1970’li yıllara şöyle bir yolculuk yaptım…
Yaşadığım şehri, mahallemi ve sokağımı şöyle bir gözlerimin önüne taşıdım.
O günleri bir daha hafızamda toparladım… O kadar nezih hatıralar var ki!
“Mahalle bakkalından bekçisine…
Dostluk bağı bir içli şarkı gibi
Şendi, iftar vakti habercisine
Söz akar gönüllerin harkı gibi!”
O yıllarda, ‘bir mutluluk tablosu…’ yüzlerde tebessüm ediyordu…
Çocuğunda, gencinde, ailelerinde, ‘yüksek bir moral…’ dışa yansırdı…
İnsan insana omuz veren birer güvenilir dağlar gibiydi…
Her şeyden, ‘yalnız değildiniz’
Birlikte, beraber olmanın heyecanını yaşıyordunuz!
Dostluk bağı, bir bakıma sizleri toprağa bağlar…
Sevgi ve muhabbetin çağlamasını sağlar…
Günümüzde öylesine fırtınalar esiyor ki, ‘yalnızlığınızı hissediyorsunuz’
Hemen şu soru aklınıza geliyor,
“Acaba gönüllerle birlikte toprak da mı çoraklaştı!”
Bir dörtlüğümüzde şöyle diyoruz;
“Dereler çekilir toprak altına
Kuruyan dereler değil, gözyaşı!
Bir düşün, amelin düşer bahtına
Haram lokmanın taş kesilir aşı!”
Rahmetli Babam sıklıkla ifade ederlerdi, “en hayırlı kazanç helal kazançtır. Helal kazancın bereketi vardır. Helal kazancın huzuru ve emniyeti vardır.”
Rahmetli Babamız, “lokmanıza dikkat ediniz!” derlerdi.
“Parça, bütünde güzel
Hakka esaret güzel
Dertlere şifa veren,
Hazreti Furkan güzel!”
Hak yolcusu, aynı zamanda; ‘edep ve adap yolcusudur’
Büyüğümüzle konuşurken belki de farkında olmadan, edebimizden yüzümüz kızarırdı…
Yüzü kızaran bir insan, ‘yanlış yapabilir mi?’
“Gıybet Olur,
Her kem söz gıybet olur
Yalanın adı, iftira;
Sızlatır gıybet olur!”
Bir insanın arkasından konuşmak, onu çekiştirmek bizlere hiç yakışmazdı!
Bizlere öyle öğretildi. Aman ha, ‘kalpler kırılmasın’ denildi.
“Sevgi Üstüne” isimli şiirimizde şöyle deriz;
“Gün doğsun gün batsın sevgi üstüne
Sevgiyle açan gülün rengi üstüne
Gönlümün kaynağında açan renkler;
Solmasın aşkın çelengi üstüne!”
İnancımız, ‘sevgi imanın cüzü/ özü/ sözü der’
Sevgiyle hayata daha mavi, daha haki, daha engin bakarız.
Sevgi rahmet bulutları olur, yağar üstümüze…
“Bahara Vurgun” şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Faniden kaçar şu can bahara vurgun
Karanlık çığlık çığlığa şafağa sürgün
Aydınlık ister gönlüm güneş dolusu
Suya vurgun efkârım yüreğim yorgun!”
Dost bağında, baharı/ veya dirilişi düşünürüz.
Dost bağında, mutluluğu/ veya güveni yaşarız.
Dost bağında, fedakârlığı/ veya vefa duygusuna sahip oluruz.
Şu fani dünyada, ‘dostlukları güçlendirelim’ Erdemli bir hayatı yaşayalım.