Bizlerin üzerinde en az durduğu konuların başında gelir;
“Beyin ve Sermaye Göçü!”
Belli bir yaşa gelmiş insanlarız.
Bu şehrin, 1970’li, 1980’li yıllarını gayet iyi biliyoruz.
Bizlerden önceki yılları da, rahmetli babamdan sıklıkla dinlemişimdir.
Farabi’nin de tarifine tıpa tıp uyan,
“Erdemli insan ve Erdemli Şehir!” standartlarını taşıyan yüksek moralli bir şehir.
2022’li yıllardayız!
Bu şehirden, son kırk yıl içerisine oluşan, ‘nitelikli göç dalgası…’
Son kırk yıl içerisinde ‘yüz binlerin üzerindedir’
Bu şehrin neredeyse, insan profili değişmiştir.
Dahası mı, ‘ak saçlı yüzleri’ değişmiştir.
En ağır olanı nedir, ‘şehirlerin kimliğidir’
O kimlikte, ‘asırların feryadını’ duyabilmelisiniz
1935’lerden itibaren bu şehir kendi nüfusunu koruyabilseydi,
Günümüzde Elazığ Şehrinin nüfusu, “bir milyon iki yüz binlerde…’ olacaktı!
Burada bizleri asıl endişelendiren nedir?
“Toprağın çoraklaşması misali gönüllerin de çoraklaşmasıdır!”
40-45 yıl boyunca sivil organizasyonların içerisinden gelen bir insanız!
Bir şehirde, “sanatın yedi rengini besleyen ilim muhitidir!”
Sizler bu şehri tarihi değerleriyle geleceğe taşımakla mükellefsiniz!
Kimlik, ‘değerlerin gelişerek bir ahenk içerisinde geleceğe taşınmasıdır’
Rahmetli babamız bizlere, “evlat her bakımdan atayı geçmelidir’ derlerdi.
Ve bizlere, “Evlat atanı, töreni bileceksin, ata sporlarını bileceksin, dilimizi, kültürümüzü, örfümüzü bileceksin! Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatini iyi oku…
Bu şehrin kanaat önderlerine yakın ol… İlim ve İrfan meclislerinde mutlaka bulun…”
Birçok bilgenin hayat hikâyelerini okuduğumuzda, “ilk derslerini aileden aldığını okuruz!
Ahmet Kavaklı Hoca, “ben anamdan masallar, efsaneler, maniler dinleyerek büyüdüm…”
Son yıllarda bizleri en fazla, “Göçler Korkutur!”
Bu konu ile yazdığımız bir şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Beni korkutur, ‘ilim, irfan göçü’
Budanır şehrimde, ‘nice çınarlar’
Çorak toprakların aldığı öcü
Gözyaşıyla için için yanarlar
Ağla şehrim, bahtı karalar gitsin!
Bedri, ‘çağlasın yeniden pınarlar’
On yıl önce, “Göç Kavramı” ile ilgili makalemizde şöyle diyoruz
Göç kavram olarak, “İnsanların ekonomik, sosyal, siyasi ve doğal nedenlerden dolayı yer değiştirmesi…”
Türkiye’de, 2010-2011 yılı içerisinde ‘2 milyon 420 bin 181 kişi’ şehir değiştirmiş!
Net bir şekilde göç veren il sayısı, 58…
Genel nüfusumuzun ‘yüzde 3,3’ü, bir yıl içerisinde bir başka şehre taşınıyor!
Göçleri analiz ettiğimizde;
Kırsal kesimlerden Şehir Merkezlerine…
Doğu’dan Batı’ya…
Elazığ gibi şehirlerde genellikle;
Nitelikli nüfus daha büyük şehirlere göç ediyor!
Bu göçlerin yerini, ‘niteliksiz nüfus…’ alıyor!
Bunun bıraktığı acı gerçek nedir?
‘Sosyal Kirlenme…’
Bu değişimin bıraktığı sancılar!
O sancılarla, ‘Büyüyen Türkiye…’
Geleneklerinden uzaklaşan Türkiye!
‘Yalnızlaşan…’ insan kimliği!
Göç alan iller arasında;
Ankara (yüzde 11,20), Antalya (yüzde 13,23), Bursa (yüzde 6,05)
Eskişehir (yüzde 9,18), İstanbul (yüzde 8,98), Kocaeli (yüzde 8,30)
Muğla (yüzde (6,95), Tekirdağ (yüzde 16,58)
Bu illerin genel fotoğrafı çıkarıldığında; kâh eğitim, kâh Turizm, kâh Sağlık,
Kâh Sanayi, Kâh Sosyal hayatın gayet canlı olduğu şehirlerimizdir!
Özellikle, ‘siyasiler’ göçleri çok iyi analiz etmeliler…
Bir yanda, ‘sağlıklı göçler’ Ki, o göçler tabii/ doğal olan göçlerdir,
Bu göçlere bir sözümüz yok! Birde, ‘sağlıksız göçler…’ vardır!
Bu göçler, ‘sosyal yarayı’ derinleştirir…
Mesela, ‘Doğu ve Güneydoğu…’ illerimiz sürekli göç veriyor!
Bunu bizler, ‘sosyal erozyon…’ olarak nitelendiriyoruz!
Erozyonla mücadele, ‘aklıselim sahibi’ aydınlarımızın görevidir!
Bu ülke, gayri tabii olarak süregelen, Beyin göçüne, Sermaye göçüne,
Velhasıl nitelikli göçlere, “DUR” deme durumundadır!
Ne demek oluyor, Bir yıl içerisinde, 74 milyon nüfuslu ülkemin,
2 milyon 450 bini ‘göç…’ ediyor!
Genel nüfusumuzun takribi olarak yüzde 3,3’leri!
Bizim dileğimiz ve en büyük arzumuz nedir?
Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a kadar,
Topyekûn istikrarlı bir şekilde, kalkınan bir Türkiye…
Coğrafyamın her köşesi, kendisine özgü, ‘güzelliklere…’ sahip!
Bütün bunlar asla ve kata, ‘terk edilecek’ güzellikler değil!
Öncelikle, ‘sivil hayat’ güçlendirilmelidir.
Elazığ dışındaki, başta Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana başta olmak üzere;
Daha sağlıklı ve koordineli çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Gaspıralı İsmail’in de ifade ettikleri gibi,
“Dil’de, İş’te, Fikir’de Birlik…” şuuruyla yeşeren, ‘aydın harekâtı…’
Bu parayla, pulla olacak işler değil,
Bizlere, Malazgirt Zaferini, İstanbul’un Fethini,
Ve İstiklal Mücadelesini kazandıran ruhla…
O ruh, Ahmet Kabaklı Hocanın da ifadesiyle, “Alperen Ruhudur!”
O ruh, bu milletin asırlar boyu köklerinde taşıdığı, “Ahilik Felsefesidir”
Bu felsefe nedir, “Kur’an Ahlakıdır!”
İşimizin sevdalısı/ veya dostu olacağız!