Batı, nefret; nefretime koşarım
Sükûtu bozan cilveye şaşarım
Sevmeyen iki kutup bir arada,
İfrat bakışlı gözlerde yaşarım
İki farklı liman, yüzer gemiler
Farklı dünyaları, farklı ilgiler
Birbirine, muarız hasım gibiler
İfrat nakışlı sözlerde yaşarım
Batı, hırçındır, kendini beğenmiş,
İhtiras savaşlarını öğrenmiş
Sadece kendisiyle eğlenmiş
Şüphe akışlı yollarda yaşarım
Âlemi kendinden başka yok sayar
Kantara çeken hesaba şok ayar
İçine kapalı dünyaya kayar
Nokta atışlı cüreti yaşarım
Akdeniz'in iki yakasından tutmak
Bir yanda Endülüs, bir yanda Roma
Nerede Fatih, Tarık Bin Ziyat?
Gemileri karadan yürüten cüret
Kâh gemileri yakacak yürek
Kendi soluklarında yutmak
Tarihin bakışlarında yaşarım
Batı emperyal, sömürge kafalı
Doğu mert, yüreğince sefalı
Batı ikiyüzlü, Doğu vefalı
Renkler farklı, şarktadır vakarım
YOLLAR YOKUŞ OLSA
Bize yollar yokuş olsa aşarız
Bu yollarda cezbe gelir coşarız
Ümitle doğar, ümitle yaşarız
Hak sevgisi, yol yordam verir bize
Bu şevk tahtı ihtiyar verir bize
GÜL KOKLA
Gül kokla, kokusu içine sinsin
Gül tadında lezzet gönlüne insin
Bırak, efkârı ateşinde yansın
Bakışların şükür nidası olsun
Hüzün, elem kalbi ihtiyâr eder
Sevgi, muhabbet cihana yâr eder
Mutluluk insanı bahtiyâr eder
Bırak efkârı ateşinde yansın
AŞKIN TARİFİ
Aşkın tarifini Ferhat'a sor hele
Cevabını, Şirin'de yor hele
Dağlar ardına balyozla vur hele
Işığa düşen yüreği gör hele
Aşk sinelere düşen kor imiş
Cemalinden uzak düşmek zor imiş
Zihinlere ağu döken ur imiş
Işığa düşen yüreği gör hele
Aşkın ateşini sordum, nar imiş
Bu sevda yüreklerde ar imiş
Bir soğuk rüzgâr gibi efkâr imiş
Işığa düşen yüreği gör hele
Aşka müptela yolları dar imiş
Âşıkların izleri dildar imiş
Sevgiye muhabbeti adar imiş
Işığa düşen yüreği gör hele
Âşıklara, fani dünya kör imiş
Sevda, derinden kaynar akkor imiş
Aşk, fenadan bekâya akar imiş
Işığa düşen yüreği gör hele
HASTAN VARSA
Hastan varsa, sende; hasta, derttesin
Aynı his yağmurunda, aynı kaderdesin
Dertlerini paylaştığın yerdesin
Şafi ismiyle de, yakarıştasın
Dert geçer, acı geçer bu âlemden
Sade sorgu sual kalır elemden
Şefkat ırmağı süzülür dilimden
CİHAT
Cihat, sade kılıç sallamak değil
Ey insanım kâlem önünde eğil
Hayat her zaman için meyil değil
Kalbi tevazuu içinde eğil
Hayat her hali, anıyla ibadet!