Harput, Elâzığ'ın manevi rıhtımı
Büyük bir hazla dayarım sırtımı
Vatan yolunda mukadder rızkımı
Arar, hayra nişan hasret terimiz
Harput, bizlere vefalı bir dosttur
Vuslat şehrimizde esen lodostur
Ecdada hizmet sadıkane borçtur
Kalemler, borcu eda seferimiz
Yürekli canlar yürüdü, Harput'a
Harput'ta, yelkenler açtık umuda
Hak sevdasını emzirdi buluta
Harput, bizlere yâr içre varımız
Harput toprağında vatan kokusu
Bu koku, ruhumu okşar doğrusu
Hissederim, şühedanın koşusu
Sanki ervaha haydi kalk borusu
Vücudumdan sökün eder derimiz
Harput bize, ıtırlı gül bahçesi
Türkülerimizi okşar gamzesi
Tarihi sırların vuslat adresi,
Asırlara ilim, hikmet rahlesi,
Hak yolunda sükût eder tavrımız
Harput'ta, huzura yolculuk eder
Üzerimden silinir gider keder
Sanki tarihi yeniden keşfeder
Her eserde asırları cezbeder
Nurani aşka bürünür sabrımız
Seher vakti, nur üstüne nur yağar
Harput'ta, ervahın baharı doğar
Harput semasında düşlerim donar
Hasretini dem dem çeker asrımız
Koca ömrün yorgunluğunu attım
Bugün bir uhrevi lezzeti tattım
Bir daha sükûnete erdi bahtım
Gönlümü Fırat'a katarak aktım
Harput'ta kevseri buldu şiirimiz
BİR OLMA...
Bir olma; bir şuur, ahlak, hidayet
Ayrılık, bir büyük azap, cinayet!
Devlet aklında olmaz, rivayet
Akıl, izan, idrak ister dirayet
Dağlar gibi kutlu bir saf olmaya
Hamiyetli yolda, insaf olmaya
Yürüyelim birlikte asırlara
DERDİYLE...
Derdiyle delisi ol, aziz yurdun
Çanakkale'de, şehidiyle surdun!
Ateşten gömleği giyerek kurdun
Misakı Milli ruhuyla sordun?
Özüyle, sözüyle biz bir milletiz
AİNESİ İŞTİR
"Ainesi iştir, kişinin lafa bakılmaz"
Bu millet, ihlassız safa katılmaz
Herşey bir kenara, vefa atılmaz
Yolların, cefası, sefası bizim
Dahası; cezası, şifası bizim
KOMŞU BİZE...
Komşu bize iyilik kapısıdır
İyilik, ihsan sevap yazısıdır
Kalpler, maşeri vicdan çatısıdır
Gönüllerin feraset açısıdır
Komşu, bir ağacın dalları gibi
DÜRÜST, AHLAKLI...
Dürüst, ahlaklı, zarafet sahibi
Onlar bizlere gönüllerin kâtibi
Mazlumlar olmuş dünyanın garibi
Garibim öksüz, ıssız bir köşede...
Yokmudur, hakikat ehli tabibi
Mağrur insanlar, iyilerin rakibi
Nerede dünyanın asıl sakini
Yürekli insan kalmasın ötede
KALÊM...
Kâlem, kelâm ehli ışık saçmalı
Milletine gönül, ufuk açmalı
Sarp yollardan ihtiyatla geçmeli
Şeref yâr olacak zaman bekliyor
Vatanımda ücra köşe demeden
Aşkı ibadet halinde durmadan
Hizmetin dışında bir şey görmeden
Şeref yâr olacak zaman bekliyor
HAZAR’DA...
Hazarda şiir, bir evla düşünce
Ruhum bu güzelliklere göçünce
Şiirin ahenginde ince ince
Gözlere vuslat ışığı düşünce
İlham kaynağında, rahmet damlası...
AH BİR EVLİYA ÇELEBİ
Ah bir Evliya Çelebi olaydım
Hamiyetli bir gezginci olaydım
Zamanı sükûtla okur olaydım
Desinler bu yolları bilen geldi
Cihana hükmeden devlet dönemi
Ruhunda, seyyahı fakih özlemi
Çelebice iz sürenler gölgemi
Hasretinde yollara düşen geldi
GELİR MİSİN?
Baktım bir akşamüstü
Yel gibi eser gelir misin?
Gözlerim ufka dalar
Ney gibi akar gelir misin?
Uzaklara düşmesin
Geceye hüzün çöker;
Toprağa dost canandır;
Gül olur gelir misin?
BİRLİKTE GÖÇ ETTİLER
Anam, “bizimle geldi o leylekler,
Evin çatısına yuva kurdular”
Onlar da, biz de; göç zamanı bekler!
Kim bilir, kimler, ne için durdular!
Taş konaklar, nice gizemler saklar!
Ne anam var, ne babam, ne leylekler;
Göçtüler, ah yetim kaldı konaklar
Hüzün kokan duvarları kim bekler?