Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bizim Geleceğimiz, Evlatlarımız!

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bizim geleceğimiz, evlatlarımız;
Onları yetiştirmek, geleceğe hazırlamak,  her anne ve babanın görevi!
Kur’an bu noktada bizlere uyarılarda bulunuyor;
Ayet, “Yâ eyyuhâllezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâran vakûduhân nâsu 
Vel hicâratu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun 
Lâ ya’sûnallâhe mâ emerahum ve yef’alûne mâ yu’merûne.” (Tahrim, 6)
Mealen, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun ki,
Onun yakıtı insan ve taştır; üzerinde kaba yapılı sert tabiatlı görevli melekler bulunuyorlar.
Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda O’na karşı gelmezler;
Emrolundukları şeyleri (kusursuz) yerine getirirler” 
“Aile…” toplumun dinamiği!
En kutsi çatı… Öyle ki, bütün mahremiyetimiz orada!
İnsan, orada gözlerini açıyor; orada şekilleniyor;
Orada hayata yürüyor. İlk eğitimin, orada alıyor!
Çocuklar için ilk muallim, “anne ve baba…”
Ayet, “insan başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyame, 36)
İlk, “şefkat ve merhamet…” dersi!
Şurası bir gerçek ki, “anne ve baba…” evlatları için birer, “modeldir…”
Onların her hareketi, her eylemi, “o ışıl ışıl yanan gözlerin takibindedir!”
***        
Allah’ın Resulü buyuruyorlar; “hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes’ulsünüz.
İmam çobandır ve sürüsünden mes’uldür.
Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes’uldür.
Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mes’uldür.
Hizmetçi efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mes’uldür”
Kademe ve kademe, “sorumluluk zinciri…”
Bizim inancımızda,  “nemelazımcılık…” yoktur!
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler…” keyfiyeti de yoktur!
Sıklıkla sohbetlerimizde, “fetih…” ve “fütüvvet dilinden…” söz ederiz. 
Ne diyoruz, “gönüller yapmaya geldik…”
Ve de, “kırılan gönülleri…” onarmaya geldik!
Önceliğimiz, “insandır…” 
Önceliğimiz, ‘EĞİTİMDİR’ 
Aile de, Okulda, Çevre de, ‘ihmale gelmez’
Anne ve Babalara sesleniyoruz; 
“Çocuklarınızın elinden değil, aklından tutunuz!”
Okullarımızı, ‘ilim ve irfan ocaklarına dönüştürmek…’ elimizdedir.
Muallimsiz yetişen bir insan gösteremezsiniz!
Fatih’i yetiştirende muallimdir, Atatürk’ü yetiştiren de muallimdir…
21. Asırda Farabileri, İbni Sinaları, Yunusları yetiştirebiliyor muyuz?
Büyük bir vebal altındayız! 
***        
Bizim inancımız ne diyor, “din nasihattir”
Allah’ın Resulü, o nasihatin şümulünü de belirtiyorlar;
“Allah, Kitabı, Resulü, mü’minlerin yöneticileri,
Ve bütün Müslümanlar için nasihattir”
Ayet, “…onların işleri aralarında danışma (istişare) iledir” (Şura, 38)
Ayet  “…Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır” (Yusuf, 76)
“Mü’minin mü’mine münasebeti, taşları birbirine destek olan,
Sarsılmaz bir bina gibidir”
“Beraberlikte rahmet, istişarede bereket vardır”
Sıklıkla kullandığımız kavramlar arasında;
“ortak akıl…” “ortak payda…” toplumda önemli bir sinerji oluşturur!
Gayretimiz, elbette ki, “hayata ve geleceğe…” birlikte yürümektir.
***        
Bizim kültürümüzde, “nasihatin…” önemli bir yeri vardır;
Sözlükte nasihat; “”doğru yola, iyiye, güzele sevk etmek için yapılan konuşma,
Öğüt, Akıl öğretme, yol gösterme”
Bu milletin tarihinde, “kutlu ve bilge kişiler…” ve onların nasihatleri,
Kitaplar hacmindedir, dersek yeridir.
İlk aklımıza gelen isimde, “Dede Korkuttur…”
Dede Korkut şöyle seslenir;
“Dinle Oğul, Senin yanına yalanla geleni sen yılan say… 
Yalanı dost edineni, dost edinme… 
Dilini yalana alıştırma ki, konuşurken dinlenesin.
Hey oğul! 
Azını gören çoğunu bilen sözünü diyen oğul...
Sen sen ol el sözüyle yola çıkma...
El sözüyle yola çıkan el yolunda yorulur.
Can oğul...
El pusatı keskin olsa bile düşmana kör olur seni kanatır.
Sakın a oğul sakın ha...
El ağzıyla söz deme duyan sana değil ele inanır.
El elini tutanın eli zayıf düşer... Elin eli tutarda senin elin tutamaz.
Birlik el ele vererek olur. Doğrudur.
Ama elin eline el verenin birliği de dirliği de bozulur.
El atına binen tez iner...
Elin atı nankör olur.
El atıyla atalarının gittiği yere gidemezsin…”
***        
Hz. Kur’an da, “Lokman Süresi…”
Ve o süre içerisinde yer alan, “evlada nasihatler…”
Her anne ve baba için de, “mükemmel örnektir”
Ayet, “Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle demişti:
Oğulcağızım! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk elbette büyük bir zulümdür…
Ana ve babanla dünyada iyi geçin (kendilerine iyilik yap, sıla-i rahim et)
Oğulcağızım! Namazı dosdoğru kıl 
İyiliği (Dinin hayır ve iyilik olarak bildirdiği bütün hususları) emret.    
İnsanlardan (kibirlenip-gururlanıp) yüzünü çevirme.
Yeryüzünde şımarık (çalımlı) yürüme.
Zira Allah, her kibir taslayanı, kendini beğenip öğüneni sevmez.
Yürüyüşünde mutedil ol”  (Lokman Süresi)
***            
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihati meşhurdur;
 “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... 
Güceniklik bize; gönül almak sana.. 
Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. 
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. 
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... 
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. 
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..” 
***        
Üzerimize o kadar güçlü, “yol gösterici ışıklar…” sunuluyor ki;
O kadar zengin bir tarihimiz, kültürümüz, ilim ve irfan yolculuğumuz var ki;
Bizlere, o mükemmel değerleri paylaşmak düşüyor. 
Geleceği birlikte inşa ve ihya çalışmalarında,
Yüce Allah bu millete güç ve doğru istikamet versin.
Selam ve Hürmetlerimizle…
 

Yazarın Diğer Yazıları