Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Gündem Eğitim

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

2021-2022 Eğitim- Öğretim Yılını tamamladık. 
Önümüzde üç aylık bir tatil dönemi başlıyor.
7’sinden 70’ine hayatı iyileştirme yolunda ‘niyetimiz’ olmalı!
9-10 yaşlarından itibaren geçen yıllarım bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden akar gider.
1960’lı, 1970’li, 1980’li yıllar…
Belki aile olarak biraz şanslıyız diyebilirim.
Ağın İlçesine bağlı Saraycık-Konak Mezrası bizim, ‘ata yurdumuz’
Arapgir İlçesi, ‘ana yurdumuz’
Gerçi Köyümüz, Arapgir-Ağın- Keban üçgeni içerisinde yer alıyor.
Her üç ilçemizde, Harput Hinterlandı üzerinde…
İsminden de anlaşılacağı üzere, rahmetli büyük dede ve amcalarımızın;
“Üç katlı avlu içerisinde büyük konakları…” bulunuyordu.
Bu konakların insan üzerinde büyüleyici bir atmosferi vardı.
Harput’ta metfun İmam Efendi ile birlikte Hacca gitmiş, birlikte olmuş, ondan dersler almış; 
“Hacı Osman Efendiye…” yetiştim. Çocukluğumuzda ondan istifade ettiğimi söyleyebilirim.
Rahmetli babamın annesi Mükerreme Hanımefendi (ninemiz) Osmanlıca ve Türkçeye hâkim şaire bir kadındı. Notlarını genellikle osmanlıca tutarlardı. Bizler üzerinde, yetişmemiz üzerinde çok emekleri olmuştur. Vaktin üç diliminde, ‘yemek sofraları’ bir bakıma, ‘sohbet sofrasına’ dönüşürdü.
Büyük bir lezzet/ tat aldığımızı, maddi ve manevi doyuma ulaştığımızı söyleyebilirim.
Köyümüzün hemen 20 km ötesinde, Arapgir İlçesi; ‘yemyeşil bir vadide uzanıyordu’ 
Bağları, Bahçeleri, evleri, konakları, çeşmeleri, camileri, hanları, hamamları ve tarihi çarşısı ile gayet hareketli canlı bir kent dokusuna sahipti.
Rahmetli Dedem (annemin babası) İstiklal Savaşı Gazisi, Arapgir İlçesinin esnaflarından; 
“Tevfik Çavuş (Metin) olarak bilinirdi.
İlk-Orta ve Lise Yıllarımız, ‘yaz tatillerimiz…’ Arapgir’in o serin havasını teneffüs ettik, diyebilirim.
Hayatın önemli cilvesi burada saklı…
Sizleri, çocukluk/ veya gençliğe uzanan yıllarda etkileyen sıcak bir atmosfer…
Sabah, güneş doğmadan kalkıyorsunuz!
Seher vaktinin o kutsi havası iliklerinize kadar doluyor.
Rahmetli Dedemiz prensip sahibi bir insandı.
Üç katlı evin güneye nazır büyük salonunda divana kurulacak; 
“Sabah Kahvesini…” büyük bir huzur içerisinde yudumlayacaklardı.
Annemin annesi (Hacı Anne derdik) tam bir Osmanlı Hatunu idi. 
Kendilerine, “Anadolu’nun Bilge Kadını…” diyebilirim.
Özüyle, sözüyle, duruşuyla bizleri derinden etkiler. Terbiye ederdi.
Rahmetli Dedemin dükkânında sıklıkla birlikte olur. 
O yaşlarda, ‘ticari hayatı’ daha yakından temaşa ederdi.
Ev komşuluğu kadar, ‘esnaf komşuluğu da…’ önemliydi.
Ahilik Kültürünün ruhani havasını hissediyorsunuz!
Öyle ve İkindi vakitleri esnaf, Çarşı Camisinin yolunu tutarlardı.
Hiçbir dükkânın kapısı kitlenmezdi. Sadece bir sandalye konurdu!
Edebin, adabın, güzel ahlakın birlikte yaşandığı bir atmosfer…
Öğle vakti oldu mu, ‘sefer taslarıyla’ evden sıcak aş getirir.
Rahmetli dedemizle birlikte ‘esnaf sofrası’ kurardık…
Rahmetli dedemiz, ‘besmeleyle ilk katığı alırlar’ 
Yemek sonrası, ‘yemek duasını’ bizlere yaptırırlardı.
 Gün batımından evvel, ‘ev ihtiyaçları’ için birlikte ‘aksata’ yapılırdı.
Arapgir’in o taş yollarından evin yolu tutulurdu.
Akşam ve Yatsı namazlarında, ‘dedemiz imam olurlar…’
Bizlere ders verircesine, ‘namazın adabına…’ dikkat ederlerdi.
İlk defa, Kur’an Kursuna da, Arapgir ’de; 
Çarşı Camisinin hemen yakınındaki Kur’an kursuna gittim…
Bağ ve Bahçelere sular, ‘nöbet sırasına göre…’ gelirdi. 
Öyle zamanlar olurdu ki su sırası, ‘gecenin ortasında…’ gelirdi. 
Büyük bir telaş, koşuşturmaca… 
O koşuşturmacanın bizlerde farklı bir hissi olurdu.
Arapgir İlçesinde, zaman tünelinden geçiyoruz! 
Özellikle, “Cuma Günleri…” çarşı/ ticari hayat hareketlenirdi.
Sabahın erken saatlerinde, yakın köylerdeki insanımız, 
“giyinecekler-kuşanacaklar’ atları, katırları vs. birlikte akın akın gelecekler.
Atlar veya hayvanlar, hanlara çekilecek…
Köylüler ihtiyaçları için çarşı ve pazara dağılacaklar…
Akraba ziyareti/ veya sıla-ı rahim yapacaklar…
İkindi Vakti dolduğunda, aksatalarını yapan köylüler ağır ağır yollara düşeceklerdi.
Arapgir İlçemizde İlk defa; ‘bağ bozumu şenlikleri’ 1974 tarihinde yapılacaktı…
Ve o tarihlerde iyi hatırlarım; “en iyi üzüm ve bal yarışmasında!” annemin dayısı birinciliği alacaklardı.
O yıllarda, Elazığ Haline annemin dayıları, “kamyonlarla elma ve üzüm getirirlerdi!”
Yazımın Başlığına, “gündemimiz eğitim!” dedik.
Eğitim başlı başına; “bir görgü, bir edep ve bir adaptır!”
Hayatı görerek, düşünerek, yorumlayarak, kazanımlarınızı geleceğe taşıyarak bir bütünlük,
O bütünlük içerisinde tabii zenginliktir.
 Çocukluğumda ilk buluştuğum gazete, “Arapgir Postası” Gazetesi olacaktır.
Günümüzde 68. Yılına ulaşan Arapgir Postası halen, rahmetli Nevzat Sezer ’in muhterem evladı R. Kamuran Sezer tarafından, ‘yılların getirdiği aynı üslupla’ her Cuma Günü Okuyucusu ile buluşuyor.
O yıllarda, Şair Fehmi Gür bizleri etkileyen bir kalem olacaklar. 
Ve özellikle de, “Fethi Gemuhluoğlu her yazısıyla yeni ufuklar açacaklardı!”
1974 yılında, “Kıbrıs Barış Harekâtında…” Kıbrıs için yazdığımız şiir, Arapgir Postasında yayınlanacaktı… 
Şuraya geleceğim, 1960’lı, 1970’li yıllarda; “güçlü bir aile dokusu…” mevcuttu. O doku tabiatıyla; İş hayatına da, ticari hayata da, insanlar arasındaki sosyal ilişkilere de yansıyordu. 
Bu yansımalar,  ‘kendilerine özgüvenleri güçlü bireyleri…’ eğitim ortamına taşıyordu.
Aileler, ‘dağınık’ değildi. Ticari hayat, ‘Ahi Evran ruhaniyetiyle’ sağlıklı bir dokuya sahipti. 
Dürüst ve samimi bir toplum fotoğrafı hala gözlerimin önünde…
Bizim yetiştiğimiz atmosfer, ‘bizleri eğiten bir dokuya…’ ilkeli bir duruşa sahipti.

Yazarın Diğer Yazıları