(Hamit-Nurala Göktürk’e ithaf...)
Doğu Türkistan’ı, hayal ediyorum
Ata Yurdu, ‘devletli yıllarımı’
Göktürk, Hun, Uygur, Karahanlıları...
Tarihi İpek Yolu üzerinde,
Kervanlar yürürdü, zaman yürürdü
Uluğ Türkistan’ın kalbi Kaşgar’a,
Hayran kalırdı, tüccarlar, âlimler...
Bir vaha şehri Hoten gel diyordu;
“Halılarım, yeşim taşım, sanatım...”
Her ilmekte sevdam, yeşim taşında!
Yusuf Alptekin’le, Hoten’i düşünmek
Hür iradeye bir nişan düşürmek...
Sabri Baykozu, İmin Buğra’yı anmak!
Iydgâh Camisinde Sabah namazı...
Çapan Pazarı’nda, tarihi tefekkür...
Ürümçi’de tarihi yudumlamak...
Turfan, Doğu Türkistan’ın Harput’u...
Emin minaresinde, Ulu Camiyi görür!
Üzüm bağlarında, Fırat Vadisini soluklarım...
Aksu, Gulca, Kumul, Korla, Artuş’ta,
Kendimi, Bozkır Anadolu’da hissederim;
Tarım, tarih, sanat, kültür içiçe...
Doğu Türkistan, ‘medeniyet havzası...’
İlim, marifet dünyamın hafızası...
Kaşgar, âlimlere, ulemaya konak...
Maşeri vicdanımıza kaynak...
Kaşgar, ‘Hakan Otağı’ Ordukenti’m...
Kaşgarlı Mahmut’lar, Yusuf Has Hâcipler,
Edip Ahmet Yüknekîler, Muhammed Hotaniler...
Doğu Türkistan’ı hayal ediyorum;
Düşlerimde, ‘bitmeyen hikâyemi’ okuyorum...
Okudukça, ferahlıyor; yürekten solukluyorum
Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar...
Ötüken’den Kaşgar’a; ‘devlet yolu...’
O yollar, tarihimin medeniyet yolu!
Osman Batur, “Altay Kartalı!” düşlerimde;
Kürşadların yolunda yürür kahramanlar...
Mehmet Emin Buğralar, İsa Yusuf Alptekinler...
Gökbayrak’tan Albayrağa yol gider...
Asırların dirilişine yol gider...
Bu yol bizim, Ülkü Yolumuz, Turan Yolumuz...
ALLAH KORKUSU
Allah korkusu, kalbe huzur verir
Mutmain edayla hayata yürür
Sabır, sükûtta, hidayet makamı;
İnceden niceye, ruhunu bürür
Şefkat, kaplayınca insan göğsünü
Damla damla kalbe düşen sözünü
Bir latif iksir bezermiş özünü
Maveradan nice halleri görür
MİLLETİZ BİZ
Kâh Yesevi yolu, kâh Kürşat yolu
Derviş gazi, Alperenlik okulu
Hak yolunda yürüyen, Hakk'ın kulu
Kula, kulluk yapmayan, milletiz biz
İlim, ferasetle yol arkadaşı
Cihangirlik, cesaretin adaşı
Milli hislerle dolu vatandaşı,
Bağrına basan, bir milletiz biz
Dostun dosta külfeti olmaz
Aşksız sözün ülfeti olmaz
Postun, posta hürmeti olmaz
Külfete, hürmet eden milletiz biz
HAYATIN DÖRT YÖNÜNDE
Hayatın dört yönünde ne görürsün?
Ahlakla, hayat daha emniyetli
Ahlakla, gönüller fethine yürürsün
Akıl ve irade de, daha hürsün
Akıl, ahlak bir araya gelince;
Rahmet boşalır, inceden inceye
HER KESİMİN
Her kesimin bir kulpu var, şikâyet
Şikâyeti yenecek var mı niyet?
Niyeti bürüyen amel, cesaret
Gönlüme huzur veren samimiyet,
İçimizi serinleten hamiyet!
Sıkı sıkı, tuttuğun akıl kulpu!
Bilirim, sendedir hüsn-ü zan, marifet
AHİ EVRAN’I...
Ahi Evran'ı, daha çok özledim
Gözyaşını, yüreğime gizledim!
"Güvendiğin dağlara kâr mı yağdı?"
Köhnemiş dünyadan, pazarı izledim!
Çarşı, pazar toplumun aynasıdır
Aynalara düşen resim nesidir?
Bu tavır, toplumun ayinesidir!
YUSUF’U ZİNDANA ATAN
Yusuf'u zindana atan zihniyet
Kinde, öfkede arama iyi niyet
Mazlumdan nasıl istenir, diyet!
Ey terazi, bugün tartıya geldim
BİR “OF!” ÇEKSEM
Derinden bir, "OF" çeksem şu günlere
Onca diken içinde güller açar mı?
Yalanın çekildiği kahpe inlere
Yıldırımlar birbiri ardınca düşer mi,?
KAHPE...
Kahpe, kahpeliğini yapacaktır
O kendi putlarına tapacaktır
Yiğitler, surda gedik açacaktır
Surlar, ihlas toplarıyla dövülsün
Mazlumun, garibin ahı görülsün
Gazze... Doğu Türkistan; kaderimsin
Bilirim, çığlıkları... Kederimsin!
TOPRAK ÂDEM’E
Toprak, âdeme lütufkâr bir ana
Bereketi içirir, kana kana
Her bakımdan mütevazı dört yana
Varlığını paylaşan sevgili yârdır
HER MİLLET
Her millet kendi oyununu oynar
Bu oyun farklı, için için kaynar
Kördüğüm olmuş, hani eski bağlar
Temiz yürekler için için ağlar
Geçti, yürekli insanlar, o çağlar
Bu oyun farklı, farkı gören anlar!
SIZLANANLAR
Sızlananlar, insaf diye haykırır;
"Merhamet duvarlarını yıkmayın!"
Çığlığı duymayan, virane görür!
N'olur, "suları kirleterek" akmayın
Kirlenmişlik, bir belâ, bir musibet.
İnsanı kemiren derttir hezimet!
Sen yine, güzel ufukları azmet!
BÖLÜNMEK
Bölünmek, kara kâbus gibi gelir
Fırtınalı hava, sel gibi gelir
Geceler, aydınlığı nasıl eler
Bölünmek, habis virüs gibi gelir
Uyanmak, feraset sahibi olmak
Âdeme, emanet sahibi olmak
Âleme, nezaket sahibi olmak
Uyanmak, âdeme vuslat gibi gelir