Bir bahar türküsüyle uyanırım
Dumanlı dağlara merhaba derim
Serin esen rüzgâra seslenirim,
Bulut bulut gönüllere es derim
Âlemi tatlı bir tebessüm sarmış
Bahar havası, coşkusuyla yarmış
Gözler, bu ulvi nakışa doyarmış
Nakışınla âleme ders ver derim...
MEVSİM BAHAR OLUNCA
Mevsim bahar olunca gel diyorsun
Sensiz hayat kuru bir dal diyorsun
Gönül fermanını yağmurlara yaz
Hasretle kapısını çal diyorsun
Göçmen kuşlar dağ, tepe aşar gelir
Irmaklar, vadilerden taşar gelir
Hayalim, umutlarım koşar gelir
Ayrılık şarkısını çal diyorsun
Bekledim, güneşin doğduğu yerde
Sevdanın, hicabın olduğu yerde
Dermanın, yüreğin yandığı yerde
Feleğin kapısını çal diyorsun
MAYIS AYINA
Bizde, Mayıs ayına; "gül ayı" derler
Âlem, yüzüyle vahdete dönerler
Bülbül gibi şakıyan bir ay derler
Tevhit diliyle, Mevlaya dönerler
ÇOCUKLARIN KUSURU
Çocukların kusuru nerede başlar
Bir bilsen, secde eder dağlar taşlar
Gözyaşımda, çocuğun masum bakışı
Siner mi çocuğun göğsüne yaşlar
Gözünle, çocuğun kalbine dokun
Bak gör nasıl içinden erir taşlar
ABD’NİN NİYETİ
ABD'nin niyeti, bölgeyi dizayn etmek
Kendisine sadık, itaatkâr ülkeler,
Biraz da, olacağı kadar, müstemleke!
Ortadoğu'da, otoriter olmak!
Hey, 'kapıkulları' sıraya dizilin, diyebilmek!
Yeri geldiğinde, 'yolmak, üfelemek...’
Güç gösterisinin, ne adaleti, ne ayıbı yok!
Hey gidi, 21.inci asır, kasırga gibi esermişsin meğer...
EY MUALLİM
Ey muallim! İlmine, irfanına,
Selâm eder, kürsüne, lisanına;
Yükselen uygarlığın hizmetine
Tohuma, can yürüyen nişanına...
Ders alırım hayatın cilvesinden
IRAK’IN GÜNEŞİ
Irak'ın güneşi, Kerkük'te doğar
Kerkük'ten eser, hoyrat rüzgârı
Hoyrattır, Türkmen'in hayır çeşmesi
Her nağmesiyle dağıtır efkârı
Harput'un manisiyle selâm eder
Selamette kalsın, Kerkük diyârı
KERKÜK’ÜN GARDAŞI
Kerkük'ün gardaşı var
Harput gibi sırdaşı var
Bir sofraya kurulmuş
Kalesi'nde aşı var
KERKÜK’E SELÂM
Harput'tan Kerkük'e selâm
Kerkük'ün, hoyratı var!
Hoyratla ne güzel kelâm
Harput'un Kalesi var!
Kale'den, Kale'ye balam,
Muhabbetim uçurdum
TÜRKMEN VALİSİ
Kerkük'e Türkmen Valisi
Ne Âli Mutluluk
Muhammed Seman Ağa,
Gönlümüze Hoşnutluk
HARPUT’TAN KERKÜK’E
Harput'tan Kerkük'e,
Hoyrat Vadisi
Harput'ta, Kürsübaşı sofrası
Kerkük'te, 'Çayhane muhabbeti'
Muhabbetin doyulmaz sefası
Nağmesiyle, Kürsübaşı havası
HARPUT’UN
Harput'un, çeşmesi bol, irfanı bol
Âlimlere, ulemaya giden yol
Nazlı gelin gibi akan Fırat'tır,
Fırat'ın ışığı, bereketi bol
Rabbim, lütfeyle bu şehri kereminle
İnsanının izzeti, ikramı bol
BUYUR EDERİM AĞIN’A
Buyur ederim dostları, Ağın'a
Elazığ şehrinin, cennet bağına
Çıkalım birlikte, Osman dağına;
Dört incisinden geçilmez Ağın'ın
Leblebisi, üzümü, narı, bademi
İlmi ile de maruftur âdemi
Kamil insanlarla yürür kademi
Sükûtun erdiği yerde Ağın'ın
OKUL YOLU
Okul yolu, ilim irfan yolumuz
Yüreğimizle adımlar yolumuz
Büyük ülkülere çıkar yolumuz
Yürür şefkatim, ihlasım cihana
Hakkı söyler, dilim söyler divana;
Sadakat, en büyük eserin kalsın
PAZAR YERİNE
Pazar yerinde, âlemi seyreder
Her haliyle, toplumu resmeder
Sen istemesen de, ahvalin çizer
Heveslerin, kalbin ritmini bozar
Ey pazar yerleri, edebe bürün!
Latif bir nidayla, mahşere görün
DUAMI BIRAKTIM
Halep'te gözyaşımı,
Kerkük'te gönlümü bıraktım
Fırat Vadisinde hüznümü,
Harput'ta dua mı bıraktım
Coğrafyam, düğüm düğüm dert
Nerde düğümü çözecek fert
Yolları zor, iklimi sert
Kadim tarihi bıraktım
BAHARA VURGUN
Fani’den kaçar şu can, bahara vurgun
Karanlık çığlık çığlığa, şafağa sürgün!
Aydınlık ister gönlüm; güneş dolusu
Suya vurgun efkârım, yüreğim yorgun
BAHAR
Baharı gönlümüzde yaşatalım!
Kader yastığı içli teşbihimiz
Kasvet, kuruyan dalları atalım!
Mevla’dır, hakka giden sahibimiz
BAHAR
Bahar, tomur tomur, çiçek diriliş!
Gün doğumu kadar, sıcak, esenli
Esen rüzgârın firuze nağmesi
Dokunur bahara nişan düşmesi
BAHAR ÇELENGİ
Bahar çelengini al da gel, gayri
Dalın üstüne konan bülbül olsun!
Toprak kokusunu al da gel, gayri
Vatan hasreti sinemde gül olsun
BAHAR DAĞIT!
Âleme tebessümle, sadaka dağıt
İçindeki tasayı bir bir dağıt
Tevazuunla kanat aç, gönüllere;
Gönüller kapısından, ‘bahar’ dağıt
Bahar, “yeşil, huzur, çiçek, uygarlık”
Rüzgâr ol âleme, ‘esenlik’ dağıt
BAHAR KOKULU
Bahar kokulu içli sözler söyle
Her sözünde seher yelleri essin
Güven aşıla öyle veya böyle
Bir terzi hüneri yüreği diksin!
Zarif dantel misali işle sözü!
İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN
"İki günü eşit olan zararda"
Her gün bir adım daha ileride,
Atacağın her adımın kararda,
İz bırakacak; ötede, beride...
Ey yürekli nesil, yürü demeli
Kâh fikrin, kâh inancının hamalı!
Durmak atalet, geriye gitmektir
Her fetih, her yenilik gayret ister
Gayretin, bugün meyve veren fidan
Fikrin, düşüncenin yeşermesinde,
Gönüllerde yaşar, hayat bulursun
BAHAR ÇELENGİ
Hazar'dan köprüler kurdum, Türk illerine
Bir büyük sevda yürür, gönül dillerine
Şiirin efsunkâr nakışlı güllerine
Hiç solmayacak "bahar çelengi" yakışır
BAHARI KIŞA DÖNDÜ
Baharı, kışa döndü bu ülkenin
Efkârın, keder dalına düştüğü
Düşleri, karanfil kokar ülkenin
Bedri, Yusuf'un kuyuya düştüğü
Mazluma, ağıtlar yakan ülkenin
Seheri, âminler, Yasinler bekler
BAHAR SABAHI
Bahar, Rabbimin bize hediyesi
Akıl, gönül muhabbetine teslim
Yerle, göklerin vuslat mersiyesi
Rüzgârlar, rahmet duasına teslim
Âdem'e, sıla-i rahim terbiyesi
Milli şuurla, vicdanlara teslim
Sabreyle, gönül doğacak sabaha
Âlem-i İslâm, erecek feraha
BAHAR KOKAR
Al yaprağı eline, rengine bak?
Yeşili bahar, sarısı güz kokar
Üşüyen güneşi dalından kopar
Yıldızlarla birlikte göğsüne tak