Şu dönemlerde, ‘şu dostumuzdur, şu düşmanımızdır…’ gibi ayrımlara girmeyelim!
Çanakkale hiçbir zaman hafızalardan silinmez/ silinmeyecektir de!
Bu millet, ‘ne doksan üç harbini…’ ve ne de, İstiklal Savaşı Yıllarındaki,
“İşgal acılarını…” unutmadı/ unutmayacak da!
“Rusya’sı, İngiliz’i, Fransız’ı, İtalya’nı, Yunan’ı…”
İşgal acılarını yaşadık!
Tarihi pencereden bakacak olursanız, şu soruyu kendimize soralım?
“Türkiye’nin bu coğrafyada kadim bir dostu var mı?”
Şu bir realitedir;
“Tarihimiz acı sayfalarla dolu!”
“Yakın tarihimizde işgal acılarını yaşayan bir ülkeyiz!”
Şunu iyi bileceğiz;
“Bu ülkenin en kadim dostu da, düşmanı da yine kendisidir!”
Her bakımdan güçlü olursanız, dört yanınız dost olur.
Zayıf olursanız, dört yanınız seni yok etmek için fırsat kollar…
Bir kale, “dışarıdan değil, içeriden alınır!”
Malazgirt (1071), İstanbul’un Fethi (1453), Milli Mücadele (30 Ekim 1918- 11 Ekim 1922)
Malazgirt’ten Milli Mücadele Yıllarına, ‘Alperen ruhunu…’ görmekteyiz.
Maide Suresi 54. Ayette şöyle buyrulur;
“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.
Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü,
Kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar.
Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar…”
Herhalükar da, ‘birlik ve beraberlik şuuru…’
O şuurla âleme baktığımızda, ‘hak olanı söyleriz’
Maide Suresi 55. Ayette ne buyruluyor;
“Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah, O’nun elçisi, rükû ediciler, olarak namaz kılan ve zekât veren mü’minlerdir.”
Her türlü, ‘gösterişten, kibirden uzak…’ tevazu sahibi, ilim, marifet ve sağduyu sahibi…
İlla ki, ‘milli hasletlerle…’ her türlü tuzağa karşı, asrın fitnesine karşı da hazırlıklı olacağız!
Öncelikle, “Milli Savunmasıyla…” her alanda, ‘kendisini sürekli yenileyen’ güçlü bir Türkiye!
Akif ne diyordu; “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşını yazdırmasın!”
Şu mısralar bir hakikate ışık yakmaktadır;
“Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz ü felâh
Hâzır ol cenge eğer ister isen sulh ü selâh”
İçeride ve dışarıda, ‘istikrar…’
İçeride ve dışarıda, ‘güvenilir olmak…’
Nihai hedef, Barışın teminatı olabilecek, “Güçlü Türkiye…”
UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI…
Ordulara bakıyorsunuz,
Yıllık savunma harcamalarına bakıyorsunuz;
Arada, ‘orantısız bir uçurum…’
Rusya’nın savunma bütçesi, 60 milyar dolar…
Ukrayna’nın, 4 milyar dolar…
Her iki ülkenin, “askeri güçlerine…” bakıyorsunuz?
“Malum…” daha ötesinde diyecek bir sözümüz yok!
Savaş bir ayına yaklaşırken; “Rusya ciddi bir direnişle karşı karşıya…”
Tarih ilmi şunu söyler; “her savaşın sebep ve sonuçları…” vardır.
Bu savaşın en önemli etkisi, ‘Rusya’nın ekonomik yıkımı yaşaması…’
İktisadi hayatın bozulması beraberinde neler getirecektir?
Önümüzdeki haftalarda, aylarda, ‘çok önemli gelişmelere gebedir’
İŞGAL VE FETİH ARASINDAKİ FARK…
İşgal sözlükte, “Başkasının elinde bulunan bir toprağı, bir yeri ele geçirmek!”
Yazılarımızda, ‘işgal acıları…’ diyoruz!
O acılarda, ne olursa; ‘masum ve korumasız halka…’ oluyor.
“Sivillerin hedef alındığı bir savaş…”
O savaşın acımasızlığını gösterir!
Bizim inancımız ne diyor;
“Korumasız insanlara dokunmayınız…”
“Ağaçlara, hayvanlara, ekili arazilere zarar vermeyiniz!”
Fetih kelimesi Türkçe ’de, “açma, bir ülkeyi İslam egemenliğine açma…”
Elazığ Şehrinin yüzölçümü ile Kosova’nın yüzölçümü birbirine oldukça yakındır.
Elazığ Şehrinde, 44 civarında tarihi eser bulunurken;
Kosova’da bu sayı, “800’lerin üzerindedir…”
Bir yerde, ‘insanı ve onu kuşatan doğayı bütünüyle koruyorsunuz’
Diğer yanda, ‘insanların acımasızca katledildiği, ona ait eserlerinde yerle bir edildiği bir dünya!
İnsanoğlu, “üzerinde yaşadığı şu arzı/ dünyayı kendisine;
Cennette yapabiliyor, Cehennemde yapabiliyor…
NECİP GÜNGÖR KISAPARMAK İLETİŞİM LİSESİ…
2009 ila 2016 yılları arasında, NGK İletişim Anadolu Meslek Lisesine,
“Medya Tarihi…” derslerine gittim.
O yıllarda, NGK İletişim Meslek Lisesi, “Türkiye’de ilk sıralardaydı…”
Birçok başarılara ve ödüllere imza attı.
Yetiştirdiği İletişimciler; Kâh İletişim Fakültelerinde başarılı bir akademisyen oldular
Kâh TRT’de görev alan genç iletişimciler oldu
Kâh, Elazığ Basınında /(gazete, radyo ve televizyonlarında) önemli görevler üstlendiler.
2020 depremi ve pandemi dönemi şüphesiz ki eğitimi de olumsuz yönde etkiledi!
Şunu ifade edebilirim; Elazığ Şehri, Basın Sektöründe yetişmiş insan gücüne sahip…
45 yıl bu şehirde eğitimci bir yazar olarak şunu ifade etmeliyim;
“meyve veren ağacı kesmeyelim”
Bir şeye karar vermeden önce, ‘muhasebesini yapalım’
Saygılarımla
.