Kasım Ayının ikinci Pazartesi başlayan hafta, “Dünya Çocuk Kitapları Haftası…”
Rahmetli Ahmet Kabaklı, “Ben annemin ninnileri, masalları ile
büyüdüm!” derlerdi.
Anne ve Baba her biri çocukları için sözlü ve özlü kitaptır.
Bizlerde rahmetli babamızdan, ‘öz güvenimizi artıran nice masallar dinledik’
Çocukluk yıllarım gözlerimin önüne gelir. Yetiştiğimiz aile ortamı en
mualla bir okuldu, diyebilirim.
Evimizdeki, ‘akşam sohbetleri…’ özellikle de, ‘sofradaki sohbetler…’
bizlere yönelik bir nevi, ‘hayat dersi…’ gibiydi!
Aile bireyleri arasında ki bakışlarda, ‘erdemlikleri hülasa eden…’
elektrik akımı vardı. Her birimizi derinden etkiliyordu.
Bir âlim kişi şöyle der, “insan bir yolcudur. Çocukluktan gençliğe,
gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden
ebede kadar yolculuğu devam eder.”
Allah Resulü (sav.), “Evlat kokusu, cennet kokusudur!”
Dostoyevsky, “Çocuklarla geçen vakit ruhu iyileştirir!”
O sebepledir ki, “öğretmenlerin daha mütedeyyin, daha olgun, daha
tevazu sahibi, daha münevver tarafı ağır basar!”
İbni Sina, “Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir!”
Çocuklarla birlikte, ‘çocukluğumuzu yaşayalım’
Bu ne anlama gelir, “çocukla çocuk olalım!”
Mahatma Gandhi, “Eğer bu dünyada gerçek barışı öğreteceksek ve eğer
savaşa karşı gerçek bir savaş vereceksek, işe önce çocuklarla
başlamamız gerekmektedir!”
Harput’ta çocuk için ne derler, “adam ufağı…”
Çocuk anne ve babadan, yetişkinlerden, aile okulundan neleri öğrenecektir;
“Sabrı, Sağlığı, Esenliği, Fedakârlığı, Öz güveni, Morali, Adaleti,
Hakkaniyeti!”
Bir kelime ile özetlersek, “Erdemli İnsan Olmayı…”
Eğitimciler sürekli ifade ederler; “anne ve babalar çocukları için rol
modelidir!”
Einstein farklı bir tespitte bulunur, “Çocuklarınızın zeki olmasını
istiyorsanız onlara peri masalları okuyun. Eğer daha da zeki
olmalarını istiyorsanız, daha da çok peri masalı okuyun.”
Bizim kültürümüzde de en fazla, “masallar ve efsaneler…” yer alır.
Masallar ve Efsanelerde, ‘bu milletin motifleri…’ yer alır.
Çocuklar mutlu ve huzurlu ise şüphesiz ki, ‘aile de mutlu ve huzurludur.’
Bizde özellikle, “23 Nisan Çocuk Bayramıdır!”
Bu bayram evrensel bir bayrama dönüşmüştür!
Çocuk gözüyle, çocuk nazarıyla, “barışı kucaklayan bir bayramdır; 23 Nisan…”
Her şeyden önce, ‘çocuklarımıza ihtimam göstereceğiz’
O ihtimam da, “sevgi, saygı, şefkat, merhamet hisleri…” dopdolu olmalıdır.
Kur’an ne buyuruyor, “Oku!”
Okumak bir emirdir… Bilgiye yönelmek bir emirdir… İnfak (yardımlaşma)
bir emirdir.
Özetle, “iyilikler…” hayatı yaşanır hale getiren davranışlar!
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI
Hey gidi dünya! Nereden nerelere gelinmiş!
Özbekistan'ın Semerkant Şehrinde; “Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)
Devlet Başkanları Zirvesi…
Devlet Başkanlarının birlikte çektirdikleri, ‘aile fotoğrafı…’
gözlerimizi yaşartıyor.
Aile Fotoğrafında, “Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan,
Macaristan ve Kırgızistan bayrakları dalgalanıyor!”
Merhaba, “Türk Dünyasının Doğuşuna…”
Allah her türlü nazardan, kem gözlerden sakındırsın!
Zirveye Cumhurbaşkanı Recep tayip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı
Şevket Mirziyoyev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev, Kazakistan
Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır
Caparov ve gözlemci olarak da, Macaristan ve Türkistan katılıyorlar.
Avrupa Birliği, “52 yıl bizi/ bu milleti kapı da bekletti!”
İstediğiniz kadar bekletiniz… Niyetleri samimi olsaydı, “52 yıl değil,
5 yıl bekletmezlerdi!”
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in ev sahipliğinde, “Ortak
Kalkınma Stratejileri!” hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Türk
Dünyası Ali Nişanı” verildi.
İster istemez, Türk Dünyasına adım ve adım yol alınıyor…
Önce yabancı aydınlar, yıllar öncesinde yazmaya başladılar; “21 Asır
Türk Asrı Olacak…” diye!
Asıl bundan sonra, ‘tuzaklara…’ dikkat etmeliyiz!
Bu millet, “tarihin yalnız kavmi…” olarak anılır.
Tarih boyunca, “dostu az, düşmanı çok olan bir millet…” olmuşuz.
Ortadoğu’da, “Türk Birliğinin Tesisi…” demek, Coğrafyaya, “Sulh ve
Barışın Gelmesi!” demektir.
Günümüzde de Türkiye Cumhuriyeti bulunduğu coğrafya itibariyle
stratejik bir öneme sahiptir.
Batı ile Doğu arasında bir köprüdür.
Bu köprüyü çok yönlü olarak artık düşünmeliyiz. Siyasi, İktisadi,
Sosyal, Kültürel ve günümüzde daha belirgin hale gelen, ‘enerji
hattı…’ konumunda düşünmeliyiz.
Türkiye artık, Türk Dünyasının bütünleşmesi yönünde de, stratejik
hamleler yapmaktadır. Ata Yurdumuzla, “Uluğ Türkistan’la…” siyasi,
iktisadi, kültürel bağlarımızı güçlendirmekteyiz. Dağlık Karabağ
Zaferi bir anlamda; “Azerbaycan-Türkiye Bir Millet İki Devlet
İdealinin…” tarihi izdüşümü olarak artık değerlendirebiliriz.
Elâzığ Şehri için “Türk Dünyasının Başkenti!” olsun dedik, duyan olmadı!
Elâzığ Şehri için, “Elmas Yıldırım Uluslararası Azerbaycan Türkiye
Üniversitesi…” Elâzığ’da açılsın dedik… Daha henüz net bir cevap
alamadık!
Tarihe karşı sorumluluklarımız var! Biraz düşünülecek olursa, ‘vebal
altındayız…’
Haydi, Elâzığ diyeceğiz!
Elâzığ/ Harput, Türk Dünyasının ‘doğu ve batıyı buluşturan’ VUSLAT ŞEHRİ olsun!
Haydi, yola çıkmanın zamanı geldi!