Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hak derim

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hak derim, “hakkı tutar kaldırırım!”

Mazlumu çok olan ülkeye yanarım

Doğu Türkistan, Gazze, Kerkük, Kırım;

Sizi şuradan, derinden anarım


Hak derim, “huzura çıkan yo!” derim

Bu yolda, her türlü vebal öderim

Hak diyen vicdanım, en büyük çerim!

Ey divane gönül, seni anarım


Hak derim, “Hakkın terazisi!” nimet

Nimete, “şükran borcu öde” sabret

Ey metanet, yüceliklere hamdet

Kadir kıymet bilenleri anarım


Hak derim, sükûtum tecelli eder

Derviş gönlüm, bizi teselli eder

Takva elbisesi, edepli eder

Hayatın yokuşlarını anarım


Hak derim, ‘kâinat zikir halinde’

Döner semâyı, zikrin hayalinde

Yürür şuurum, vecdin izlerinde

Hak derim, hak diyenleri anarım.


DESTAN YAZMAK

Tarih yazmak, milletin gökkuşağı

Yedi renktedir, Türkmen’in kuşağı

Yeryüzü Oğuz’a, fetih döşeği

Bu millete nasip, destanlar yazmak...


Destanlar burcunda, tuğrası vardır

Kadir Mevla’mın duası vardır.

Hükümdara ad olmuş, Buğrası vardır.

Milletin muradı, destanlar yazmak


BULUTLAR GEZER

Bulutlar gezer, göğsünü gere gere

Hesap sormaz, yüzünü göre göre

Haykırır içinden, bu ne toz, bulut?

Akıl ilmiğinde zamanı yora yora


ESKİ SOFRALAR

Eski sofralar, eski neşeler yok

Gönlü aç olan, sofradan kalkar aç

İlmi ile maruf, kâmil insan yok

Tokluk mürüvvet, gözler bakar aç


Ey gönül sofram, sözünü özledim

Tatlı sözün, dimağıma közledim

Kamil yüzün çilesini izledim

İrfan sahibi insan, hikmete aç!

Marifet sahibi insan hizmete aç!


UMUT YOLU

Umuda giden yoldur, tükenmez

Gün doğumuyla başlar, yolculuğun

Gönülde yeşeren sevda küllenmez

İlk ışıkların düştüğü doruğun,

Aşılmaz sandığın yollar tükenmez


Umut hayattır, yeşerir içinde

Çıkmaz aklından, can yürür düşünde

Her lokması, hayat kokar aşında

Ufkunu saran, umutlar tükenmez


Umuda haykırır, bütün yürekler

Yüreği besler, bütün hünerler

Gayrete gelir, deryayı süzerler

Deryalar emzirir, hayreti tükenmez


İdeal insanlar, ufuk açarlar

Gönülden gönüle, ışık saçarlar

Dur durak bilmezler, önde koşarlar

Hayatın koşusu yoldur, tükenmez


Bu yolda kâh Fatih olur, kâh Ferhat

Şu âlemde aşkla yükselir feryat

Aman yolumuzu kesmesin heyhat!

Ne elemi, ne sevinci tükenmez


Son nefesimize kadar umut besler

Şarkılar, türküler, umut besteler

Kulaktan silinmez, uhrevi sesler

Hayatın nimet iksiri tükenmez


İZ BIRAK

İz bırak, kâh Yunus ol, kâh Sinan ol!

Güzel Türkçe'm, cihanda dalgalansın

Selimiye'de, tarihleri ansın

Ahi Evran ruhu, çarşı-pazarda

Zorda kalana, mazluma mağdura

Kanat gersin, canlar ersin murada


SAAT

Saat, zemberekten boşalmış gibi

Bilinmezliklere yol almış gibi

Dereler, tepeler aşılmış gibi

Zaman, ruhumu besleyen bır gemi


ŞİİRİN RUHUYLA

Şiirin ruhuyla bak şu âleme

Mısra, hâlden hale düşer kâleme

Şirin, Ferhad der, düşer eleme

Elem, keder, sevinç, çile; salıncak...

Bir ömrü dolduran tebessüm dile

Ayrılık heybesini doldur hele

Gurbet türküleri gelir dilime


SEHER VAKTİ

Seher vakti, Rabbim zihinleri açar

Gönül, berrak bir su gibi akar

Dualar, yakarışlar, gözyaşında!

Ey edep, sana hasretini döker

BEN DUVARLARI

Ben duvarları o kadar çetin ki?

Cevval insanlar bırakmaz içinde

Ferasetinden o kadar emin ki?

Gün ışığını bırakmaz içinde

Vicdanları hapseden bir zemin ki

Akıl ve hikmeti bırakmaz içinde

 

HİKÂYELER KISSALAR

Hikâyeler, kıssalar hayatımız

Bizi meşhule götüren atımız

Hak tarafından verilmiş katımız,

Hüsnü zanla besler, sanatımız

Geleceği süsleyen muradımız,

Ahir zamana taşıyan adımız


UYANSIN DILLER

Türkistan'da, Gazze'de İsmailler

Ihlâsla, kurbana dokunan güller

Güller, gözyaşıyla toprağa düşsün

Kelime-i Tevhitle boyansın diller


Masum, mazlum, mahsun yürekler ağlar

Kızıl kıyametin koptuğu çağlar,

Hani, nerede saf durulan bağlar?

Bağları, tevhitle uyansın diller!


KARANLIKLAR

Karanlıklar, baykuşlarla birlikte,

Harabelerde köhne bir uğultu

Sevdasını çeker alır gönülden

Çoraklaşırsa âlem, matem kavurur...

İlim, marifet rüzgârını bekler

Kavrulan yürekler üzerine es.


HİKMETLİ SÖZLER

Hikmetli sözler dua gibi gelir

Açlığımıza rahmet gibi gelir

Bulutlar, rüzgâra esinti verir

Serin rüzgârlar şifa gibi gelir


MADEN’İN

Maden'in dört başı tozdur, dumandır

Derdiyle dertlenir hali yamandır

Uğrular gibi yolları kesilmiş

Maden, yüreğimde yanan amandır


KÂİNAT

Kâinat ahenk içinde lütufkâr

Âdeme ihsanı bol latifkâr

Şükürden yoksun, âdeme yanarım

İtaatkâr, kâmil insanı anarım

Sabır lokmasıyla dağılır efkârım


AMAN HA!

Aman ha, ikiyüzlüler korkutur

Peydah olmasın başına kötü ur

Aşksız gözyaşı pınarları kurur

İzzete, iffete, sevgiye ram olalım

Yazarın Diğer Yazıları