Harput’a gideniniz oldu mu?
Gitmeyenlere tavsiyem, ‘gidiniz; sabır ve sükûtla’ geziniz!
Kendinizi, bu gizemli şehrin; ‘uhrevi havasına…’ teslim ediniz
Harput, “tarihin efsanevi şehri”
Harput, “tarihin açık hava müzesi”
Harput, İstanbul’dan; ‘368 yıl önce…’ fethedilir
Harput, Bursa’dan ; ‘241 yıl önce…’ fethedilir
Bir söz vardır; “Elazığ’da yaşar, Harput’ta nefesleniriz!”
Harput bizlerin, ‘manevi ciğerleridir!’
Harput’ta ne dikkatimi çeker, biliyor musunuz?
“Babalar…” O ruhani makamlar, Harput’un; ‘gül bahçesidir!’ sanki…
Onlar; “Sadıklar, Sıddıklar, Şehitler,
Onlar, “Âlimler, fazıllar, ulemalar…”
Harput’ta her attığınız adımda; ‘manevi bir hazla…’ doluyorsunuz!
İlim, Hikmet, Marifet Deryasında kendinizi hissediyorsunuz…
“Arap Baba, Üryan Baba, Mansur Baba, Ankuzu Baba, Zahri Baba,
Fetih Ahmet Baba, Beşikli Baba, Murat Baba, Nadir Baba…”
“Baba” kavramı nereden geliyor?
Ata Yurdumuz, “Türkistan’dan…”
Ecdat, “evliya, aziz, sultan, ata…” kelimelerini sıklıkla kullanmışlar.
Baba Kavramı, “Saygı duyulması gerekli şahıslar için…” kullanılmıştır!
Harput’ta, “Bin Yıllık Tarihi Yaşarım!”
Harput, coğrafyamın ‘ışık şehri…’ olarak da anılır
“Şeyh Ali Septi, Mahmut Samini, İmam Efendi…”
Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretlerinden uzanan bir kutlu silsiledir!
O manevi iklimde, “Veliler Ordusu…” koruyucu birer zırhtır!
Anadolu’nun manevi fatihi olarak, ‘Piri Türkistanî Ahmet Yesevi’yi (1093-1166)’ biliriz.
Ahmet Yesevi, “Türk Tasavvuf Geleneğinin Kurucusu…”
Büyük mutasavvıflar, ‘ondan etkilenmişler…’
Yunus, Ahi Evren, Hacı Bektaşi Veli; Onun talebeleri…
Ahmet Yesevi’nin ilk mürşidi kimdir?
“Arslan Baba…” sonra, “Yusuf Hemadani’ye…” intisap edecektir.
Piri Türkistanî ne diyorlar?
“Benim hikmetlerim Hadis hazinesidir
Kişi pay görmese, bil habistir
Benim hikmetlerim Süphan’ın fermanı
Okuyup bilsen, hepsi Kur’an’ın anlamı”
Türkçe anlamı ile “kardeşlik” olan Ahilik hareketinin kökü de, “Ahmet Yesevi ’ye” dayanmaktadır!
“Ahiyan-ı Rum” “Bacıyan-ı Rum” “Abdalan-ı Rum…”
Anadolu’da, ‘fütüvveti hazırlayan…’ örgütlenmedir
Anadolu’nun ‘efsanevi kadim şehri…’ Harput’ta;
“Ahilik” ve “Yesevilik” kültürünü birlikte görmekteyiz!
Belek Gazi, Harput’un efsanevi hükümdarı (ö. 1124)
Belek, “Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli roller üstlenen…”
Büyük bir kahramandır. Kudüs Kralı Baudouin, Urfa Kontu Joscelin’i;
Savaş meydanlarında yenerek Harput Zindanlarına hapsetmiştir…
Bir yanda Haçlılarla çetin bir mücadele verilirken,
Beri tarafta, “Türkmenlere…” yurt hazırlar! Öyle bir yut ki, “Yesevilikle” “Ahilikle” gelen bir yurt!
“Alperenlerin ve Derviş Gazilerin…” birlikte inşa ettiği yurt!
Harput’u, adım adım gezdiğimizde, o manevi iksiri soluklarız!
“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar,
Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler,
Sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir.
Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa, 69)
“Arap Baba’dan Nadir Baba’ya; bir kutlu yolculuk…”
O yolculuğun adı, ‘coğrafyayı vatan yapan…’ fütüvvet yolculuğudur
Anadolu Coğrafyasına şöyle bir yolculuk yapınız…
Bursa’da, Orhan Gazi döneminde yaşamış bulunan, “Geyikli Baba…”
Beldeler fetheden, “Rum Abdalları’ndan” “Alperen dervişlerinden”
Bursa’da, Yıldırım Beyazit zamanında yaşamış bulunan, “Somuncu Baba…”
Safevi Şeyhi, Hacı Bayrâm-ı Veli’nin mürşidi…
Hz. Mevlana’nın türkçe’ye çevrilen bir şiirinde şöyle der;
“Aşk sayesinde dikenler gül olur.
Aşk sayesinde sirke¸ tatlı şarap olur
Aşk sayesinde kazık¸ (hükümdar) tahtı olur.
Aşk sayesinde talihsizlik¸ talihe dönüşür.
Aşk sayesinde hapishane¸ bahçeli (bir) köşke dönüşür.
Aşk sayesinde küllerle dolu ocak¸ gül bahçesi olur.
Aşk sayesinde yakan ateş¸ güzel bir ışık olur.
Aşk sayesinde şeytan¸ huri olur.
Aşk sayesinde sert bir taş¸ tereyağı gibi yumuşar.
Aşk sayesinde keder¸ neşeye dönüşür.
Aşk sayesinde gulyabani¸ melek olur.
Aşk sayesinde arı iğnesi¸ bal olur.
Aşk sayesinde aslanlar¸ fare gibi zararsız olur¸
Aşk sayesinde hastalık¸ sağlık olur.
Aşk sayesinde öfke¸ merhamete dönüşür”
Anadolu’yu bizler, “şefkat ve merhamet coğrafyası…” ile tanımlarız.
Anadolu Coğrafyasını dolaşıyoruz…
Kayseri Velilerinden “Bostancı Baba…” Asıl ismi, “Bahaeddin Çelebi…”
O da, Anadolu’nun ‘fütüvvet çağında’ 13. yy’da yaşamıştır.
Anadolu Coğrafyasını dolaşıyoruz. Erzincan Velilerinden, “Terzi Baba…”
Asıl İsmi, “Muhammed Vehbi’dir…”
Gül Baba, Makamı Macaristan Budapeşte’dedir…
Anadolu Evliyasından Hâce Ubeydullah-i Ahrar (Hz.) talebesi
16. yy’da yaşamış, “Baba Haydar Semerkandi” olarak tanınır.
Niğde Velilerinden, “Misali Baba” veya “Gül Baba”
17. yy’da yaşamış, “4. Murat’la sohbetleri…” olmuştur
Muş’ta metfun bulunan, “Müştak Baba…”
“Ankara’nın başkent olacağını 100 yıl önceden bilmiştir!” (ö.1830)
Harput’tayım, bu efsunlu şehirde tarihe yolculuk yapıyorum;
Destanlarımıza bakınız; “Demiri Dövdük…” Dağları erittik, ayaklarımızın altına serdik,
İnsanlığa hediye ettik koskoca medeniyetleri..
Masallarımız, kahramanlarla çocuklarımızın gözlerini büyüledi…
Anne sütü gibi gönüllerini ferahlattı… Gürbüz yiğitler çıktı, vatan coğrafyasında…
Ses verdiler, Ötüken yaylasından… Ders aldılar, Ahmet Yesevi’den...
Semerkant, Buhara rüyalarını süsledi, her dem…
Kaşgar, dillerini bezedi… Aktılar, doğudan batıya doğru...
Bahar coşkusu içerisinde Yunusça dillendiler,
Ahi Evran Konağı’nda yenidünyalar/ yeni iklimlerle tanış oldular...
Şeyh Edebali, Emir Sultanlarla hayata barış oldular…
Fuzuli’den Nesimi’ye… Şeyh Galip’den, Yahya Kemal’e
Bir yay kirişi gibi gönül iklimini sevdalarına gerdiler…
Bir hayat ki, Dede Efendilerde, Itrilerde billurlaştı…
O kutlu tarihi Harput’ta yaşamak ve ‘tefekkür etmek…’
Tebrizli Şair, Nesir Payguz Harput’u o kadar güzel tasvir eder ki,
“Harput Asıya’nın gül bahçesidir
Bu kadar güzellik onun besidir
O ki, şöhretini yüceltip arşa;
Kulaklara çarpan müzik sesidir
Harput ocağıdır güzelliklerin
Havası, kışta da yaz nefesidir
Konuşmaklarında saz havası var
Kucağında Hazar Baba Gölü var
Harput daralanmış nar tanesidir
Mısralar dizini simgesi olan
Nesir’in Harput’a alakasıdır…”
Evet, bir yiğit çıkacak;
Tarihine, kültürüne, ecdadına, onların bıraktıkları eserlere kendisini hasretmiş,
Sevdalı bir yüz çıkacak; Harput Kal ’asından haykıracak;
Bu şehir diyecek, dünün; “ak yüzlü, bilge sözlü, kartal bakışlı, civan duruşlu;
Aynı gövdenin baharında çiçek açmış, Cümlesine meyve vermiş dalları kanat germişti bizlere...”
O manevi mahşeri tekrar yaşamak istiyorum…
“Seferber olmuş ulus…” cümle güzelliklerine sözüne de tercümanlık etmek istiyorum.
Harput/ Elazığ için o kadar güzel şeyler söylenmiştir ki;
Kâh Doğudaki Batı denmiştir, Kâh Harput Beyefendisi denmiştir…
Cengiz Aytmatov, “Türk Dünyasının Manevi Azığı”
Prof. Dr. Sadık Kemal Tural, “Şiirin Başkenti”
Şair Nesir Payguzar, “Harput, Asya’nın gül bahçesi”
Dilaver Cebeci, “Nezaketle Asalet birleşip olmuş Gakkoş”
Mehmet Ali Eşmeli, “İl budur; derdi cehaletle savaşmış Elazığ”
Harput denince ilk akla, “fetih ve şahadet…” gelir
Harput denince ilk akla, “ilmiyle amil olan…” âlimler, ulemalar gelir
Harput denince ilk akla, “doğruluğuyla…” sadıklar, sıddıklar gelir
Harput denince ilk akla, “yüksek bir kültür…” gelir
Tarihte, “ilmiyle maruf olan…” bir şehri
Tarihte, “edebiyat ve musikisiyle…” aşina olan bir şehri
Tarihte, “ahilik kültürüyle de…” nezih bir kimliğe sahip olan bir şehri
Ve o şehrin, “ilim, hikmet, irfan, marifet…” yolcularını sadece tanımakla değil;
21. asırda da, o kutlu yolculuğa kendimizi hazır etmeliyiz!
Ömer Hüdai bir şiirinde ne derler?
“Bu dünyaya gelen canlar/ Gedai bayı Sultanlar
Turab oldu bütün onlar/ Gelin zikredelim Yahu
Bu dünyaya gelen gitmiş/ Kamu varını terk etmiş
Bu gün nöbet bize yetmiş/ Gelin zikredelim Yahu”
Kur’an’ın bir diğer adı, “Zikir’dir!” O Zikirle, “hakikate ermektir!”
Geliniz, sohbetlerimize; “Kürsübaşı Sohbetleri…” diyelim!
Bu sohbetlerin bizim dilimizde ki adı, “Muhabbettir…”
Ne deriz, “Muhabbetten doğdu, Muhammed!”
Bu kavramın kökünde; Sevgi vardır, Dostluk vardır, Kardeşlik Hukuku vardır, Yarenlik vardır!
Elazığ’daki, “Kürsübaşı” Sohbetlerinin adı;
Diyarbakır’da, “Velime…” olarak bilinir! Urfa’da, “Sıra Geceleri…”
Sivas, Tokat, Gümüşhane’de, “Herfene…” Gaziantep’te, “Barak Odası…”
Erzurum da ise, “Bar Odası…” olarak bilinir.
Sohbet geleneğinin bütün Anadolu’da; Değişik isimlerle anıldığını görüyoruz!
O gelenekler bizleri, “sevgi ve esenlik…” ufkuna taşımıştır!
O ufukla sürekli beslenelim “Ak Saçlı” “Bilge Kişi” “Kamil İnsan” özlemiyle dolup taşalım!
“Dedem Korkut…” bilge tavrını asrımızda yaşayalım
Harput, ‘konuşan tarihimizdir’ Bizlere öyle içten dersler vermektedir ki
O derslerle, “yeni ufuklara…” yürümek isterim.
Osman Fahri’nin, ‘Gençlik Şarkısı’ isimli şiirinden;
“Ey genç, bil ki; Alın teri/ Hem bugünkü, hem yarınki
Namusundur, Alın teri/ Bir katre nur…”