06 Şubat 2023 Tarihi, son bir asrın en büyük felaketi… Hafızalara öyle
bir kazınacak ki, ‘gelecek nesillere acılar dolu kıssalar…’
anlatılacak! Deprem Bölgesi 11 İlimizi etkisi altına alan 108 bin
km2’den oluşan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz… Bu Bölgemize
maalesef, ‘Hüzün Bölgemiz’ olarak anacağız. On binlerce insanımız/
nice aileler ‘deprem şehidi’ olarak yâd edeceğiz.
Şanlıurfa, Diyarbakır, Elâzığ, Malatya, Adıyaman, Gaziantep,
Kahramanmaraş, Osmaniye, Adana ve Hatay illerimiz maddi ve manevi
zenginlikleriyle birbirine omuz vererek, yürek yüreğe uzanıyor… O
yürekli illerimizden yükselen acılar, çığlıklar, feryatlar,
dayanılmaz! Ve hele canlı canlı, ‘beton bloklar arasında kalan nice
canlar… Canımızdan nice canlar koptu! Soğuk rüzgârlar eski
üzerimizden… Deprem Bölgesi mi, ‘birbirine eklenen illerimizle keder
ovası…’
Maide Suresi 2 ayette şöyle buyruluyor; “iyilik ve takva üzere
yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’dan
sakının! Şüphe yok ki Allah, azabı çok şiddetli olandır”
Anadolu insanında bir büyük seferberlik görüyorum. İnanın gönlüm
onunla mutmain oluyor. Sahabe mizaçlı olmak ne anlamlı değil mi?
Bizleri inşallah kısa zaman içerisinde selamete/ huzura çıkaracak
büyük bir sağduyu… Hamiyetli ve haysiyetli, vakarlı bir ufuk
görüyoruz.
Millî Mücadele yıllarına gidiyorum… Daha da öteye, Çanakkale, Yemen,
Sarıkamış… O yıllarda da, Anadolu insanında öyle bir kenetlenme var
ki, “milyonlar bir akıl, bir yürek, bir can oluyor!”
İnşallah bu millet, o haysiyetli ve alicenap ruhla buluşur/
buluştuğunu da görmekteyiz!
Şu günlerde, lütfen bırakınız siyaseti! Bırakınız gıybeti! Bırakınız
birbirinize zan beslemeyi!
Bir çarpınca yürekler, hakkın yardım ve inayeti de üzerimizde olur,
hiç şüphesiz ki…
Nisa Suresi 171 ayette şöyle buyrulur; “Ey ehli kitap! Dininizde haddi
aşmayın ve Allah’a karşı haktan başkasını söylemeyin!”
Kur’an bizlere, ‘vasat ümmetten…’ sıklıkla bahseder. Adaletli ve
ölçülü hareket etmek. Her şeyden önce ve öncelikle de, ‘insanı
gözetmek…’ Amme ve kul hakkı konusunda titiz davranmak! Bi istisna,
hatalardan azami şekilde kaçınma… İkiliklere meydan vermemek…
Artık sıkıntılarımızı kademe kademe üzerimizden atacağız. Öncelikle,
sıcak bir çadır/ veya bir mekân, sıcak bir aş ve sıcak bir ortam…
Depremzede insanlarımızın bütün işlerini kolaylaştırmak…
Bakınız, “Ensar-Muhacir düşüncesi…” asıl burada kendisini gösteriyor.
Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere, on binlerce ailenin yakını/
veya akrabası bulunuyor. İnancımız, ‘yakın ve uzak akrabadan
başlayarak yardımlaşmayı...’ bizlere emrediyor. O şuur günümüzde yine
depreşti… Deprem Bölgesinden önemli oranda kişi/ veya aileler
yakınlarının yanına göç ettiler. Bu konularda da birçok kolaylıkların
getirildiğini görüyoruz. THY, depremzedeleri ücretsiz olarak
naklediyor! Depremzedeleri istedikleri illere/ imkânları yoksa
yerleştiriyor.
Her türlü yardımlaşma konularında, “Türkiye Ayakta…” Hizmet veya infak
yarışında…
Kötüler var mı? Haddi aşanlar var mı?
Bu zaman diliminde; şu ağır şartlarda; ‘ hırsızlık veya yağmaya
kalkanların elini keseceksiniz!
Kötülük düşünenlerin dilini keseceksiniz! Bu ülkede, bu coğrafyada,
‘vicdansızlar meydan bulmamalı…’ Özellikle de, “bilgi kirliliğine…”
müsaade edilmemeli!
Bugünlerde sürekli, ‘iyilikleri, güzellikleri, erdemlikleri…’
konuşalım ve birbirimizi de, ‘hayır yarışında özenle teşvik edelim’
On binlerce bina yıkıldı… İnanın yürekten gelen bir sesle söylüyorum,
On binlerce binayı sadece bir cana bile değişmem! İnşallah, bir yol
içerisinde yıkılan binaların yerine yenileri “Afet Bölgesi İlanıyla
birlikte…” daha makul bir şekilde yapılır!
06 ŞUBAT TARİHİ, BU ÜLKEDE İMAR ANLAYIŞI ZİHNİYETİNDE “MİLAT” OLSUN!
Yıkımın bu kadar büyük olmasını birlikte/ bir akılla birlikte/ siyaset
üstü bir düşünceyle sorgulayacağız!
Sadece sorgulamak mı? İnşallah bütün bunların hesabı da sorulur!
Nisa Suresi 79. Ayette ne buyruluyor; “Sana isabet eden her iyilik
Allan’dandır; sana isabet eden her kötülük nefsindendir!”
A’raf Suresi 55 Ayette şöyle buyrulur; “İçimizden birtakım
beyinsizlerin işlediği (günah)yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu
iş senin imtihanından başka bir şey değildir!”
Meydanı, ‘beyinsizlere ve akılsızlara…’ vermeyeceğiz! Kötülere/ veya
kötü niyetlerine meydan vermek bir bakıma felaketi de hazırlamaktır.
Öncelikle, “EĞİTİM!” diyoruz. Günümüzde, mühendislik fakültelerine
ÖSYM Yerleştirmelerinde, ilk yüz binlerle/ iki yüz binlerde olanlar
giriyor! Edebiyatı da, Matematiği de okullarımızda doğru dürüst
öğretmiyoruz! Sözümüze, “Milat!” dedik! Tıp tahsilinin önemi ne ise,
başta İnşaat olmak üzere Mühendislik Fakültelerinin önemi de aynıdır.
“bizler düzelmedikçe bir şeylerin düzelmesini beklemeyelim!” Bu bir
şiar, bu bir genel kaidedir.
DEPREMZEDE ÖĞRENCİLERİMİZ!
Deprem Bölgesi olarak, ‘on ilimizden söz ediliyor’ Bu on ilimize,
“Elâzığ Şehrini de mutlaka ilave edelim!”
Türkiye’de bütün Üniversiteler, kendi bünyelerinde okuyan öğrencilerin
isim ve adreslerini çıkarsınlar. Üniversitelerimizin bünyesindeki
Fakülteler, Ana Bilim Dalları, bu öğrencilerin adreslerine ulaşsınlar…
İBAN numaralarını alsınlar… Öğrencinin maddi durumu önemli değil…
Onlara canla, başla sahiplenme önemli… Ve kaldıkları yurtlarda,
‘depremzede öğrencilerden ücret talep edilmesin’ Bütün bunlar, ‘önce
insanlık ve sonrasında bilim adına…’ o kadar önemli ki!
Biz, her konumda birbirimize sahip çıkacağız… Gün bugündür… Hem “Alp”
ve hem “Eren” olmak kolay mı?
İnsanlık âlemine rol model olabilecek, ‘tarih yazmalıyız’ İnancımız ne
diyor; “BİRLİKTE RAHMET VAR!” Artık, sözün bittiği yerdeyiz.
Başımız Sağ olsun… Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.