Muş Kalesi'nde bir çay içimi,
Nefeslenir sanki ova bizimle
Malazgirt'te dile gelen düşümü,
Yürekleri inşa eden azimle,
Bir daha baktım, Murat Köprüsüne,
Anadolu'nun vatan oluşuna!
Her mevsiminle, bir farklı güzelsin
İsterim, geçmiş zaman dile gelsin!
Kalenin surları bize el versin...
Ulucami, geçmişe nazar kılsın
Murat’ın suları akar, batıya
Türk’ün muradı yürür, atiye
Malazgirt, gönlünü boyar maviye
Kızılelma’da, sonsuzluk deryası
“Devlet-i ebed müddet” oluşuna
ÇAY SOHBETİ
Çay sohbeti dostlar ile tatlanır
“Kişi dostunun yolu üzerinde”
Aşılmaz yollar, dostlarla katlanır
Söz demlenir, muhabbet üzerinde!
ÇAY BAHANE
Çay bahane, dostlarla sohbet şahane
Ne kafesi? Gönlümüzde çayhane
Dem ve dem şefkati yudumlatır
Derdimle dertlenen ocağım, derthane
İÇİM DIŞIM BİR
Müslüman'ım, içim dışım bir söyler
Muradım, bir büyük ülküyü eğler
Vatan yolunda, ayağa kalkın beyler
Aydınlığa ram olup yürüyelim
Şu canları irfanla bürüyelim
Erdemli yürekler girer düşüme
KALENİN SURLARINA
Kalenin surlarına düşen toplar
Ülkemde, "çelikten kubbe kalkanı"
Ruhumu, bir ulvi inşirah kaplar
Asıl kalkan, şehitlerin alkanı!
Anadolu, İslâm'ın iç kalesi
Tevhit lisanıyla boyar lâlesi
ATEŞ ÇEMBERİ
Ateş çemberinden geç de gel
Acılara merhem ol da gel
Bozkır Anadolu’nun yanık yüreği...
Gönüllere, çadır olur durağı
Vefalı yâr ona, ayı hilâli
Sen dalgalandıkça kalmaz melâli
Ey dağlar, heybeti saklar içinde
Sükûta ermiş birer derviş gibi
AT SÜRENİN
Ufukları belirsiz at sürenin,
Akılları, gönüllere yâr olmaz
Erzakını vakitsiz tüketenin,
Aşı, vücuda şifa i yâr olmaz
SAZI OLANIN
Sazı olanın, bir çift sözü olur
Sözü olanın, has sohbeti olur
Sohbetten gönüller muhabbet eder
Muhabbet çağrısında vefa olur
Vefalı dostların sözle bayramı
İHTİKÂR
İhtikâr, malı istif eden vurguncu
O mu, benim ticaretime hancı
Karaborsacı ve de yalancı
Piyasanın, kara yüzü, talancı
Çekilin, yetti artık, yolumuzdan!
Çekin elinizi omuzumuzdan
ŞİİR GİBİ ESİNTİ
Şiir gibi serin, ruhi esinti
Gönül dünyalarında gezinti
Bir hoş sedadır, şiirdeki gizem
Mısralar, dışa akseden resimdi
O resim, kendi dünya mı anlatır
Ağaç gibi, gövdesinden dallanır
Dal dal, meyvesini verir, nazlanır
Mısralar, çiçekler sunan resimdi
Şiirde, gönül telleri konuşur
Sevgiden, şefkat dilleri oluşur
İzzeti ikram elleri doluşur
Mısralar, sulhu neşreden resimdi
BİR ÇAY İÇİMİ
Bir çay iç, demlen, sonra konuşalım
Demokrasi bahsi, biraz demlensin!
En güzel çalım, demokrasi çalımı!
Usta hatiplerden de söz çalımı
Asıl, yüreğindeki ses ne diyor?
Alı, yeşili, moru bir yol olsun...
ÇAĞ OYNADI
İlmin hikmet gözesinden, çağ oynadı!
Çer-çöp haline gelinde, ‘bağ oynadı
İlahi, her tecellide nur ayetin;
Bir çığ düşünce yerinden dağ oynadı!
ÇERAĞA BENZER
Sevda nehri, bozkırlara can verir
Aşksız dünya, çorak toprağa bezer
Masum çığlık, insana aman verir
İlham düşer gönle, çerağa benzer