Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığlıyım

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığlıyım, azığı bol ilden
Sesim ta Tuna’dan gelir ta Nil’den
Fuzuli'nin, Nedim’in konuştuğu,
Asırlar nefeslenir, bu dilden…

Fırat, dağları aşan bir atlıdır
Bilir misin katığı Murat’ladır
Temiz, berrak yüreği Ferhatlı dır
Gam kervanıdır yürür, bu ilden

Güneyim Yemen, inler Çanakkale’m
Sarıkamış’tır, özümdeki Kalem
Ağlar mısın hey, boynu bükük lalem
Gönül çağlar derdine bizim ilden

Öfkeni yuttun, sükûtu yar ettin
Yüreğinle âleme nazar ettin
Kendini olanca yıl göçer ettin
Artık gözyaşı süzülür bu dilden

Bedri, eskileri aradık durduk
O ne güzelim hülyalar kurduk
Vefalı dostlarla geçmişi yorduk
Sözün sohbetin bal aksın bu dilden

CUMA GÜNÜNE

Biliriz günlerin sultanı sensin
Sûre olup nûrun beyanı sensin
İbadet iman için bir kın değil mi?
İbadet vecd için akın değil mi?
Mescit zikre tanık kalbin aynası
RABBE niyaz yanık kalbin aynası
 Ey Cuma, mü ‘minin yankısı sensin

SEVDALARIMIZ YÜRÜR…

Sevdalarımız yürür Anadolu’dan
Alpler, Erenler, Veliler diyarından
Şecaat yürür, asrın bütün kalelerinden…
Vefa ve sadakat bayrağı dalgalanır,
Sıddıklar Ordusu’ndan…
Ey Sahabe meşrepli yüzler;
Ecdadın kutlu selamı ve salâtı üzerinize
Fırat’ta, Dicle’de abdestlerini aldılar
Kelam ettiler, kâmil bir ruha erdiler…
Şefkat dolu, “fetih yürekli” nazarlar;
Her biri yıldız olup aktılar Anadolu’ya…

GECENİN YARISI

Gecenin yarısı, sessiz bir n nağme
Ey hislerim var git, gönlüme değme
Sükûtumu ne talan et, ne yağma
Vuslata ersin derim yollarım

GÖÇ VAKTİ

Göç vakti yaklaştı
Saçımdaki bütün teller aklaştı!
Çığlıklar giderek sıklaştı
Zaman, ihtiyar halime inatlaştı
Hastalık kâh dizden kâh baştan vurdu
Dert ile sabrın amansız yarışı,
Dünyayla barışı/ kıyameti koptu, kopacak!

DOSTLA

Dost seninle dertlenir, hemhâl olur
Binanın taşları gibi hâl olur!
Dost dediğin bir gövdeye dal olur!
Bülbül diken bilmez, sözü bal olur
Bedri, kahır yükünü çeker dostla
Dost seninle demlenir, gülzar olur

SEVR MAĞARASINDA

Sevr mağarasında, yâr ile yâren
Aşk ilmeğinde, örümcek ağ ören
Her tecellide sebepleri düren
Eller semaya açılmış görürsün!

BİN DÖRT YÜZ YIL

Bin dört yüz yıl, kıl gibi çeker akıl
İnkâr cinnet koğuşundaki çakıl
Mahzun ol kavrul, ya da her dem yakıl
Yılları Hakk'a yakarmış görürsün!

RESUL HABERİ

Medine, hâl ile arzın minberi
Kuşatır âlemi Resul haberi
Her hac mevsimi andırır mahşeri
İzleri yerden koparmış görürsün

Gıybet olur,
Her kem söz, gıybet olur
Yalanın adı, iftira;
Sızlatır gıybet olur.

Çalmasın
Türküler, biz/siz çalmasın
Taşında çınlar feryadım;
Ülkemde, çanlar çalmasın!

Parça bütünde güzel
Hakka esaret güzel
Dertlere şifa veren;
Hazreti Furkan güzel

SES DÜNYAMIZ

Türküler, şarkılar ses dünyamız
Türkülerle söyleşir, dertleşiriz
Şiir, Sanat, Edebiyat; söz dünyamız,
Sözümüzle halleşir, eyleşiriz.

Yazarın Diğer Yazıları