Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Batıyla entegre olduk mu?

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Batı Âlemi için, ‘nefretim’ deriz ama nefretimize koşarız.
İçimizdeki isyana yine kendi ellerimizle, ‘kelepçe takarız’
Batı dünyasına, ‘emperyal’ gözüyle bakarız. “İfrat bakışlı gözlerde yaşarız!”
Tezatlara alışmışız. Bir çark dönüyor ama, ‘kavgaları da beraberinde dönderiyor’
Kendi tarihimize şöyle bir göz attığımızda, “1683 tarihinde başlayan
bozgun/ veya geri çekilmemiz
1922 tarihinde Sakarya Meydan Harbiyle son bulacaktır!” Öyle ki, 1974
Kıbrıs Barış Harekâtıyla birlikte, Mavi Akdeniz’de de, tarihin cilvesi
değişecektir.
Bir şey daha var ki, bizde ‘batılılaşma harekatı’ Lale Devri ile
(1700’lü yıllarda başlayacaktır.
Şairimiz Ali Akbaş’ın, “Sirkeci’den Tren Gider” bir dönemin
başlangıcına şahitlik eder
“Sirkeci’den tren gider,
Vagon gider, derdim gider
Gurbet elde bir başıma,
Varım yoğum alır gider.
Sirkeci’den tren gider,
Erzurumlu duran,
Ankaralı Burhan gider.
Burada ezan var, orda çan,
Her sabah çınlar tepemizde,
Uyan, uyan!
Sirkeci’den tren gider,
Bir yaldızlı Kur’an gider”
Almanya’ya ilk resmi Türk isçi kafilesi, “Türk İşgücü Antlaşması’nın
ardından 27 Kasım 1961 tarihinde Sirkeci Garı’ndan trenle yola çıkıp
Duesseldorf’a varmasıyla...” tarihi gurbet yolculuğu başlayacaktır. O
yolculuğun ikili resmi antlaşma tarihi, 30 Ekim 1961’dir Dile kolay 65
yılı geride bırakmışız. 65 yıl içerisine üç nesli yerleştirebiliriz
Dün gurbetçi olarak gidenlerin çocukları Avrupa’da girişimci ruhu ile
karsımıza çıkacaktır
Sadece Almanya üzerinde konuşuyoruz, günümüzde Almanya’da faaliyet
gösteren, “100 bin Türk kökenli girişimci ve iş insanı, yıllık 90
milyar Euro’yu aşan bir ciro hacmi üretmektedir.” Alman Ekonomisinde,
‘500 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.’
Peki, Avrupa’da 2026 rakamlarına baktığımızda, NE KADAR TÜRK YAŞIYOR?
Avrupa’nın değişik ülkelerinde takriben, “6,5 ila 10 milyon arasında
Türk kökenli insanımız yaşıyor.”  Bu insanlarımız artık, ‘siyasi
hayata da müdahale ediyorlar’
Avrupa’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımızın ülkelere göre
dağılımı şöyle; Almanya; 3 ila 4 milyon arası... Fransa 700 bin
civarında... Hollanda, 400 ila 500 bin arasında... İngiltere, 400 ila
500 bin arasında... Avusturya 250 ila 350 bin arasında... Belçika, 200
ila 250 bin arasında... İsviçre 130 bin, Danimarka 75 bin civarında”
Son 65 yıl içerisinde o kadar çok şiirler, hikâyeler, romanlar, anılar
yazıldı ki... Kültür, Sanat ve Edebiyat Dünyamızı resmeden çok nezih
eserler ortaya çıktı Buna bizler, görsel eserleri de katabiliriz
Ankara’da Hükümet ve Devlet Başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen
36ncı NATO toplantısı bizleri, 1950 yılına götürdü. “5 bin kişilik 1.
Türk Tugayı 1950 yılının Eylül ayında İskenderun’dan yola çıkarak
Kore’de cepheye gidiyordu, Türk Askerinin Kunuri Savaşlarında
gösterdiği kahramanlık dillere destandır.” Kore de, 721 Türk Askeri
şehit düşecekti, 2147 yaralımız vardı. Türk Askeri Kore’de, 21 yıl
kalacaktı... 75 yılı aşan dönem içerisinde, NATO’nun en güvenilir
ülkesi Türkiye olmuştur... Kore Savaşı; ‘şehitleri ve gazileriyle bu
milletin dipdiri hafızasındadır.’
“Batı emperyal, sömürge kafalı
Doğu mert, yüreğince sefalı
Batı ikiyüzlü, Doğu vefalı
Renkler farklı, şarktadır vakarım”
Askeri ve Savunma alanında da, Batı Dünyası ile bir ittifaktan/ veya
entegrasyondan bahsedebiliriz...
Özellikle de Milli Eğitimde, “Öğrenci/ Öğretmen değişim programları//
AB destekli fonlar ve hibeler...
Bu konuları daha detaylı bir şekilde düşünebilir ve yorumlayabiliriz.
Türkiye’nin 2025 yılı toplam ihracatının; “Almanya yüzde 10’larını,
Birleşik Krallık yüzde 6’larını,
BAE yüzde 6’larını, Irak yüzde 6’larını, ABD yüzde 6’ları, İtalya
yüzde 5’leri, Fransa yüzde 4’leri, İspanya yüzde 4’leri, diğer ülkeler
yüzde 53’leri,
Türkiye’nin 2025 yılı Turizm potansiyeline baktığımızda, “64 milyon
ziyaretçi ağırlamışız. Bu ziyaretçilerin ülkelere dağılımı şöyle;
Rusya yüzde 10,8’i; Almanya yüzde 10,6’sı;
İngiltere yüzde 6,5’i; Diğer ülkeler yüzde 72’leri... Türkiye her
bakımdan, ister istemez Batı Dünyası ile güçlü bir işbirliği
içerisindedir.
**
Elazığ'ın Ağın ilçesi doğumlu olan Halit Hocaoğlu, Kore Savaşı
döneminde Türk Tugayı'nda görev yapmış çok önemli ve seçkin bir
subaydır.
Kore Savaşı'ndaki hizmetleri ve TSK arşivlerindeki kayıtlara göre öne
çıkan bilgiler şunlardır:
Rütbesi ve Görevi: Kore Savaşı başladığında ve Türk askeri birliğinin
Kore'ye intikal ettiği 1950 yılında Yüzbaşı (Captain) rütbesiyle görev
yapmaktaydı. Kore'deki Türk Tugayı'nda komuta kademesinde ve askeri
heyetler arası koordinasyonda aktif roller üstlenmiştir.
Tarihi Fotoğraflardaki Yeri:
29 Eylül 1950 tarihinde Türk askerlerinin Kore'ye hareket etmeden önce
anavatandan bir avuç toprak aldığı meşhur tarihi fotoğrafta, en ön
sırada askeri çantayı (torbayı) tutan kişi Yüzbaşı Halit Hocaoğlu'dur.
Kore'deki görev sürecinde, dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Lawton Collins'in Türk Tugayı'nı ziyareti sırasında, Tugay Komutanı
Tahsin Yazıcı ile birlikte ABD'li generali karşılayan ve heyette yer
alan subaylar arasında bulunmuştur.
Gerek askeri disiplini gerekse uluslararası askeri heyetlerle kurulan
temaslardaki rolüyle Halit Hocaoğlu, Kore Savaşı'nda Türkiye'yi ve
Elazığ'ı başarıyla temsil etmiş kahraman subaylarımızdan biridir.
Halit Hocaoğlu, Ağın ilçemizin yetiştirdiği büyük ulamalardan Hüseyin
Müderris Efendinin oğludur Kendilerini rahmetle anıyoruz
Ailemizden, rahmetli Babamın Amcası oğlu Edip Keleştemur’da, Kore
Gazisidir Bizler, onlardan da Kore ile ilgili birçok hatıraları
dinlemiştik, bu milletin Şehit ve Gazilerine karsı beslediği saygı
hafızasını da daima güçlü kılmıştır

Yazarın Diğer Yazıları