Hak derim, “hakkı tutar kaldırırım!”
Mazlumu çok olan ülkeye yanarım
Doğu Türkistan, Gazze, Kerkük, Kırım;
Sizi şuradan, derinden anarım
Hak derim, “huzura çıkan yo!” derim
Bu yolda, her türlü vebal öderim
Hak diyen vicdanım, en büyük çerim!
Ey divane gönül, seni anarım
Hak derim, “Hakkın terazisi!” nimet
Nimete, “şükran borcu öde” sabret
Ey metanet, yüceliklere hamdet
Kadir kıymet bilenleri anarım
Hak derim, sükûtum tecelli eder
Derviş gönlüm, bizi teselli eder
Takva elbisesi, edepli eder
Hayatın yokuşlarını anarım
Hak derim, ‘kâinat zikir halinde’
Döner semâyı, zikrin hayalinde
Yürür şuurum, vecdin izlerinde
Hak derim, hak diyenleri anarım.
DESTAN YAZMAK
Tarih yazmak, milletin gökkuşağı
Yedi renktedir, Türkmen’in kuşağı
Yeryüzü Oğuz’a, fetih döşeği
Bu millete nasip, destanlar yazmak...
Destanlar burcunda, tuğrası vardır
Kadir Mevla’mın duası vardır.
Hükümdara ad olmuş, Buğrası vardır.
Milletin muradı, destanlar yazmak
BULUTLAR GEZER
Bulutlar gezer, göğsünü gere gere
Hesap sormaz, yüzünü göre göre
Haykırır içinden, bu ne toz, bulut?
Akıl ilmiğinde zamanı yora yora
ESKİ SOFRALAR
Eski sofralar, eski neşeler yok
Gönlü aç olan, sofradan kalkar aç
İlmi ile maruf, kâmil insan yok
Tokluk mürüvvet, gözler bakar aç
Ey gönül sofram, sözünü özledim
Tatlı sözün, dimağıma közledim
Kamil yüzün çilesini izledim
İrfan sahibi insan, hikmete aç!
Marifet sahibi insan hizmete aç!
UMUT YOLU
Umuda giden yoldur, tükenmez
Gün doğumuyla başlar, yolculuğun
Gönülde yeşeren sevda küllenmez
İlk ışıkların düştüğü doruğun,
Aşılmaz sandığın yollar tükenmez
Umut hayattır, yeşerir içinde
Çıkmaz aklından, can yürür düşünde
Her lokması, hayat kokar aşında
Ufkunu saran, umutlar tükenmez
Umuda haykırır, bütün yürekler
Yüreği besler, bütün hünerler
Gayrete gelir, deryayı süzerler
Deryalar emzirir, hayreti tükenmez
İdeal insanlar, ufuk açarlar
Gönülden gönüle, ışık saçarlar
Dur durak bilmezler, önde koşarlar
Hayatın koşusu yoldur, tükenmez
Bu yolda kâh Fatih olur, kâh Ferhat
Şu âlemde aşkla yükselir feryat
Aman yolumuzu kesmesin heyhat!
Ne elemi, ne sevinci tükenmez
Son nefesimize kadar umut besler
Şarkılar, türküler, umut besteler
Kulaktan silinmez, uhrevi sesler
Hayatın nimet iksiri tükenmez
İZ BIRAK
İz bırak, kâh Yunus ol, kâh Sinan ol!
Güzel Türkçe'm, cihanda dalgalansın
Selimiye'de, tarihleri ansın
Ahi Evran ruhu, çarşı-pazarda
Zorda kalana, mazluma mağdura
Kanat gersin, canlar ersin murada
SAAT
Saat, zemberekten boşalmış gibi
Bilinmezliklere yol almış gibi
Dereler, tepeler aşılmış gibi
Zaman, ruhumu besleyen bır gemi
ŞİİRİN RUHUYLA
Şiirin ruhuyla bak şu âleme
Mısra, hâlden hale düşer kâleme
Şirin, Ferhad der, düşer eleme
Elem, keder, sevinç, çile; salıncak...
Bir ömrü dolduran tebessüm dile
Ayrılık heybesini doldur hele
Gurbet türküleri gelir dilime
SEHER VAKTİ
Seher vakti, Rabbim zihinleri açar
Gönül, berrak bir su gibi akar
Dualar, yakarışlar, gözyaşında!
Ey edep, sana hasretini döker
BEN DUVARLARI
Ben duvarları o kadar çetin ki?
Cevval insanlar bırakmaz içinde
Ferasetinden o kadar emin ki?
Gün ışığını bırakmaz içinde
Vicdanları hapseden bir zemin ki
Akıl ve hikmeti bırakmaz içinde
HİKÂYELER KISSALAR
Hikâyeler, kıssalar hayatımız
Bizi meşhule götüren atımız
Hak tarafından verilmiş katımız,
Hüsnü zanla besler, sanatımız
Geleceği süsleyen muradımız,
Ahir zamana taşıyan adımız
UYANSIN DILLER
Türkistan'da, Gazze'de İsmailler
Ihlâsla, kurbana dokunan güller
Güller, gözyaşıyla toprağa düşsün
Kelime-i Tevhitle boyansın diller
Masum, mazlum, mahsun yürekler ağlar
Kızıl kıyametin koptuğu çağlar,
Hani, nerede saf durulan bağlar?
Bağları, tevhitle uyansın diller!
KARANLIKLAR
Karanlıklar, baykuşlarla birlikte,
Harabelerde köhne bir uğultu
Sevdasını çeker alır gönülden
Çoraklaşırsa âlem, matem kavurur...
İlim, marifet rüzgârını bekler
Kavrulan yürekler üzerine es.
HİKMETLİ SÖZLER
Hikmetli sözler dua gibi gelir
Açlığımıza rahmet gibi gelir
Bulutlar, rüzgâra esinti verir
Serin rüzgârlar şifa gibi gelir
MADEN’İN
Maden'in dört başı tozdur, dumandır
Derdiyle dertlenir hali yamandır
Uğrular gibi yolları kesilmiş
Maden, yüreğimde yanan amandır
KÂİNAT
Kâinat ahenk içinde lütufkâr
Âdeme ihsanı bol latifkâr
Şükürden yoksun, âdeme yanarım
İtaatkâr, kâmil insanı anarım
Sabır lokmasıyla dağılır efkârım
AMAN HA!
Aman ha, ikiyüzlüler korkutur
Peydah olmasın başına kötü ur
Aşksız gözyaşı pınarları kurur
İzzete, iffete, sevgiye ram olalım