Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Geçmiş Zaman Olur Ki

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Sorarlar sizlere, filanla ne zamandan beri tanış oluyorsunuz?

Belli bir tarih veriyorsunuz!

Dostluğun başladığı döneme dair hatıralarınızı anlatıyorsunuz.

Bazı dostluklar var ki, ‘atalardan gelen dostluklardır’

İşte asıl bunlar, ‘kırılmaların olmadığı…’ ahde vefaya dayanan dostluklardır.

Ata dostlarını ziyaret bizim kültürümüzde, “Sıla-ı Rahim…” gibidir.

MANAS GÖNÜL Evi’nde,  “Şener Bulut, Günerkan Aydoğmuş, Rüstem Septioğlu,

Rahmetli Erhan Saraçoğlu, Ziya Çarsancaklı, Paşa Demirbağ vesaire…”

Nesiller boyu devam eden dostluklar…

Eğitim, Kültür, Sanat, Edebiyat hareketinde de, ‘aynı çizgiyi…’ aynı atmosferi yaşarsınız!

Asırları aşan bir muhabbet esintisi sizlere merhaba der.

Ve sizler o sese/ o sedaya ister istemez cevap verirsiniz!

Türkiye’ye, Türk Dünyasına giderek, ‘rol model olan..’ Uluslararası Hazar Şiir Akşamları…

Türk Dünyası Hizmet Ödülleri…

Kardeş Şehirler Projeleri…

Ve onlarca faaliyet…

1990’lı yıllara doğru gidiyorum…

Ve bu faaliyetlerin asıl mutfağındaki hazırlıkları…

Her faaliyetin başından sonuna kadar, ‘fedakârlık…’

Olağanüstü bir fedakârlık…

Şehrin katılımı için sürekli koşturuyorsunuz!

Sivil Toplum Örgüleri ile bire bir görüşmeler…

İş dünyasını ziyaretler… Sohbetler, tartışmalar, endişeler…

Bir aydın hareketi neleri gerektiriyorsa, onları yapıyorsunuz!

Elazığ Şehrinin dışında da, Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Türkiye’mizin dört bir yanında;

Bu hareketin, ‘sivil ayakları…’ aynı duyarlılıkta sizlerle birlikteler.

Ulusal Basında, ‘bu şehrin vefalı dostları…’  Bizlerden daha gayretliler…

Tek bir ifade de buluşuyorduk, “Allah rızası…”

Tek bir ifade de buluşuyorduk,  ‘şehrin ilmine, irfanına, kültürüne hizmet…’

Bütün bunlar, ‘parayla, pulla olacak işler değildi’

Gayet iyi hatırlıyorum. Devlet Korosu Şefi, rahmetli Celil Mataracı…

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarına Usta Sanatçı Bestekâr Avni Anıl’da gelmişler…

O yıl Hazar Şiir akşamlarında; sözleri Bekir Sıtkı Erdoğan, Mehmet Çınarlı, Yahya Akengin’e ait eserler icra ediliyordu.

Şiirin, sanatın, edebiyatın, musikinin şehirle bütünleştiği yıllar… Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneği,  Elazığ Devlet Korosu, Fırat Üniversitesi Konservatuvarı… Bir bütün halindeydi…

O yıllardan sonra, EMKD eski Başkanı Doğan Sever, güftesi Elazığlı şairlere ait yüzlerce beste yapacaklardı…  Ben Doğan Sever için, “Elazığ’ın Itri’si…” diyorum.

Her şiir akşamı için hazırlanan, “Güldesteler…” her biri, ‘edebi bir belge…’ niteliğindedir.

Şener Bulut kardeşimizin, sadece bir güldeste için aylarını verdiğini bilirim.

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının, “afişlerinden davetiyelerine… Program kitapçığından Güldestelerine kadar…”  İletişim Fak. Öğr. Üyesi. Doç. Dr. Tamer Kavuran ’ın ve Öğr. Gör. Recep Bağcı’nın profesyonel emekleri hiçbir zaman unutulmaz…

Özellikle, uzun yıllar FHGC Başkanlığını yapmış bulunan rahmetli Şeref Tan’ı da burada yâd etmeliyim. Mahalli Kültürümüze tamamen aşina olan Şeref Tan, ‘usta bir kâlem, kelâm erbabı bir şairimizdir…’ Şener Bulut ile birlikte bu güzel insanın emeklerini de unutamayız.

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları bizler için, ‘bir okul/ veya bir atölye çalışması oldu…’

Velhasıl, büyük emeklerle ve en önemlisi, ‘gizli kahramanlarıyla…’ Elazığ Şehrini yıllar itibariyle, Kültür, Sanat, Edebiyat ve Musiki de, ‘zirvelere taşıdı’

Prof. Dr. Sadık Kemal Tural, Elazığ Şehri için; “Şiirimizin Başkenti…” diyeceklerdi.

Bu minvalde, Elâzığ için/ Harput için/ Hazar için, ‘çok nezih ifadeler…’ kullanılacaktı.

Emeği geçenleri bir daha takdirle yâd ediyorum. Her birinden Allah razı olsun âmin.

ÜZÜLÜYORUM…

Ağustos Ayı… Millî hislerin kabardığı günlerdeyiz…

Mithat Cemal Kuntay, ‘Tarih Hocasına seslenir’

“Öldükçe yaşarmış yeniden hadiselerde!

Muhtacım o ecdâda yalandır deseler d!

Anlat bana bir parçacık ecdadımı anlat;

Muhtacım o efsaneye, tarihe masal kat!”

Her şehrin bir hayatı vardır. Rengi, kimliği, boyası vardır.

Yazarı, Şairi, edibi ne yapacaktır?

Şehri için, ecdâdı için en güzel boyaları kullanacak…

Geçmişi bugüne taşımak için, ‘geçmişi en nezih şekilde hikâye edecek’

Batı dünyası, ‘olmayan tarihine hikâyeler/ efsaneler/ destanlar uyduruyor’

Millî Şuur, Millî Öfke, Millî hisler… Bütün bunlar olması gereken şeylerdir.

Sizler kalkar da, “Şehirlerin Kurtuluş Tarihi Yoktur!” derseniz!

Sanki birileri başıma, ‘kaynar sular dökmüş gibi…’ olur/ yanarım!

“KURTULUŞ!” isimli şiirimizde ne diyoruz;

“Antepli Şahinler, Nene Hatunlar…

Duyduz mu, “şehirlerin kurtuluşu…”

“Bir yalan hikâyeden ibaret…”

Silah sıkılmadan çekip gitmişler!

Askoroz Deresi bir dile gelse;

“Kalkavan Bey’im sırların bendedir!”

Şehirler, “Gazi, Şanlı, Kahraman…” demez miyim?

BİR RUHİ BİLEN VARDI?

Bu şehrin dostu, sürekli tebessüm eden bir yüzü…

1970li yıllarda, Elazığ Lisesi Müdürü Ruhi Bilen,

Bizatihi o dönemin öğrencileri tarafından;

“Efsane Müdür…” olarak anmaktalar.

Elazığ Şehrinin, “eğitim tarihinde…” Ruhi Bilenler de anılacaklar.

Kendilerine ithaf ettiğim, bir şiirimi paylaşmak istiyorum;

“Bir nesildi, iz bırakıp gittiler

Şehrin havasına nüfuz ettiler

Hoş birer seda bırakıp gittiler

Gördüm, ikilikten nefret ettiler!

Bir döneme hitap edip gittiler.”

O güzel nesli, rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz.

Mekânları cennet olsun. (âmin)

29 Ağustos 2015 tarihinde Harput’un bir yiğit evladı, “Servet Kabaklı” aramızdan ayrılıyorlardı.

Zaman öyle hızlı akıyor ki, ‘bir vefalı dostun aramızdan ayrılışının 7. Yılındayız’

Elazığ Şehrine yüreğiyle bağlıydı. Amcası rahmet mekân Ahmet Kabaklı’dan sonra Türk Edebiyatı Vakfı Başkanlığı döneminde de, ‘büyük başarılara imza attılar’

Manas Gönül Evi’yle birlikte birçok faaliyetlerde birlikte olduk.

O birliktelikte, ‘dostluğunu daha yakından gördük’

Allah rahmet etsin mekânı cennet olsun âmin.

BU GÖÇ YAMAN GÖÇ

                       “Servet Kabaklıya ithaf”

Bu göç yaman göç, içinde çığlığı

Çağlayanım gitti, “Servet ”im gitti

Harput-Göllübağ’da, dal yere düştü

Ağlayanım gitti, hasretim gitti

Çileye tebessüm eden yüz onda

İçini dışına seren söz onda

Gönül ateşiyle yanan köz onda

Onda, sükût eden hayretim gitti

Bilge kişilerle, bir ömür boyu

Vakfetti yılları, arındı huyu

İlim-hikmet yolunda akarsuyu

Mevla’ya yöneldi, muradım gitti

Niyet, amel, istikamet bir olur

Hayır işlersen, ömür diri olur

Davaların gölgesi iri olur

Yürekten konuşan,  gayretim gitti

Garipler konar, göçerdi yurdundan

Gonca gül olur, açardı bağrından

Elazığ, ses vermez bugün çağrından;

Çağrı, Hak katından  “Servet’im” gitti.

 Bedrettin Keleştimur

29 Ağustos 2015

Yazarın Diğer Yazıları