimdi şunu ifade etmek isterim;
“Donanımlı insanlar dopdoludur!
Onlara, “adil yüzlü beyler!” derim.
Hasbihâl sözlükte; “halleşme, dertleşme” anlamlarına geliyor
Dost duruşlu üç güzel insan…
Türk Diline, kültürüne, sanatına, edebiyatına hizmetleri büyük!
Yıllarca onları takip ettik…
Başarılarını sürekli kutladı.
Sağlık ve esenlikler dileriz.
SEKİZ KÖŞELİ ŞAPKA
Sekiz köşeli şapka da, “Elazığ’ı okursunuz!”
Sadece okumak mı?
Sekiz köşeli şapka da, “Elazığ’ı yaşarsınız!”
Sekiz köşeli şapkanın, ‘her köşesinde farklı bir mana’
O manalar, bir kilim deseninde; “Anadolu’yu dokur!”
O köşelerde, ‘sağduyunun kahraman şehri’
O kahramanlığın temel göstergelerini birlikte öğrenelim;
“Vatanseverlik, yiğitlik, mertlik, cömertlik, delikanlılık,
Alçakgönüllülük, dürüstlük, misafirperverlik…”
Bizim kültürümüzde, “aksaçlı bilgeler!”
Şehrin, ‘erdemli’ kâmil insanları…
Gerçekte, “sekiz köşeli yıldız!” Türklerin, Türk Kültürünün bizlere mirasıdır.
Günümüzde, ‘yeni mimari yapılarda…’ sekiz köşeyi görebiliyoruz!
Azerbaycan’ın, Türkmenistan’ın devlet armasında da;
Bayraklarında da, “Selçuklu Yıldızını…” görebiliyoruz..
Harput Şehrimiz için, “tarihin vuslat Şehri!” sözü elbet boşuna değil.
HADDİNİ BİLMELİ…
“Akdeniz’in efendisi Türkiye
Rum’u, Yunan’ı haddini bilmeli…
Barbaros’la dile gelen türküye,
Nefes olan ezgileri bilmeli…”
Bizler Balkanlara; “Evlad-ı Fatihan Yurdu” diyoruz.
Bulgaristan (545 yıl), Yunanistan (363 yıl), Sırbistan (539 yıl),
Karadağ (539 yıl), Bosna- Hersek (539 yıl), Hırvatistan (539 yıl),
Makedonya (539 yıl), Slovenya (250 Yıl), Romanya (490 yıl)
Dillere kolay efendim Türk Hâkimiyetinde kalmıştır.
Bu yurtlarda, her biri vatan tapusu, ‘ecdadın mezar taşları’ vardır.
Bu yurtları süsleyen 25 ila 30 arasında değişen; “tarihi Türk Eserleri…”
İskeçe, Gümülcine, Kavala, Dedeağaç vesaire şehirleri…
Toprağında, suyunda, havasında, “Türk kokusu…” vardır.
O sebepledir ki, “Yunanistan haddini bilmelidir!”
Akdeniz, bu milletin “Mavi Vatanıdır!”
Sularıyla da, kaynaklarıyla da, ‘Öz Yurdudur’
SAMİMİYET
Salih bir amelle başlar, ‘sadakat’
Azim, irade, gayret, ihlas, sabır;
Merhem olur, ‘hayatın özsuyuna’
İstikamet, ‘saadet burcuna’ çıkar
Merhamet, ‘hasmı bile eritir’
İste gönül; ‘feryadın’ kâfi gelir
“Yüzüstü bırakmaz, doğru kulunu…”
Ey samimiyet, ‘ihlas’ sana yoldaş
Ta ki, ‘ebede yürüsün’ erdemlik
AYRILIK
Pembe tadında açar, ‘narçiçeği’
Soğuk rüzgârları bekler meyvesi
Yeşil yapraklara düşer kırağı,
Ayrılık, acı bir dost kahvesi…