Dünya üç gün; “dün geçti, bugün ve yarın…”
Dün bizim için ‘koskoca bir mazidir’
Mazi, ‘köklerimizdir’
Bugünü hal ve tavrımızla yaşıyoruz!
Yarınlar, bizim geleceğimiz. İstikbalimiz, ‘atimizdir’
Efendiler, ‘dün ile bugün arasında köprü olduğumuzu’ düşündünüz mü?
Allah’ın Resul’ü (sav.) buyuruyorlar;
“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için,
Yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın!”
Evvel emirde ne var, “çalışmak!”
Hem dünya için ve hem de ahiret için çalışmak, ‘ibadettir’
“Yarın geçilecek yolları bugünkü nesiller inşa ederler!”
Hz. Ali (ra.), “Dünya geçici bir gölgedir!”
Gölgeler geçer, ‘sıddıklar, şehitler, salih kişiler…’ misali
Derin izler bırakırlar yüreklerde…
İnancımız bizlere, “hayırda yarışın…” buyuruyor.
Yarış, nefis yarışı değil; ‘gönül/ veya gönüller yarışıdır’
Dünya bizim, ‘imtihanımızdır’
O imtihan da, ‘sevgiyi ve vuslatı hâkim kılalım’
Yahya Kemal bizim gönüllerimize seslenir;
“Ne harâbî ne harâbâtiyim
Kökü mazide olan âtiyim”
Geçmişini acımasızca sorgulayanlara Bahtiyar Vahapzade ne der;
“Geçmişine taş atanın geleceğine güller atarlar.”
Dünya üç gündür, bizler; ‘iddialı bir dille…’ ifade etmek istiyorum;
“köprüyüz!” O köprüler bir yıkıldı mı vay halimize?
Dünya her haliyle ibret sahneleriyle doludur;
“Bak ibret al yere düşen yaprağa,
Eskiden o da yukarıdan bakardı toprağa.”
Bu dünyada da, ahir dünyada da insanı yakan,
“Kibir ve azamet göstermesi…” değil mi?
Gazi Atatürk’ün, ‘maziden atiye yürüyen sözü…’
“Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür…
Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde
(soydaş ve akraba topluluklarımızla) bütünleşmeliyiz.”
Âl-i İmrân Suresi 103 ayeti dikkatle okuyalım;
“Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.
Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.
Hani siz düşmanlar idiniz.
O kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı
Ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız.
Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı.
Umulur ki hidayete eresiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklar.”
Akif bizlere, “Kıssadan Hisse” şiirinde, ‘mazinin önemine’ dikkatlerimizi çeker;
“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”
Üç günlük hayat öyle dikkate şayan ki, “mazi ile ati arasında köprü oluyorsunuz!”
Bir millet maziden atiye doğru ideallerle; “büyük ülkülerle” yol alır.
Her insanın şu âlemde üzerine düşen görevleri/ rolleri vardır.
İçerisinde bulunduğumuz halde de; “birleşen yollara…” nazar edelim.
Cahillerden olmayalım, Kültürsüz, bilgisiz insan her zaman zarar verir.
David Burns, “Bu dünyanın olayları, sizi öfkelendirmiyor.
Sıcak düşünceniz öfkenizi yaratıyor!”
Düşünceler, Hayata, sinir uçlarına dokunduğunuz ‘idealler’
Şems-i Tebrizi, “Herkes yaşattığını yaşasaydı, dünya çok daha adaletli bir yer olurdu!”
Oscar Wilde, “Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk…
Bu dünya içinde el ele yürürler!”
Mazide yaşandığı gibi, halde de; “her şeyin zıddı ile birlikte…” yaşıyoruz.
Karanlık ve aydınlık içiçe birlikte, ‘dünya kervanı…’ ile birlikte yol alıyoruz.
Şuna dikkat edeceğiz, “Dünyayı yönetenler kalem, mürekkep ve kâğıttır!”
Mevlana’nın dediği gibi, “öğreneceksin yüreğim, öğreneceksin.”
“Dünyanın üç günden ibaret olduğunu…”
Dün olduğu gibi, bugün de, yarında dünya ya,
“yüksek bir ahlak, ilim, adalet ve yüksek bir moralle hâkim olunacağını…”