1970’lerden günümüze, istikrarlı bir şekilde yazmaya çalışıyorum!
Şehrin son yarım asrı gözlerimin önünde…
Bir sinema şeridi misali…
Akıp giden yıllara bakıyorsunuz, ‘sürekli değişimi yaşıyorsunuz’
Artık günümüzde, “1970’lerin tarım toplumu yok!”
Şunu da ifade etmeliyim, “1970’lerin şehir anlayışı da yok!”
1970’lerin, ‘edebi üslubu …’ ile günümüzün ‘edebi üslubu da…’ değişti!
Dün şu şehre araladığınız, ‘pencere…’ ve öyle ki, ‘ufuk da…’ değişti!
Bizim en fazla kullandığımız kavramlar arasında, “beyin ve sermaye göçü!”
Bu şehri derinden sarsan en önemli unsurlar…
Basınımızda da, ‘bir nesil değişti…’ diyebiliriz!
Şunu rahatlıkla ifade edebilirim; beğenir veya beğenmezsiniz, kabul eder veya etmezsiniz;
“dünden bugünlere Elâzığ Basını Şehrin Sigortası!”
Bu benim genel kanaatim… Ve özellikle de gözlemim!
Sözlü ve Yazılı Basınımızda, ‘sağduyu…’ her zaman için hâkim olmuştur.
İnancımız bizlere, “vasat ümmet oluşumuzu!” emreder.
İfrat ve Tefritten kaçınmak… Bu şuur, vicdanlarda yer etmiş durumda!
Elâzığ Basını, ‘Milli Hassasiyetlerini…’ her zaman için korumuştur.
Fikir ekseninde, düşünce ekseninde, ‘farklılıklar…’ olacaktır.
İnsan fıtratı da, bunu gerektiriyor.
Şöyle düşünelim; “aynı havada, aynı suda, aynı toprakta yetişen gıda ürünlerinin her birinin rengi, tadı, kokusu, albenisi farklıdır!”
O sebepledir ki sıklıkla, “istişare…” veya “şura…” kavramını kullanırız!
Şu şehir de, “Ortak Akıl…” için haftalarca, aylarca tartışırız!
Her birimizin, ‘genel kabul göreceği…’ ortak bir iradenin oluşması için…
Şunu da ifade etmeliyim; Anadolu Basınının farklı hususiyetleri var!
Kars’tan Edirne’ye kadar, “Milli Mücadelenin irfan ocakları olmuştur!”
Bir bakıma da, ‘aydın hareketlerinin odak noktaları…’ durumundadır.
Elâzığ Basınının en güzel tarafı nedir?
“İnsanımızla bütünleşmiş…” kaynaşmış olmasıdır!
1860 tarihleri, “Vilayet Matbaalarının Kurulduğu Tarihlerdir!”
Basın tarihçileri, “Vilayet Matbaalarını; yerel basının atası…” olarak nitelendirirler.
Şehirlerde ve öyle ki bir kısım kasabalarda yıllarca sürekliliğini devam ettiren, ‘yerel basınımız’ tabir caizse, “Devlet ile Halkımız arasında bir köprüdür!”
Gazeteci, “halkın gözü, kulağı, sesidir…” deriz!
Bu ifadeler bile, ‘halkla bütünleşmenin…’ getirdiği yüksek bir morali kendisinde yükler.
Basını bizler tarif ederken ne diyoruz; “Her çeşit haberi ve fikri, belirli aralıklarda basarak, Topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir.”
Rahmetli İbrahim Kara “gazeteci için ‘Haber Hamalı’ derlerdi.
Sakarya Türküsünde Necip Fazıl Kısakürek ne diyorlar;
“Hamallık ki, sonunda ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan!”
Bir bakıma, “dertte, kederde, acılarda, sevinçlerde…” sizlerin kapısını çalıyor.
Eğer bu mesleği hakkıyla yapacak olursanız, ‘yüreğinizi verecekseniz’ hamiyetli bir duruşa da sahip olacaksınız!
İletişimin 4 ana unsurunu sıklıkla belirtirim; “sevgi ve saygı, güvenilir olmak, dürüst ve samimi olmak, yüksek bir ahlak ve moral sahibi olmak!”
Hucurat Suresi 6. Ayette şöyle buyrulur; “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın!”
Gerçekten, ‘gazetecilik mesleği en zor ve en çetin bir meslek’
Bununla birlikte, büyük bir ihtiyatla, tedbirle, gayretle, heyecanla, ihlasla yapıyorsanız;
“en kutsal bir meslektir!”
Elâzığ İlimizde, ‘hem yazılı ve hem de sözlü basında…’ öncelikle içerisinde yaşadıkları şehrin, ‘kimliğini ve kültürel değerlerini muhafaza eden…’ her bakımdan kendisini yetiştirmiş/ gayretli ve heyecanlı bir Basın Camiası olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bizlerin şiarında ne vardır, “içerisinde yaşadığı şehre, insanına ve bilumum değerlerine dost olmak!”
Bizim bir ata/ ecdat sözümüz var; “Dost acı söyler!”
Önemli olan da nedir, “gerçeklerle buluşmak…”
En önemli ilkemiz nedir, “insani değerleri korumak!”
Bir şiirimizde, “parça bütünde güzel!” Bizim görevimiz, ‘parçaları bir araya getirmektir’
Selam ve nuhabbetle