Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığ Şehir Meydanı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Cumhuriyetin 100. Yılına Elazığ Şehri, güzel bir eserle giriyor;
“Kent Meydanı!”
Elazığ Öğretmenevi ile Valilik Binası arasında yer alan, 
“38 bin m2’lik açık alan…”
Meydanın hemen altında da, 2 katlı yaklaşık 11 bin m2 olmak üzere toplam 22 bin m2’lik kapalı, “OTOPARK…” Toplam olarak da, 900 araç kapasiteli…
Cemiloğlu Parkı ile eski Ahmet Aytar Kapalı Spor Salonu’nun bulunduğu meydan da, “Kent Meydanı ile bütünleştirilmiş…”

Geçmişten günümüze doğru Elazığ Şehrimizde hatırlanacağı üzere;
“Şıra Meydanı, Buğday Meydanı, Hal Meydanı, İstasyon Meydanı, Postane Meydanı (15 Temmuz Demokrasi Meydanı) bizim bildiğimiz meydanlardır.

Meydan kelimesi sözlükte; “Alan, Saha, Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri…” olarak geçer.
Meydan kelimesi dilimizde sıklıkla kullanılır; “Meydan muharebesi, meydan saati, meydan sazı, 
At meydanı, er meydanı, hava meydanı, köy meydanı, ok meydanı, siyaset meydanı, söz meydanı…” 
Meydanlar, ‘kültürümüzle birleşen bir kavram…’

Anadolu’yu şöyle bir dolaşalım isterseniz. 
Ankara’da; ‘Kızılay Meydanı, Ulus Meydanı, Zafer Meydanı…’ gidenlerimiz bilirler.
İstanbul, bir Cihan Şehridir. İstanbul’da onlarca meydan sayabilirsiniz.
İşte onlardan birkaçı; “Aksaray, Bakırköy, Beyazit, Eminönü, Sultanahmet,
Taksim, Üsküdar, Yenikapı…”
İzmir Konak Meydanı, Muğla Saburhane Meydanı, Kastamonu Hükümet Konağı Meydanı,
Bursa Orhangazi Meydanı, Konya Mevlana Meydanı, Şanlıurfa Balıklıgöl Meydanı,
Kars, Kayseri ve Samsun’da; Cumhuriyet Meydanları…

Dünyanın dört bir yanında, ‘tarihi şehirlerde…’ isimleriyle birlikte ‘markalaşan meydanlar’ görmekteyiz.
Bunlar arasında, Kızıl Meydan- Moskova, Tiananmen Meydanı- Pekin, 
Plaza Mayor Meydanı- Madrid, Makedonya Meydanı- Üsküp,
Trafalgar Meydanı- Londra, Times Meydanı- New York, 
Piazza Navona Meydanı- Roma, Yonge-Dundas Meydanı- Toronto/ Kanada
Aziz Petrus Meydanı- Roma, Dam Meydanı- Amsterdam/ Hollanda,
280 yıl bir geçmişe sahip olan, Taksim Meydanı- İstanbul

Şehirler/ Kentler de, ‘insanlar gibidir’
Bir şehirde mutlaka, ‘edebi muhitler…’ olmalıdır.
Sanatın yedi rengini besleyen de, ‘edebi muhitlerdir.’
Şehirler, 7’den 70’e her insana hitap edebilecek, bir estetiğe sahip olmalıdır!
Park ve bahçeleriyle, tiyatro ve kütüphaneleriyle, müzeleriyle, sosyal aktiviteleriyle; Şehirler, insana tebessüm eder…
Değişen bir Türkiye gerçeği ile yüzleşelim…
Günümüzde, ‘bilgi asrının getirdiği…’ bir kompozisyon vardır.

Türkiye’de ve Dünyada önemli Kent Meydanları dikkatle incelendiğinde,
Tarihi bir kimlikle, kültürle, geleneklerle, anılarla karşılaşırsınız…
Mekânlar bir dantel gibi işleniyor.
Bütün bunlar yapılırken, ‘gözler, gönüller, ufuklar, gayeler…’ dikkate alınıyor.
İlk Meydanları bizler, “Şehir Devletlerinde…” görebiliyoruz.
Eski Atina’da, “Agora…” olarak bilinen. ‘Meydanlar…’ Eski Roma’da, ‘Form…’ olarak bilinir.
 

Yazarın Diğer Yazıları