Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Biraz Düşünelim

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şüphesiz ki, hayat düşündüğünüz/ veya ‘tefekkür ettiğiniz zaman’ daha güzel…
Dünyaya bir defa geliyoruz!
Hikmetini/ yani ‘kadri kıymetini’ bilelim.
Zaman, su gibi akıyor… Zamanı geri getirmeniz mümkün değil!
Her günü/ her güne uyanışa ‘tebessüm’ edelim.
Hayatı, ‘iyiliklerle’ güzelliklerle, erdemli bir duruşla geçirmenin hazzını alalım.
Şu fani âlemde, ‘iz bırakanlar’ ne mutlu onlara!
Sadece, ‘bir Yunus olmak’ 
Her geçen asırda, ‘daha yürekten sevilmek’
Dünyayı, ‘eser verebilmenin’ huzur ekseninde yaşama azmi/ veya iradesi…
Ta destanlar çağından günümüze, ‘edebi eserler vererek…’ 
İnsanlığa hizmet edenler… Hizmeti kendimize de şiar edinelim.
“Sevelim, sevilelim!”
Düşünürüm, ‘kin, nefret, öfke…’ bizim neyimize!
Hayatı sürekli, ‘kazanmanın’ yolunu, yordamını öğrenelim/ öğretelim!
En güzel kavramlar nelerdir, ‘sağlık, esenlik, huzur, güven, mutluluk, moral vesaire’
Öncelikle, ‘kendimizle’ barışık olalım!
O barış/ veya sulh havasını ailemizde, okulumuzda, ofisimizde, çevremizde, yaşadığımız her yerde estirelim! 
Şu atmosferde, ‘ılık rüzgârlar essin’ deriz!
Hiçbir aşırılık hoşumuza gitmez değil mi?
“Sağduyulu olmak!” her nefeste, ‘gönüller’ kazanmak!
Tekrar ediyorum, “dünyaya bir defa geliyoruz!”
Şu dünyanın, ‘kadri kıymetini’ bilelim!
Ne diyoruz, “dünya boşuna yaratılmadı!”
Hayatta hiçbir şey sebepsiz/ veya tesadüfi değil!
Derinden derine tefekkür edelim!
Hem dünyamızı, hem de ahiretimizi kazanalım. 
Vesselâm

AHİRET KARAR YURDU
“Dünya, emanet, ahiret karar yurdu”
Garip olarak geldik, mekân tuttuk
Emaneti korumak, içimde korku;
Korku günahı, soluk soluk yuttuk

HAYAT
Birbirinden farklı ‘kıssalar’ yaşar
Olmadık rollerle kabından taşar
‘Hayatın kendisi ya kış, fırtına…’
Fırtınada dalgalar, dağlar aşar!

FANİ DÜNYA
Daha dün, ‘birlikte sofra başında’
Bir koyu sohbetin eşiğinde;
Şimdi görürüm musalla taşında
Sallanır idrakim, ‘dünya beşiğinde’
Meğer bir nefesmiş, ‘ölüm ağında’
Gözyaşım, hudut tanımaz çağında!
Allahûekber… Allahûekber…

DÜNYA
Dünya, ‘ahiretin ekin tarlası’
Söyler misin, ‘ne ektin, neler biçtin’
Evliya Çelebi gibi turlası…
Hangi havaları soludun içtin?
‘Cennetin kapısı dünyadan geçer!’
Kim bilir, ‘Sırat’ dünyanın kendisi!

MAHARET
Mahir sahibi, ‘hünerin’ ne ola?
“Arslan yattığı yerden belli olur”
Hayırla, ‘hasenat’ defterin dola
Hasenat, Hak Katında belli olur!

BAKIŞLAR
Güne uyandı mı, ‘zeytuni bakışlar’
Bize ilham, ‘kâinatta ki nakışlar’
Söz akar gider, efsuni bir gemide…
Limanda bekleyen o mahzun bakışlar;
Ruhumdan bir şeyler alır götürür! 

BAYRAMI GEÇİRDİK
Bayramı, bir iç geçirmesi gibi
Geçirdik, mahzun nazarlar altında!
Toprak tütmüyor, ‘hoyrat nağmesiyle’
Maniler, dökülmüyor serin sular gibi 
 

Yazarın Diğer Yazıları