Elazığ Şehrimizle birlikte ilk akla/ hafızalara gelen, “eğitimdir!”
Bu şehrin tarihi köklerinde, “Kubbet-ül İslâm Şehri Ahlat’tan, “Vuslat Şehri” Harput’a uzanan çok güçlü manevi bir esinti vardır.
Efsanevi Harput Şehri, tarihi boyunca, ‘erdemli insan yetiştiren…’ kadim şehir olarak anılır.
Harput’la, “eğitim, kültür, sanat, edebiyat, musiki…” birlikte anılır.
Harput’la birlikte, ‘irfan ocakları…’ ve ‘ilim meclisleri’ birlikte düşünülür.
Bir eğitimci yazar olarak, ‘yıllarca eğitimi konuştuk’ Rahmetli dedem Fahri Bey, ‘muallimdi’
Babamın amcası merhum Mahir Keleştimur, “Elazığ Lisesinin tarihe iz bırakan yıllarında tarih muallimi” Hâlihazırda, aile olarak, ‘eğitimin içerisindeyiz…’
Eğitimi ifade ederken, “bir şehrin rengidir, resmidir, kimliğidir, hafızasıdır…” deriz!
O mübarek çatıların altında, ‘gelecek nesilleri inşa ediyoruz’
Kutsal üç önemli değer bilirim; “kandamlası şehadettir, ter damlası berekettir, göz damlası ibadettir…” Nihai hedef nedir, “bu millete ‘vatansever’ şuurlu nesiller yetiştirmek!”
O şuur içerisinde, ‘sabrı, sadakati, sevgisi, saygıyı, şefkati, merhameti…’ birlikte düşüneceğiz!
2022 yılındayız… Elazığ Millî Eğitim Müdürlüğünde, ‘nöbet değişimi’ Esas olan, ‘hizmettir’
2017 yılından itibaren Elazığ Millî Eğitim Müdürlüğü görevini üstlenen Feyzi Gürtürk’ün yerine,
İzmir Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet Yiğit, ‘vekâleten’ atanmış bulunuyorlar.
Sayın Yiğit, göreve başlarken, basınımızda da yer alan bir ifade kullandılar;
“Öğrencilerimizi sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle desteklemek; dezavantajlı öğrencilerimizin ve okullarımızın ihtiyaçlarını ivedilikle karşılamak, tüm okullarımızı aynı üst çıtada buluşturmak en temel görevimizdir.”
Bu ifadeler, ‘eğitimde seferberlik…’ olarak nitelendirebiliriz.
Eğitim, ‘aile de başlar…’ Sonra eğitimin ikinci ayağı, ‘okullarımız…’ ve ‘sosyal çevre…’
Şehri bir baştan öte başa kuşatan bir bütünden söz ediyoruz; ‘her birimiz yerine gören sorumluyuz’
Sorumluluklarımızın, ‘şuurunda…’ olacağız. O nedir, ‘müspet katkı vermek…’
Lord Byron, “ekmekten sonra eğitim bir milletin en büyük ihtiyacıdır!”
Bizim inancımız, “Ya öğrenen ol, ya öğreten ol. Ya dinleyen ol, ya da onları sevenlerden ol. Ama sakın beşincisi olma!”
Bir şehir halkı olarak, ‘eğitime katkı…’ sunma konusunda yarışacağız!
Bütün bunları neden söylüyorum, ‘son yılların garibimize giden ilgisizliği…’
Bir kamuoyu çalışması yapınız. İlk sorunuz, ‘günümüzde eğitimden memnun musunuz’ sorusunu yöneltiniz! Göreceksiniz ki, ‘memnuniyetsizlik…’ had safhada!
Bir farklı soru, ‘anne-baba olarak, veli olarak, sade bir vatandaş olarak…’ katkılarınız ne sorusunda, ‘boğazlarda düğümlenen cevaplar…’
Allah’ın Resul’ü (sav.); “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim!” buyuruyorlar.
Öncelikle, ‘güzel ahlak…’ Eğitim sadece, ‘okullarla sınırlı…’ değildir.
Sokaklarda, kaldırımlarda, sinema salonlarında, tiyatroda, edebi mahfillerde…
Çarşıda, pazarda, iş yerinde, ofislerde, bürolarda, spor kulüplerinde…
Kahvede, kafede, kütüphanede, okuma salonlarında…
Özünüzde, sözünüzde, meclisinizde, hayatınızın her adımında, ‘eğitim…’
Eğitim, tek kelime ile ifade edilirse; “Edep Yahu!” dersidir.
Fikri hür, vicdanı hür, sevgiyle donanmış erdemli insanlar yetiştirmektir.
Voltaire, “Eğitim kabiliyetleri olgunlaştırır ama vücuda getiremez!”
Kutsi bir sözdür, “her insan bir âlemdir!” farklı yaratılışlara sahiptir. Eğitim, insandaki; ‘kabiliyeti keşfetmektir’ Kabiliyetleriyle, ‘yeteneklerine uygun…’ eğitim modelini geliştirmektir.
Eğitim için bizler, ‘millî terbiye…’ diyebiliriz. Hırslı, donanımlı ama ‘öfkeli insan…’ değil!
Akıllı, duyarlı, vicdanlı ama ‘nefislerine ram olacak insan…’ değil!
Eğitimde, ‘sabır, sükût, tahammül, liyakat dersi…’ birlikte verilir.
Sadece Elazığ Lisesi’nin tarihine bakıyorum; “1891’lerden 2022’lere…”
130 yılı aşan bir eğitim… Bu şehrin ‘beş neslini…’ ifade ediyor.
İdadi Dönemi, Sultani Dönemi, İntikaller Dönemi, Lise Dönemi…
Bütün Türkiye’de, ‘imrenilen bir eğitim…’
Geçmişi sadece, ‘özlemle yaşamak’ istemem; geleceğe doğru, ‘iz bırakarak’ yürümek isterim.