Belli bir yaşa geldik. Orta ve Lise yıllarımız bu şehirde geçti.
Bir zamanlar, “Elazığ Lisesi…” Türkiye’de bilinen önemli liseler arasında!
Başarı grafiği çok yüksek. 1940’lı yıllarda bu vesile ile
“Üniversite Haftası…” Elazığ İlimizde kutlanacaktır.
1973-1974 yılı Elazığ Atatürk Lisesi Mezunuyuz…
Bu yıllarda, Atatürk Lisesinin ‘başarı grafiği yüksektir…’
Bir dönem gelecek, “Mehmet Akif Ersoy Lisesi…”
Şehrimizde, Velilerin ısrarla tercih ettikleri okuldur!
Daha sonraki yıllarda, yıldızı parlayan Lisemiz, “Balak Gazi Lisesi…”
Özelliklede bu okulların bünyesinde yer alan, ‘süper liseler…’
1985’li yıllardan itibaren, “Merkez Anadolu Lisesi…”
Şehrimizin, ‘eğitim tarihi yazıldığında…’
Yıllar itibariyle bazı analizlerin yapılmasını arzu ederim.
2009-2017 yılları arasında, N.G.K. Anadolu İletişim Meslek Lisesine...”
Medya Tarihi derslerine girdim…
Bu yıllarda Okulun Müdürü, Ali Canpolat…
Abartmadan ifade ediyorum; “Türkiye’de en başarılı İletişim Lisesi…”
Şöyle düşünüyorum, “başarıda istikrarı…’ niye devam ettiremiyoruz!
Bu suali, kendimize de, çevremize de, eğitim camiasına da lütfen soralım!
Öyle ki, Naci Onur, Abdurrahman Gencel, Ali Koç, Aydın Meral gibi…
Geçmişte iz bırakan idarecilerimizle konuşalım, onları dinleyelim…
Eğitimde, ‘istikrarlı bir başarıyı…’ nasıl yakalayabiliriz?
NİSAN AYINDA DON
14 Nisan 2022 tarihi hafızalarda yer alacak…
Baskil Ziraat Odası Başkanı yaptıkları açıklamada;
“Geçen yıl olduğu gibi bu yılda zirai don…”
Kayısının, ‘ana vatanı…’ Baskil de, üreticiler mağdur!
Verimliliği 70-80 tonlara ulaşan yaş kayısı üretimi,
Baskil İlçemize çok önemli katma değer kazandırıyor!
15 Nisan sabahı yazdığımız, “bu ne iştir…” şiirimizden;
“Nisan ayında yağmur bekler toprak
Ak alınlarla dua ister toprak
Toprağa don düştü, çiçeğe don düştü
Üşüdü dermanım toprağa düştü!”
Elbette zor değil mi?
Ecdat haklı olarak ne demişler;
“Ağacın başında devlet bekleme…”
‘Olmaz diye…’ bir şey yok!
Zirai açıdan gelen, ‘uyarılara…’ dikkat edilmeli!
Duamız nedir?
“Yâ Rabbi! Rızkı daraltan, genişleten, sebepleri halk edensin.
Senden, hayırlı ve helal rızıklar diliyoruz.
Rızkımızı ve bereketimizi artır.” (âmin)
ELAZIĞ’I DİLENCİLER SARDI…
Cemiyet hayatımızda, “ağniyâ-i şâkirîn”
Günümüz ifadesiyle, “şükreden ve infak eden zenginler”
Cemiyet hayatımızda, “fukarâ-i sabirin…”
Yani, “sabreden yoksullar…”
Bizim aradığımız, ‘bu iki grup yürekli insanlardır’
Yoksulun, fakirin, yolda kalmışın, düşkünlerin, İlim tahsili yapanların…
Bütün bunların, ‘zenginlerin malı üzerinde hakları…’ vardır.
Bakara Suresi 273 ayette şöyle buyrulur;
“Sadakalarınızı o fakirlere verin ki, onlar,
Allah yolunda çalışmaya koyulmuşlardır;
Öteye beriye koşup kazanamazlar.
Dilenmekten çekindikleri için, tanımayanlar, onları zengin zanneder.
Ey Resulüm, sen onları simalarından tanırsın.
Onlar, iffetlerinden ötürü insanı rahatsız edip bir şey istemezler.
Siz malınızdan bunlara ne harcarsanız, muhakkak Allah onu hakkıyla bilicidir.”
Her zaman için söylerim; “fakirin, yoksulun, kimsesizin, mağdurun, garibin…”
Ve bütün buna muadil zümrelerin, ‘başımızın üzerinde yerleri vardır’
Edebim ne der, ‘onlara saygı duyun, sakın ha incitmeyiniz…’
Dilenme çok farklı… Öyle ki, günümüzde, ‘sanat haline getirilmiş…’
Eğitimci-Yazar Günerkan Aydoğmuş’la birlikte evimizin yolunu tuttuğumuzda;
Yol güzergâhında, ‘kendilerini acındırmak için küçük bebelerle birlikte dilenen…’
Ardı sıra dilenciler… Bu fotoğraflar bizlere, bu topluma hiç mi hiç yakışmıyor…
Biz bu toplumun yüzakı insanları, “fukarâ-i sabirini…” arıyoruz!
İFTAR OLDU EKMEĞİNİ BÖLÜŞTÜN MÜ?
İftar oldu, ekmeğini bölüştün mü?
Dinle, bir aç midelerin sesini…
Vakit oldu, saflara karıştın mı?
Dinle bir, çığlıkların nefesini…
Dinledikçe, içindeki inilti;
Alır götürür, dünya hevesini…