Sadi Şirazi insanı şöyle tarif ederler;
“Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endişe”
Mealen, “İnsan üç beş damla kan ve bin bir endişedir!”
Albert Einstein endişe konusunda ne diyorlar;
“Ben gelecek için hiçbir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor!”
Endişe sözlükte, “Düşünce, kaygı, tasa, kuşku, şüphe, korku…”anlamlarına geliyor.
Hayatımızı neden/ niçin huzur ekseni etrafında kuramıyoruz?
Cemil Meriç, “Yaşamımızı ölüm kaygısıyla,
Ölümümüzü de yaşama kaygısıyla bulandırıyoruz!”
Hayat serüveninde, ‘bir nehir misali’ suyumuz ‘niye’ bulanmadan duru bir şekilde akmasın!
Atamız, ceddimiz Hz. Âdem bizlere, ‘endişe’ konularında nasihat ediyorlar;
“Sakın, endişelerden sakın! Fikir, aslan ve yaban eşeğidir; gönüllerde ormanlıklar!”
İnşallah, ‘endişe’ konusunu daha detaylı bir şekilde ele alacağız!
Bugün, mısralarla içerisinde bulunduğumuz ahvali değerlendirmek istiyorum;
SİNSİ TUZAKLAR
Birileri Türk Yurdu üzerinde;
Fitne, fesat, kumpas oyunu kurar!
Hile, desise, şantaj pazarında,
Sinsi tuzaklarla toyunu kurar!
BEKLERİM
Dağları düşündüm, yüce dağları!
Üzerimize atılan ağları…
O ağlar, birer birer yırtılacak;
Doğacak elbet, Türk’ün altın çağları…
EZELİ DÜŞMAN
Fitne, fesat, tefrika; ‘ezeli düşman’
Aynı düşmana yenilirmiş insan!
Sınırları korur, ‘birlik şuuru’
O şuurla nasıl korur huzuru?
Nefsini yenerek vahdete koşman
İNSAN DOKUSU
Bozma, yurdumun insan dokusunu!
Kanla çizilmiş vatan yokuşunu
Kalbimde nakış nakış oluşunu
Yokuşlar döne döne çıkılırmış
Gözlerim ufuklara takılırmış
İHLASLA DOLARSA
Gül yaprağı solarsa ne hal alır?
Gençlik giderse, ‘ihtiyarlık’ kalır
Gün doğar bahtıma, ‘nişan üstüne’
İhlas dolarsa, ‘bahtiyarlık’ kalır.
SİZE NE?
Günahı Rabbim affeder, size ne
Kula, kul olmak esaret değil mi?
Malını hayra sarf eder, size ne
Veren el olmak cesaret değil mi?
YAĞMUR
Yağmur, her damlası şefkat tohumu
Açar gönlümde, tomur tomur bulut
Gezinir ufkumda, rahmet rüzgârı
Martılarla kanat çırpar, bulutlar
Usul usul lâtif nağme yükselir
Resmini çizebilsem o nağmenin!
Sevinç gözyaşı açılır semaya…
YAĞMUR İKİ HECE
Yağmur, özlediğim iki hece
Sen ki, ‘hakkın rahmeti’ bir nağmesin
Şırıl şırıl esen nağmeler nice,
Sevinç gözyaşlarım nazar değmesin!
RAMAZAN
On bir ayın içinde ramazanı,
Omuzlar sevdayla, bütün yürekler!
Ramazan ayında, kutlu bir gece;
Yetmiş yılın hesabında yürekler!
ELVEDA
Gelişine merhaba, sevinçliydik!
Gidişine elveda, hüzünlüyüz
Nefisle mücadelede, dinçliydik
Gül ayına elveda, hazanlıyız!
KADİR GECESİ
Kandil kandil rahmet yağar bu gece
Dualara teslim olur, bu gece
Gecenin rahmine düşer aydınlık;
Cennet kokusunu alır, bu gece
HARPUT’TAYIZ
Harput, şehrimin manevi rıhtımı
Salihler, Şehitler, Sıddıklar Yurdu
Yolunuz düşerse bir gün batımı,
Bedri, ‘dirilişi’ bahara yordu!
23 NİSAN
23 Nisan, bizim bayramımız
Bir asrın, irade-i milliyesi
Coğrafyayı vatan yapan anımız;
Her ev, her ocak; vatan külliyesi!
SAÇLARIMA KIR DÜŞMEDEN
Dur gitme, saçlarıma kır düşmeden!
Zamana kelepçe vurmak isterdim;
Nafile, dur durak bilmez, göçmeden!
Yüreğimi ak topraklara serdim,
Günahım, ahlarım dökülsün derdim.
ÇOCUK NE BİLİR
Bakar çocuk, ‘anne-baba eline’
Ne aldın diye hükmeder diline
Yürek yangını, ‘yok diyen’ gözlerde;
Masum ne bilir, gam düşer beline!
Çocuk, gönlüne girmeyi dilerim!
Tebessümle gözyaşını silerim
18 MART
On sekiz Mart, kar savrulur siperde!
Zafer alayları; Mehmetler yürür
Kıyamda sanki bin yıldır seferde,
Kutlu sebildir, şahadete yürür
ÇANAKKALE
Çanakkale, Türk’e adanmış kale
Kaleler içinde, mührünü taşır!
Şahadetim, kırmızı- beyaz lâle
Ulu yerden reyhan kokusu taşır!
O kokuyla mest olur, halden hale
Zikre nişandır, ab-u hayat taşır!