Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bozkır Anadolu

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Geçtiğimiz gün Muş İlimizden Ankara’ya bir vesile ile uçak yolculuğu yaptık.
Kasım ayının son haftası…  Kıştan ziyade bir bahar havasının yağmurla
bizleri uğurlayan serinliği…
Uçak yolculuğumuzda en fazla dikkati çeken hususlar;
Muş halkının,  “uçak yolculuğunu tercih edişi…” Bu çok önemli! Artık
insanımız zamanla yarışıyor.
Bir bakıma da, ‘vakit nakittir…’ diyor.
Artık insanımız, ‘teknoloji ile birlikte yarışıyor’
Bir yerde, ‘bardağın dolu tarafını…’ yazdığımız/ veya anlatmaya
çalıştığımız gibi, ‘bardağın boş tarafını da…’ anlatacağız!
Muş Ankara ve Ankara-Muş yolculuğumuzda,  işletmecilik/ veya hizmet
anlayışıyla artık dünya standartlarında yerini alan THY ile uçuyoruz!
Her şey güzel… Tebessüm esen bir yüzü görüyoruz!
Muş’un güzel bir havalimanı var. Sadece Muş’a değil, bölge insanına da
hizmetler sunuyor.
Uçak yolculuğunda, dikkatimi çeken bir şey oldu?
Uçağın havalanmasından sonra iki hostes tarafından, ‘yolculara sadece
SU İKRAMI yapıldı!
Daha önceki yıllarda da, THY ile uçmuştuk… Sıcak çay ikramı/ veya
kahve ikramı/ veya meyve suyu ikramı… Ve yanında ufak bir menü…
Sadece su ikramı benim garibime gitti…
Daha önceki yıllarda, Uçakta THY! nın Dergisi bulunurdu!
Şimdi öyle bir dergide yok… O dergilerde, güzel Anadolu’muz ile ilgili
çok önemli başlıklar göze çarpardı… O kısa hava yolculuğunda; bir
yanda çayımızı/ kahvemizi yudumlarken okumaya çalışırdık!
Uçuş güzel, uçuş emniyeti de gayet yerli yerinde ama İkramda, THY’nin
daralmaya girmesi, kabul edilir bir yanı bulunmuyor!
Ankara’dan Muş ilimize uçakla dönüşümüzde şuna şahit olduk!
 Ankara’dan Muş’a kadar; Bir “Bozkır Anadolu” gerçeği ile yüzleştik
Dağlarımız maalesef çırılçıplak!  Rahmetli Emekli Albay Tahir Alkan!
Bizim yazılarımızı takip eden dostlar, bu zarif insanı da mutlaka
tanımış olmaları lazım. Her yere yeşile hasret gözlerle bakardı. Bir
büyük çevre dostuydu!  O kadar çok projeler üretti ki; her ürettiği
projenin da bir fiil takipçisi olurlardı… O bir ağaç sevdalısı, gönül
insanıydı.
O da bizler gibi yıllar öncesinde; Ankara’dan Elâzığ’a uçakla
gelirken, uçağın penceresinden pür dikkat dağları, vadileri, ovaları,
seyretmiş bir yandan da, ‘gözyaşı dökmüşlerdi!’
Rahmetli, Albay’ımızın gözleri, “yeşilde…” Ormanlık alanlar da…
Kendilerinin ifadesi, “sükût-u hayale uğradım!” sözleri olmuştur!
Bizlerde, uçaktan indikten sonra; ‘derin düşlere daldık…’
Bu kadarı da olmaz dedik!
Doğayla çok oynadık, efendim! Şimdi büyük acılar çekmekteyiz. Nasıl
olurdu, böyle…
“Ağaç, çiçek, yeşil medeniyet demekti!”
Rahmetli Babam Orman teşkilatından emekli olmuştu…
Bizlere şöyle derdi; “Memuriyet hayatımda,  sürekli kesimlerle uğraştık!”
Derinden iç geçirirlerdi.  Şuraya/ şu yöreye şu kadar ağaç dikelim
düşüncesi de, zihniyeti de kapımı çalmadı! Geliniz sadece bir ağacın
faydaları üzerinde tefekkür edelim.  Birlikte, ‘ekonomiye katkıları
üzerinde…” duralım!  O kadar muhteşem ki… Acaba bilir miydiniz?
“Yeşillik insana huzur, güven, mutluluk ve moral veriyor!”  İçimizde
ki yangın/ cennet misali bir çağrının adı değil mi?
Ağaç ile ilgili o kadar güzel sözler, deyimler, masallar, efsaneler,
destanlarımızın anlatımında da, ağaç bu milletin vazgeçilmezidir.
Allah'ın Resulü ne buyuruyorlar; “Kıyametin kopacağını bilseniz
elinizdeki fidanı dikiniz!”
Hadis, “Bir ağacın yenilen meyvesi, o ağacı dikenin sadakası olur!”
Mevlana ne diyorlar; “Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara, ağaç
yaprak verir, sır vermez rüzgâra…”
Ağaç konusunda en hassas kurum, “askerimiz…” Askeri kışlalara bir
bakınız… Orada, ‘yeşile doyar gözünüz’
Tabi ki, sivil-kamu bütün kurum/ ve kuruluşlara çağrımız var…
Karayolları… Türkiye’yi bir baştan öte başa ulaşım ağıyla ihya
ettiler. Her yolun gidiş ve gelişinde; sağ ve solunda, ‘belli
aralıklarla ağaç dikimi yapabilirler…’ Yol bakımı ile birlikte,
‘ağaçlarda bakılabilir’
Fırat ve Dicle üzerinde Barajlar inşa ettik… Sadece Keban Barajı
1974’lerde hizmete girdi. Yarım asra yaklaşıyor. Peki, Barajın
çevresini ne kadar ağaçlandırabildik/ 48 yıl içerisinde…
Rahmetli Tahir Alkan, kültürümüze uygun ce katma değeri olan “dut,
badem, ceviz gibi ağaçlar” tavsiye ederlerdi!  Ecdat ne diyorlar,
“Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur!”
Arif Nihat Asya’nın, “Çocuk ve Ağaç” şiiri o kadar manidar ki,
“Çocuk, çok sevdi ağacı
Verirde ona, her kış
Çiçekleri olaydı…

Ağaç çok severdi çocuğu
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı”

Bizlerde, “ÇEKİRDEK VARLIĞIN HÜLASASI ” şiirimizi sizlerde paylaşalım;
Kâinat bir ağaç gibi
Âdem, kâinatın soy ağacı

Ağaç bir çekirdek gibi
Çekirdek, varlığın hülasası

Cennet, bir bahar gibi
Bahar, Hak’tan rahmet muştusu

Bahar, bir çiçek gibi
Çiçek, vuslatın nur perdesi…
 

Yazarın Diğer Yazıları