Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Gündem O Kadar Yoğun ki

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Türkiye'nin gündemini konuşurken, insanımıza samimi bir dille
dokunmalıyız. Dürüst, adil, kalbi ve hasbi bir kelâmla okunmalıyız.
Bizim ısrarımız, tavizsiz ve riyasız bir üslupla bilgi kirliliğine de
asla kapı müsamaha etmemektir.
 Son bir aydır, “Memur, İşçi ve Bağ-Kur Emeklilerinin Ocak-2024
aylıkları/ veya artışları konuşuldu ve de tartışıldı!”
Ocak-2024 ayında, “memur ve memur emeklisi yüzde 49.25’lik maaş artışı
alırken, işçi ve Bağkur emeklisi yüzde 37.57 oranında bir zam
alıyordu!”
İlla ki, ‘adalet…’ dedik. İlla ki, ‘enflasyonun üzerinde refah payı…’
dedik. İlla ki, bu ülkede, ‘orta direğin tekrar inşası…’ dedik.
Türkiye’de, TÜİK verilerine göre, yüzde 20’lik nüfus dilimlerine göre
bireysel dağılım çizelgesi şöyle; “En yoksul yüzde yirmi milli gelirin
yüzde 6,1’ini alıyor. İkinci yüzde 20 dilim yüzde 11,1’ini, Üçüncü
yüzde yirmi dilim milli gelirin yüzde 15,8’ini, Dördüncü yüzde 20
dilim milli gelirin yüzde 22,6’sını, beşinci yüzde yirmi dilim milli
gelirin yüzde 44.’4’ünü alıyor…”
Bu ülkenin en büyük düşmanı kimdir, “yoksulluk ve cehalettir!”  En
büyük endişemizde, ‘ülkemde yetişmiş insan gücünün işsizlik dramıdır!’
2023 TÜİK verileri bizlere bu ülkede enflasyon belasının/ veya o
belanın açtığı bataklığın ısrarla kurutulması gerektiğidir… “2023’te
yıllık enflasyon yüzde 64.77’oldu…”
2023 yılı bütçe açığı ise “1.37 trilyon Tl…” oldu. Tabi ki, 2023
yılında 11 ilimizle birlikte 13,5 milyon insanımızı derinden etkileyen
deprem felaketi/ veya onun maddi ve manevi yıkımı korkunç…
2023 yılında Türkiye'nin toplam ihracat rakamları ise, “255,8 milyar
dolara ulaşmış durumda…”
Gündemi değerlendirirken, ülkemizde, “dört kişilik bir ailenin açlık
ve yoksulluk sınırını da…” görebilmeliyiz!
31 Aralık 2023 tarihinde, “açlık sınırı, 14.431 lira…” yoksulluk
sınırı ise, “47.009 lira…”
Türkiye, kendi milli kaynaklarıyla hiçbir zaman, ‘yoksul bir ülke
değil…’ Bunun tam aksine, ‘yer altı ve yerüstü kaynaklarıyla birlikte
150 milyon insanı rahatlıkla besleyebilecek potansiyele sahip bi
ülkeyiz…’
Elbette ki, milli bir şuur ve heyecanla, “ayağa kalk Sakarya!”
diyeceğiz/ topyekûn demeliyiz.

İSTANBUL SEÇİMLERİ NİYE ÖNEMLİ…

1945’lerden günümüze doğru geliniz… Günümüzde İstanbul’un ‘yerli
ailesi sayısı 2 milyon civarındadır…’ O sebepledir ki, İstanbul için
bizler, “Türkiye’nin Toplamı…” diyebiliriz.
780 bin km2’de yaşayan 85 milyon insanımızın, İstanbul’la, ‘çok güçlü
bağları var!”
İstanbul’da, “154 bin Elâzığlı yaşıyor…” İsterseniz birkaç ilimizi de
rakamlarla sizlerin bilgisine sunalım; “Muş- 178 bin, Tunceli- 84 bin,
Malatya-418 bin, Diyarbakır- 231 bin, Bingöl-147 bin, Erzurum-442 bin,
Giresun- 494 bin, Kastamonu-559 bin, Samsun- 426 bin, Sivas-767 bin,
Tokat- 484 bin, Trabzon- 415 bin…”
İstanbul'un nüfusu, “Türkiye nüfusunun yüzde 18.65’lerini
oluşturuyor…” İstanbul ilimizin yüzölçümü, “5.461 km2… Bu yüz ölçümün
içerisinde 16 milyon insanı barındırmak…”
Türkiye’nin GSYH’den İstanbul ilimizin aldığı pay yüzde 30,4’lere
ulaşmış bulunuyor!
İstanbul İlimiz, Türkiye'nin toplam ihracatının, “yüzde 49,9’unu
gerçekleştirmiş bulunuyor!”
İstanbul’u yazarken/ veya kaleme alırken bir bakıma, Anadolu’yu
dolaşır gibi kendimi hissediyorum. Türkiye’nin, ‘sadece toplamı değil,
aynı zamanda gaye ve ufuk şehri…’
İstanbul’un seçimi, “Türkiye’nin seçimidir…”

YÜKSEKÖĞRETİMİ BIRAKANLAR…

Türkiye, üniversitelerde okuyan öğrenci sayısı ile Avrupa'nın
zirvesinde yer alıyor…
Araştırmalar şunu gösteriyor, “2019 verilerine göre Türkiye'de bin
kişiye düşen üniversite öğrenci sayısı 95… Türkiye’yi, “bin de 75
oranı ile Yunanistan takip ediyor!”
Peki, AB’nin ortalaması ne kadar, “bin de 38’lerde…”
Bu rakamlarla bir anda, ‘moral bulurken…’ bir yandan da karşınıza asıl
sorgulamamız gereken gerçekler çıkıyor. “2015-2022 yılları arasında
2,3 milyon öğrenci üniversitelerden ayrılmış bulunuyor!”
Türkiye'nin en büyük eleman ihtiyacı/ veya insan kaynakları, “meslek
liselerinin,  meslek yüksekokullarının veya halk eğitim merkezlerinin
yetiştirdiği elemandır!”
Yükseköğretim ve Türkiye’nin insan kaynakları birlikte düşünülmelidir…

TERÖRÜ BİTİRMEK!

Cumhuriyetin 100.ncü yılını milletçe kutladık…
Ne yazık ki, “100 yılın sadece 40 yılında, terörle amansız mücadele etmişiz!”
Bu ülke de, ‘terör olmasaydı, refah seviyemiz 30-40 bin dolar
civarında olacaktı’
İnsanımız daha mutlu, daha huzurlu, iç ve dış dünyasıyla daha barışık olacaktı!
Maalesef, Anadolu Coğrafyası çok zor ve bir o kadar da çetin bir coğrafya…
Bu coğrafyanın, ‘dostu az, düşmanı her dönemde çok olmuştur’
Bu coğrafyada, ‘her bakımdan, başta savunma olmak üzere güçlü
olacaksınız!  Elbette burada, ‘caydırıcı bir güçten bahsediyoruz’
En yetkili isimler ne diyorlar, “teröre ABD ve Rusya göz yumuyor!”
Türkiye elbette, sınırlarının ötesinde ‘terör devletine izin vermeyecektir’
Gazze’de işlenen insanlık suçu/ büyük soykırım dikkatle takip
edildiğinde, buradan stratejik hedeflerin neler olabileceğini düşünmek
bile insana ürküntü veriyor!
Bahçeli, “Türkiye’nin geleceği için huzur hattı kurulmalı ve bu hatta
sinek bile sokulmamalıdır!”
Türkiye elbette, ‘sınırlarının ötesinde güvenli bölge oluşturacaktır’
Türkiye'nin güvenliği her şeyden önce gelir…
Halep’te, Kerkük’te bu ülkenin kırmızı çizgileridir… Sadece, 3 asrı
bulan Selçuklu ile 6 asrı bulan Osmanlı Devletinin sınırlarını
düşünelim! O sınırlarla birlikte Balkanlara, Kafkaslara, Basra
Körfezine,  coğrafyamın güneyine/ veya sınır ötesine bakacağım!
Neler göreceksiniz? Öncelikle, “bu milletin mezar taşlarını ve de şahadetini…”
Daha ne diyelim…

Yazarın Diğer Yazıları