Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Cengiz Aytmatov

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yazımızın başına sadece, “Cengiz Aytmatov…” dedim.
Cengiz Aytmatov’un hayatının belki de en haz alacağı,
Baki âleme o ruhani moralle varacağı,
Tarihi buluşturan iki evla yurdu,
Talas Şehri ve Harput’ta köprü ayaklarını kuracağı,
Elâzığ Şehrinde inşallah 22- 23 Aralık tarihlerinde şükran günündeyiz…
O şükran günü bizleri Cengiz Aytmatov’un her biri birbirinden evla
eserlerine götürdü…
O eserler öyle bir ahenkle, öyle bir tarihi zevk ve estetikle kaleme
alınmıştı ki,
Dünyanın dört bir yanına, gönüller açıcı, gönüller ferahlatıcı bir
üslupla,  157 dilde çağlayarak aktı…
Sizler bilir misiniz, Aytmatov’un yetiştiği toprakları…
O bereketli topraklarda; Harezmî, Fergani, Saguni, Farabi, İbni Sina,
Biruni, Buhari, Tirmizi, Semerkandi gibi asırlara ışık saçacak, ufuk
açacak âlimleri yetiştirecektir.
O topraklar, tarihi destanlarla, efsanelerle anılır olacaktı…
Destanlar, efsaneler, masallar, ninniler, türküler… Bizim ruh
dünyamız, gönül muhabbetimiz, maddi ve manevi aksesuarımız, tarihi
siluetimiz/ veya zenginliğimizle birlikte bizlere geleceğe taşıyan
vakarımız…
Aytmatov'un eserlerine, Mâverâünnehir’i düşündüm…
Türk Medeniyetinin büyük izlerini… O izleri taşıyan coğrafyayı
yüzlerce defa hayal etmişimdir…
Maveraünnehir, 660.000 km2 ile içerisinde, Kırgızistan, Kalpakistan,
Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan ve Kızılkum Çölü ve bütün bunların
bir kısmı…
Medine ikliminin/ veya ruhani havasının destanlarımızla, Anadolu’ya
cihangirane bir nefesle yol aldığı tarihimizin en ihtişamlı asırları…
Cengiz Aytmatov'un eserlerinde; “Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun
Rüyaları, Elveda Gülsarı, Zorlu Geçit, Toprak Ana, Kızıl Elma, Selvi
Boylum Al Yazmalım, Beyaz Gemi…”  bizim gönül havzamız / gönül
kalemimiz/ veya kalelerimiz hasretle büyük idealleri bekler…
Geçmişini unutan, öz kimliğinden kopan, kendi öz değerlerimize
yabancılaşan/ yani “Mankurtlaşanlar…” asrın en büyük korkulu tuzağı/
veya hastalığı/ veya vebasıdır…
Cengiz Aytmatov her eserinde/ eserlerinin gizeminde, “kendin ol!”
çağrısı ile bizlere dersler verir.
O dersleri, bir kül halinde Elâzığ Şehrinden, ‘gönül dünyamıza
seslenerek bütün incelikleriyle izah ederler…’ Sizler, “inşallah uzaya
gidecek bilimin en anlamlı, en marifetli yüceliğine sahip olacaksınız’
Manas, tarihimizin en uzun destanı… Aytmatov, Kırgız Türk’ünün
“gönüllerde yaşayan Manas'çısı!” olarak bilinir… O kutlu destanın
izinde/ izdüşümünde Elâzığ Şehrinin olması bir iftihar kaynağımızdır.
Elâzığ Belediyesinin Encümen Kararında, “Cengiz Aytmatov Millet
Parkının… bu milletin tarihi hafızasını taşıyacak bir ihtişamla
açılacak olmasında elbette üzerinde düşüneceğimiz değerler vardır.
“Cengiz Aytmatov Anıtında…” Orhun Abidelerinden günümüze doğru
süzülerek gelen “Bilgeler Yolunu…” hafızalarımıza taşıyacaktır.
O kutlu yolculukta; “Dede Korkut, Kaşgarlı Mahmut,  Yusuf Has Hacip,
Hoca Ahmet Yesevi, Farabi, İbn-i Sina, Belek Gazi, Mevlana, Hacı
Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Farabi, İbn-i Sina, Karacaoğlan, Âşık
Veysel, Mimar Sinan, Uluğ Bey, Nasrettin Hoca, Dede Efendi ve CENGİZ
AYTMATOV…”
Tarihin vuslat Şehrinde, Cengiz Aytmatov’u ve sevenlerini ağırlamak
bizlere apayrı bir duygu, tarihi bir şevk ve heyecan uyandırıyor…
Bu şehir, 15.ci Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarıyla 24-27 Ekim 2007
tarihlerinde Kırgızistan’ın ünlü yazarı/ yaşayan Manasçısını Cengiz
Aytmatov’u bağrına basacaktır. Ona, “Türk Dünyası Hizmet Ödülü…”
takdim edilecek. Fırat Üniversitesi, “Fahri Doktora Unvanı…” verecek,
Elâzığ Belediyesi, Elâzığ Şehrinde en güzel Parkına, “Cengiz Aytmatov
Parkı…” ismini verecekti.
Artık, Aytmatov bu şehrin, “bu şehrin gönüllerinde yaşatacağı bir hemşerisidir…”
Gün gelecek, asrımızın bu muhteşem insanına sanat değeri yüksek bir
abide yapılacaktır. O abidenin tasarımcısı, Kırgız Prof. Dr. Zakir
Azizov ’tur.
Kırgızistan'ın yetiştirdiği muhterem bilim adamı Prof. Dr. Zakir
Azizov halen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinde
Öğretim Üyesidir. Sadece şunu ifade edebilirim. Prof. Dr. Zakir Azizov
Elâzığ Sürsürü ’de Halit Hoca’nın derslerine katılmış olup, İmam
Efendi’ye manevi bir rabıtayla bağlanmıştır.
Maveraünnehir’ in manevi ikliminin vuslat şehri Harput’ta tecelli
edişi…  Aytmatov Elâzığ Şehri için ne diyecekler; “Türk Dünyasının
Manevi Azığı…”
Şehrimizin Valisine, Belediye Başkanına, bu heyecanı bizlere yaşatan
bütün yüreklere selâmlar.

ADIM  “MANAS”TIR

Adım Manas’tır, Yakup Han oğluyum
Kin tutmaz dilim, birliğe çağrıyım
İlime, töreme aşkla bağlıyım
Bize nefes verenlerin bağrıyım

Söz, yürekten çıkarsa ışık olur
Vicdanların sesine neşet olur
Asırlar, o sedaya âşık olur
Aşa, zehir katanların kahrıyım!

Düşmanlarım,  ikiyüzlü tuzaktır
Töre bilmeyenler, bize uzaktır
Turan ilinde, “ayrışma” azaptır
Sevdaların yürüyen, söz nehriyim

Şafak vakti kızıllığı, konca gül
Doğan güneşe açılır karanfil
Manas'çının sesinde pırıl pırıl
Akseden adil yüzlerin şehriyim

Issık Gölü’nde mavi bir tebessüm
Akınlarda, nal sesinde nefesim
Sözü doğru söylemektir, hevesim
Adım Manas, destanların mührüyüm

Yazarın Diğer Yazıları