Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Harput'tan

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Güçlü bir ses yayılır, bu diyardan; “O seste birleşir bütün yürekler” Nağmesinde hasbi bir birlik vardır “inleyen nağmeler” kâh Kerkük’ümdür Kâh Harput’ta bir hoyrat esintisi… Sevdam, Hazar’da ‘bir gönül yangını’ Bilirim herkesi sarmaz bu yangın! Harput’ta sözlerin kanat çırpışı Sesin hoş seda olup akışıdır… ÖZÜMÜZ SÖZÜMÜZ BİR And, “Galu Belâ’da verdiğimiz söz!” Hak dostlarıyla birlikte yürürüz Sözü besleyen mayasındadır, öz! Özümüz, sözümüzle bir yürürüz TAŞINIR ÖZÜN Ey dost; elin, kolun ne kadar uzun? Ta, ıraklara uzanır mı gözün! Bedri, ‘dünya küçülmüş bir köy gibi’ Bir bulut misali gezinir sözün Rahmet duasıyla taşınır sözün GÖZ KIRPAR Âleme bak, sevgiye kanat çırpar! İnsan her zaman mahşere göz kırpar Gör ki, tohumunu toprağa serper Yedi başak veren infaka selâm ALAMETİ KIŞTIR Güneş soğuk yüzünü de gösterdi Gölgeler daha soğuk, daha ayaz Toprak, su üşüdü; canlarda üşüdü! Çekildi börtü-böcek yuvasına Alameti kıştır, “ölümlü dünya” SOHBETLERİ ARTIK YOK Uzun gecelerin sohbetleri yok! Sohbetler; adap, edep, iltifattı Zaman nice güzellikleri attı Ah, şu zeminlerin gıybetleri çok Yürekten değil, nefisten kopan ok, Zehrini bir fitne gibi akıttı MALAZGİRT’İ DÜŞÜNMEK Malazgirt’i düşünmek, Gazali asrından bir hoş sedadır! Farabi, Biruni, İbni Sina’yı edadır! Divan şehrine, Kaşgar’a yolculuk, Balasagun’da, Yusuf Has Hacip’le sohbettir! Bilgiye, hikmete her dem sırlara yoldaştır! Türk'ü vuslat haliyle bir daha anmak, O hali yaşamak, o hali dertlenmek, yanmaktır! MAĞRUR OLMA “Mağrur olma” evlat der, Lokman Hekim Bir başınla gökleri delemezsin Teraziye alır, manevi bir çekim Kibir ile yarayı silemezsin Dört mevsim, dört ayrı ahenkte resim; O ahengi sevdasız çizemezsin O efkârla manayı çözemezsin SEVGİ DERTLERİN HEKİMİ “Dışı içine esir İçi dışına hâkim” Korku vicdana tesir Sevgi illete hekim Şiirden taşan nesir Mısralar asıl rakım Payda da ortak kesir Ortak gayeye hâkim Gölgeler mi bize sır Aynaya düşmüş resim. SOKAKTAKİ ÇOCUK… Betona yapışan yalın ayaklar!.. Işıktan kaçar, mehtaba sığınır Kaldırımlar yorgun düşer, uyuklar! Sokaklar ıssız, çocuklar kimsesiz Hani, nerede şefkat damarları? Meğer şehirde sevgi öksüz kalmış El açar çocuk, merhamet dilenir. Aşk ile rağbet bulmazsa bilenir Soğur yüreği,  buz kesilir sokak! Senden kopan parçanın çığlığını, Dinle! Bu bir efkâr türküsü değil. Senin ellerinle yaktığın ateş! Sokaktaki çocuk, garibim ülke… Aynaya düşen resim yalan, yalan! Sorgusuz sualsiz taşmış kabından İnilti gelir, kaldırım taşından Kaldırın bu ayıbı üzerimden!

Yazarın Diğer Yazıları