Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığ ve isimler üzerine

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

1834 tarihinden itibaren M. Reşit Paşa zamanında; Harput’tan Mezre’ye şehir taşınmaya başlayacaktır!

Elazığ Şehri, Harput’un tarihi mirasının devamıdır.

Harput/ Elazığ’ın son iki yüzyılına baktığımızda; “İz bırakan” o kadar önemli şahsiyetler yetişmiştir ki;

Bu isimler, ‘geleceği de inşa ve ihya eden’ isimlerdir.

Kırk Yılı aşan yazı hayatımızda, ‘yol arkadaşlarımızla birlikte’ Kültür, Sanat ve Edebiyatla haşır neşir olduk, diyebilirim!

Farabi, “şehirlerde canlı varlıklardır!” diyorlar. Her şehrin belli bir, ‘kimliği’ vardır!

Geçmişi bugüne ne kadar taşıyabiliyoruz?

Geçmişle gelecek arasında nasıl köprüler kurabiliyoruz?

Şunu sevinerek ifade edebilirim; Elazığ Şehri, “son 35 yıl içerisinde” önemli mesafeler aldı!

Şehir insanı, “parkına, bulvarına, caddesine, sokağına, okuluna” verdiği isimlerle, “tarihi kimliğini okumaya” başladı. Bir bakıma, ‘kendi tarihiyle’ buluştu.


Mekke için, ‘şehirlerin anası’ anlamına gelen, “Ümmü’l Kurâ” denilmiştir… Eski adı, “Yesrib” olan, ‘Medine’ ismini bizatihi Allah Resulü vermişleridir. Medine’nin kelime anlamı, “Şehir”dir!

Medine’nin, “Darü’l İman” “Darü’s Sünne” gibi isimleri de vardır. Bu isimlerin her biri, ‘kimliktir’

O kimliğin belirgin bir ‘ruhaniyeti’ vardır.

Mesela, Buhara için bizler, “Hadis Şehri” deriz…

Mesela, Kaşgar için ise, “Divan Şehri” deriz…

Mesela, Horasan için “güneşin yükseldiği yer” deriz…

Anadolu’yu aydınlatan, “Horasan Erenleri” bu ışık insanlardır.

Maveraünnehir’den Anadolu’ya, “şehir” düşüncesini de birlikte getirdik…

Günümüzde Elazığ için, “gönül dünyamızın vuslat şehri!” diyoruz.


Elazığ son 35 yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlerle tarih yazdı… Ankara ve İstanbul’dan sonra, “Kültür ve Sanatın en fazla konuşulduğu şehir” oldu.

“Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarıyla…”

“Türk Dünyası Hizmet Ödülleriyle…”

“Kardeş Şehirler Projeleriyle…”

Balkanlardan Türkistan’a; Gönül Coğrafyamın ‘marka şehri’ olarak bilinir oldu.

Son 35 yıl gerçekleştirilen bütün bu erdemli organizasyonlar; “Şehir Projesi” olarak da tanımlandı.

Bu projelerle, Harput/ Elazığ; “tarihi buluşturan şehir” olarak ufuklar açtı.

Gazi Atatürk, “dil bir köprüdür, tarih bir köprüdür, din bir köprüdür”

Elazığ Şehri, “maziden atiye uzanacak kutlu köprüleri” kurdu.

Elazığ Şehrini bir baştan öte başa gezmenizi arzu ederim.

Park ve Bahçelerine, Cadde ve Bulvarlarına, Mahalle ve Sokaklarına,

Eğitim-Kültür ve Spor Salonlarına, Okullarına...

Her birinin, “şehrin değerleriyle bütünleşen” isimler gönlünüzü ısıtıyor.


Sanatçının/ Sanatkârın Kimliğinde; “Barışı, Huzuru, Güveni, Hoşgörüyü” okursunuz...

Onlar, sadece şehirleri değil; Ülkeleri bir araya getiren şahsiyetlerdir.

İsa Yusuf Alptekin ile Doğu Türkistan’a,

Mustafa Cemiloğlu ile Kırım’a,

Cengiz Aytmatov’la bu şehir, Kırgızistan’a;

Magcan Cumabayla, Kazakistan’a,

Fuzuli, Elmas Yıldırım ve Bahtiyar Vahapzade ile Azerbaycan’a;

M. Emin Aga ile Batı Trakya’lara kadar uzanmıştır.

Elazığ Şehri artık Bişkek’te, Almatı’da, Bakü’de, Lefkoşe’de, Kosova'da... Türk Dünyasında, “sanat ve edebiyat çevrelerinde” edebi hatıralarla birlikte anılır olmuştur.

Elazığ’da, “Azerbaycan Parkı” birçok hatıralarla doludur.

Elazığ’da, “Cengiz Aytmatov Parkı…” Türkiye’nin ve daha da ötesinde Türk Dünyasının en önemli sanat ve edebiyat parkı olarak bilinmektedir.

Elazığ’da, “Akmola Parkı…” Türkiye-Kazakistan arasındaki en önemli köprünün adıdır.

Elazığ Belediyesi, Karakol Şehriyle kardeş şehirdir...

Elazığ Belediyesi, “Gökçedağ Şehriyle” kardeş şehirdir...

Elazığ Belediyesi, “Mamuşa Şehriyle” kardeş şehirdir.

Elazığ’da, “Şehit İlhanlar Caddesi” Kıbrıs’la manevi bağımızdır.


Avrupa’yı, Avrupa yapan;

Ortaçağ taassubunu yıkan Rönesans’ın temelinde ne vardır; “Edebiyat, Kültür, Sanat…”

Türkiye’yi ‘Tanzimat Düşüncesine taşıyan’ nedir?

Eskilerin deyimiyle, ‘matbuattır…’

Elazığ’ın son 35 yılını iyi okumalıyız ki, bu şehrin kazanımlarını görelim…

Bir Ahmet Kabaklı, bir Av. Fikret Memişoğlu, Fethi Gemuhluoğlu,

Bir İshak Sunguroğlu, bir Nurettin Ardıçoğlu, Dede Nüzhed,

Bir N.Yıldırım Gençosmanoğlu, bir, Bahaettin Ögel,

Bir Mustafa Temizer ile birlikte daha nicelerini bağrından çıkaran kutlu şehir,

Onların isimleri de, “bir dantel misali” işlenmiştir.


Elazığ’ın yetiştirdiği, “din âlimleri…”

Bu sahada, Günerkan Aydoğmuş’un çok güzel bir eseri, “Harput Kültüründe Din Âlimleri…”

O muhterem şahsiyetlerin isimleri de, Elazığ Şehrimizin, “önemli bulvar ve caddelerine” kimlik olmuştur.

Elazığ’a hizmet eden, “Belediye Başkanlarının isimleri…” “Ahde Vefa” olarak Park ve Bahçelerde yaşatılıyor.

Mahalle, Park ve Bahçeler, verilen isimler arasında; “Naşide Gökbudak, Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, Prof. Dr. Nuran Yazıcıoğlu, Naci Sönmez, Naci Onur, Şükrü Kacar, Rasim Küçükel,

İzzet Paşa Mh. Çaydaçıra, Fatih, Org. Eşref Bitlis Mh. Rüstem Paşa, Ataşehir, Fevzi Çakmak,

Nail Bey ve Şehidimiz Fethi Sekin Mesire Yeri…”

İsimler, dünden bugünlere; kimliğimizi/ bir değerler albümünü oluşturuyor.


Elazığ Şehrimizde birkaç Okul İsmini de verelim;

“Hacı Hulusi Yahyagil AİHL, Şehit Eyyüp Oğuz AİHL, Cemil Meriç Fen Lisesi,

Ahmet Kabaklı Anadolu Öğr. Lisesi, Ahmet Yesevi Sosyal Bilimler Lisesi,

Çubuk Bey Anadolu Lisesi, Mehmet Koloğlu Anadolu Lisesi…”

İlimizde, okullarımızın isimlerine baktığımızda; Bu sayıyı katlayarak artırabiliriz.

Bu isimler arasında;

“Şehitlerimiz, İlim ve İrfan sahibi şahsiyetlerimiz,

Bilge Kişilerimiz, hayırsever insanlarımız,

Yazarlarımız, mütefekkirlerimiz…”

Bu eserler, bu isimler bizlere kutlu bir yolu gösteriyor;

Bir büyük medeniyetin mensubu olduğumuzu anlatıyor, bu isimler…

“Kökleri güçlü bir maziden daha güçlü bir atiye…” ideali aşılıyor bu isimler…

O idealin kutlu fotoğrafını nasıl tarif edebiliriz?

“Ak yüzlü, bilge sözlü, kartal bakışlı, civan duruşlu; aynı gövdenin baharında çiçek açmış, cümlesine meyve vermiş, dalları gelecek nesillere kanat gerecek…”

Evet, ‘cümlesine kanat gerecek’ bir yürüyüşü anlatıyor sizlere…

Ahmet Cevat o güzelim şiirinde ne söylüyorlar;

“Sen olasan gülüstan/ Sana her an can kurban

Sana birçok muhabbet/ Sinemde tutmuş mekân…”

Onlar, birer ‘abide şahsiyet’

Onlar, sanatın zirvesinde birer, “ulu çınarlar…”

Onlar, inancın birer, “kale duvarları…”

Onlar, “edep yolunun sevda önderleri…”

Onlarda, “Elazığ Kimliğini…” okuyoruz.

Elazığ Şehri için ne diyorlar;

Sadık Kemal Tural, “Şiirimizin Başkenti”

Cengiz Aytmatov, “Türk Dünyasının Manevi Azığı”

M. Ali Eşmeli, “Derdi cehaletle savaşmış Şehir”

“Aya kan kardeşi, yıldızla adaşmış Elazığ…”

N. Y. Gençosmanoğlu, “Yüz yıl sonra Anayurt uyanması…”

Nesir Payguzar, “Harput Asya’nın gül bahçesi”

Dilaver Cebeci, “Nezaketle asaletin birleştiği Şehir”

Abdurrahim Karakoç, “Bahçe aziz olsun, gül aziz olsun”

Biz ne diyelim, “Birlik ateşini tutuşturduğu yer!”


Şehir Merkezinde ayakta durmaya çalışan Kâzım Efendi Sokağı’nda, bu şehrin, bu şehir insanının bir asır öncesine kadar giden hatıraları vardır. “Kapalı Çarşı, Tarihi Hükümet Konağı, Şıra Pazarı, Zincirli Han, Buğday Meydanı, Semerciler Çarşısı, Yemeniciler Çarşısı” vs. şehrin hafızası vardır.

Şehirler, ‘hafızalarıyla’ birlikte yaşarlar.

Bir türkümüz vardır, “Kömürhan Köprüsü, Harput’a bakar”

Kömürhan’dan itibaren, Elazığ’ın esintisini almaya başlarsınız… O esinti, çil çil kubbelerle, zarif ve narin minarelerle… O esinti, su sesleri arasında şakıyan bülbüllerle…

O esinti, Yeşilin muhteşem örtüsü içerisinde sizlere yol veren, geniş bulvarlarla…

O esinti, ‘edebi’ ve ‘vuslatı’ birlikte yaşanılır hale getiren mekânlarla…

O esinti, sizlere ‘dün ile bugünü birleştiren’ ruhi bir derinlikle karşılar…

Tarihin o anlamlı nakışlarına, geleceğe nazarlı bakışlarına gidiyoruz!

Şehir insanı, ‘kendi kimliğinde…’ vuslat şarkılarını, yarınları için besteleyecek!

Selâm olsun, tarihimizin Aziz Şehrine, Vuslat Şehrine...

Bir asır öncesinde Harput ve yöresi anlatılırken, “çarşısından, bedestenlerinden, camilerinden, kümbetlerinden, medreselerinden, hanlarından, hamamlarından, çeşmelerinden, köprülerinden, konaklarından sıklıkla bahsedilirdi... O tarihi değerler üzerinde şehrimizi inşa ve ihya yolunu tercih etmeliyiz. Şehirler, ‘zarafeti, estetiği, inceliği, kibarlığı, nezaketi...’ ile birlikte tanımlanırlar.

Yazarın Diğer Yazıları