Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Erzincan Ilıç'ı Konuşmak…

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elâzığ Ağın İlçesi Keban Baraj Gölüne 70 km kıyısı bulunan bir ilçemiz…
Karasu Vadisinin ’de bir bakıma kapısı diyebiliriz.
Ağın Köprüsü o bakımdan önemlidir…
Karasu Vadisini takip ederek Ağın’dan Kemaliye İlçemize uzanan yol, 66,9 km…
Nefis bir doğa güzelliği sizleri derhal kendisine cezbeder…
Kemaliye’den İliç’e doğru da, dağlardan, derin vadilerden, yaylalardan
geçerek, ’40 km bir yolculukla ulaşıyorsunuz’
Erzincan'ın İliç İlçesi, “Anagold Madencilik şirketine ait Çöple
Maden’inde 13 Şubat Salı günü meydana gelen heyelan felaketi ile
Türkiye'nin gündeminde…”
Bizleri en fazla korkutan da, “Karasu Vadisinin kirlenme riski altında
bulunmasıdır!”
Erzincan İlimiz, Doğu Anadolu'nun Yukarı Fırat Bölümünde yer alıyor…
Masanızın üzerinde Türkiye Coğrafyasını açtığınızda; Erzincan İlimizin
doğusunda Erzurum, batısında Sivas, güneyinde Tunceli, güneydoğusunda
Bingöl, güneybatısında Elâzığ, Malatya İlleri bulunuyor.
Karasu Vadisinde özellikle yolculuk yapmanızı isterim. Yüksek dağlar,
derin vadiler, ‘renklerin halay çekişi…’ o kadar içten ki. Yol boyunca
da, göz alabildiğine yaylalar… O yaylalarda, Anadolu insanını besleyen
hayvan sürüleri…
Yayla sözlükte, “deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, platoların
derin akarsu vadileriyle yarılmış düzlükler halindeki coğrafik yeryüzü
şekilleridir…”
Yaylaları bizler, ‘yazın serinliği ve temiz havasıyla, hayvan otlatma
veya dinlenme yeri olarak tanımlanan mekânlardır…’
Bizler daha düne kadar İliç İlçemizi nasıl tanımlıyoruz?
“Tulum peyniri ile ününü sınırlarının ötesine taşıyan İlçemiz…”
Özetle, “Tarım ve küçükbaş hayvancılık İliç İlçesinin ekonomisini oluşturur!”
İliç İlçemiz, “58 köy ve 23 mezradan oluşan/ veya tarihi
kalıntılarıyla da önem kazanır!”
İliç İlçesi, 2020 nüfus sayımına göre, “İlçe merkez nüfusu 4.454,
kırsal kesim nüfusu 4.424 olmak üzere 8.878 toplam nüfusuna sahip
kültürel dokusu güçlü olan bir ilçemizdir!”
Yazımızda ifade ettik, İliç İlçe nüfusu tarım ve hayvancılığa
dayanmaktadır. “İlçede 75 bin adet koyun, 10 bin adet kıl keçisi olmak
üzere toplam 85 bin adet küçükbaş hayvan bulunmaktadır!”
Görüleceği üzere, ‘koyun sayısı açısından ülkenin önde gelen ilçeleri
arasında yer alır!’
Belki sizler için biraz abartılı görülebilir. Bu bölge de, yılda
ortalama olarak, “bir milyon 260 bin kg. tulum peyniri ve 100 bin 750
kg. salamura peyniri üretilmektedir!”
Ah, Şu altın madeni var ya! İliç İlçesini derinden yaralıyor…
13 Şubat 2024 tarihinde meydana gelen heyelan felaketiyle birlikte
yüzümüzü İliç’e çevirdik, Karasu Vadisine çevirdik, yıllar içerisinde
tahrip olan doğaya çevirdik…
Gözümüz, gönlümüz, aklımız, fikrimiz, vicdanımız artık öncelikle,
‘insanımıza, doğaya, Karasu Vadisine sahip çıkalım!
Tarihçiler, araştırmacılar, gezginciler, İliç İlçesi için, “toprağının
çok verimli olduğundan…” söz ederler. “Her çeşit tarım ürününün
yetiştiği bir iklime…” vurgu yaparlar. Dokumacılığında geçmişten gelen
bir gelenek olduğundan söz edilir.
“Sükût İnlermiş” şiirimizde şöyle diyoruz
“Rüzgâr sert esermiş bizim illerde
Hoyratlar yeşermiş bizim dillerde
Derin vadilerin serinliğinde;
Sükût inlermiş bu ıssız yollarda
Fırtınalar, ruhumun derinliğinde…”
Bizler, coğrafyayla bütünleşen bir milletiz. Dağımızla, taşımızla,
toprağımızla yeri geldiğinde, ‘dertleşiriz…’ Bu dertleşme içten içe
sükûtun gözyaşına döner…
Bu coğrafyada, bir büyük imtihandayız… Nedir, o imtihanımız?
“Coğrafyamıza dost olacağız! Dostluğumuz kademe kademe kendi
nefsimizden coğrafyamın bütün renklerine/ veya siluetine aksedecek…”
Muhasebesini yaptık mı acaba… Dünden bugünlere nasıl bir yol
serüvenimiz olmuş?
O serüvenimiz günümüzde, ‘endişeye, kedere, acılara dönmüşse…’
vicdanımıza danışarak düşüneceğiz efendim… Sorarım sizlere, ‘ne kadar
mutlu, ne kadar huzurlu ve de güvendeyiz?’

EMEKLİ VE İKRAMİYE…
Türkiyemizde en büyük mücadele hedefi hiç şüphesiz ki,
“yoksulluk ve cehalet…” olacaktır.
Allah'ın Resulü (sav) buyuruyorlar;
“Allah’ım, cehennemin fitnesinden ve azabından, kabir fitnesinden ve
azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin
şerrinden sana sığınırım…”
“Allah’ım, küfürden, fakirlikten sana sığınırım…”
Şeyh Edebali, damadı Osman Gazi’ye şöyle seslenirler;
“Ey oğul, artık Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoş görmek sana, anlaşmazlıklar bize, adalet sana,
Haksızlık bize, bağışlamak sana.
Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.
Ey oğul işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun!”
Aliya İzzetbegoviç ne diyorlardı;
“Müslüman Doğu’daki bütün okullarda eleştirel düşünme dersini mecburi kılardım!”
Şura Suresi 38 ayette şöyle buyrulur;
“Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir.”
Bir akıl, bir yürek olma yolunda acaba ne kadar seferber olabiliyoruz?
İnsan diyoruz… Bütün gayretimizle insana yöneliyoruz…
Bakara Suresi 30.uncu ayette şöyle buyruluyor;
“(Ey Habibim), o vakti hatırla ki, Rabbin Meleklere: “-Ben yeryüzünde
(hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (bir insan) yaratacağım”
demişti”
İnsan, “Yaratılanların en şereflisi…”
İnsana bakış açımız o kadar önemli ki, o şuurla hareket ettiğimizde
daha sağlıklı, daha dokunaklı, daha duyarlı bir yaklaşıma sahip
olacağız…
Türk-İş her ay, “dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarı;
açlık sınırı ve yoksulluk sınırını yayınlamaktadır…”
Şubat 2024 ayında dört kişilik bir ailenin, Açlık Sınırı; 15 bin 48
lira… Yoksulluk Sınırı ise 49 bin 19 lira…” olarak gözlemleniyor.
Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti, ‘19 bin 630 lira…’
35 yıl hizmet veren bir emekli olarak elbette ki, ‘taleplerimiz olacaktır…’
Her iki dini bayramımızda, (Ramazan ve Kurban Bayramında) “2018
yılında emeklilere bin lira ikramiye verildi…”
2018 yılının Haziran ayında, “bir çeyrek altın 355 liraydı…”
2018 yılında bir emekli aldığı ikramiye ile ‘üç çeyrek altın alabiliyordu’
2024 yılındayız… “Bir çeyrek altının bugünkü alış fiyatı 3 bin 349
lira, Satış fiyatı ise 3 bin 417 lira…”
2018 yılında bir ABD Doları 4.75 lira, 2024 yılında bir ABD doları, 30.75 lira…
Günümüzde, ‘emeklinin durumu ayan beyan ortada…’
Bu millete bir ömrünü hizmet ile alın teri ile bir ömrünü vermiş
bulunan emeklimize alt limit olarak ifade etmek istiyorum, “6 bin lira
veya üstü ikramiye verilmesi…” en doğru tercih olur, kanaatindeyim.
Geliniz, ‘yoksullukla amansız bir mücadele verelim…’
O mücadele ile de bir bakıma bizler, ‘kötülüklerle mücadele
ettiğimizin de şuurunda olalım!’
Selam ve Muhabbetle…

Yorumlar 1
ZEKERİYYA BİCAN 18 Şubat 2024 11:27

ELİNE, DİLİNE, DİMAĞINA SAĞLIK. ÇOK GÜZEL BİR YAZI, ÇOK GÜZEL BİR ANLATIM. BU İŞİN MUHATAPLARI ACABA BU YAZIYI OKURLAR MI, VİCDANLARI SIZLAR MI HİÇ. DÜNYAYA TAPANLAR ANLAR MI HİÇ.

Yazarın Diğer Yazıları