Şehadetinle anılır toprağın
Sevdası gül kokulu, cennet bağrın!
Anadolu’da şefkate uzanır
Ayak bastığım, adımlar utanır
Göğsümü dayadım bir ulu dağa
Gönül selâm verir, bahtlı otağa
Şehitler yurdumun manevi zırhı
Teriyle cennete uzanan nehri…
ALAMETİ KIŞTIR
Güneş soğuk yüzünü de gösterdi
Gölgeler daha soğuk, daha ayaz!
Toprak, su üşüdü, canlarda üşüdü
Çekildi börtü-böcek yuvasına
Alameti kıştır, “ölümlü dünya”
IRAKLARA UZANIR MI?
Ey dost, elin kolun ne kadar uzun!
Tâ ıraklara uzanır mı gözün?
Bedri, dünya küçülmüş köy gibi
Rahmet duasıyla taşınır özün
GÖZÜNDEKİ YAŞ
Gözündeki yaş, kalbi çimlendirir
Özündeki aşk, aklı dinlendirir
İnsan ol, edeple bak; ‘cihân mutlu’
Huzur; canı, cananı canlandırır
MAĞRUR OLMA
Mağrur olma, evlat der; Lokman Hekim
Bil, başınla gökleri delemezsin
Teraziye alır, manevi bir çekim;
Kibir ile yarayı silemezsin!
Dört mevsim, dört ahenkte resim
O ahengi sevdasız çözemezsin
O efkârla manayı çözemezsin!
Tuzak Olur,
Toprak hâki, tuz ak olur
İlim, hikmet göç etti mi?
Dağda şaki, yolda tuzak olur
Nefis cana tuzak olur
SOHBETLER ARTIK YOK
Uzun gecelerin sohbetleri yok
Sohbetler; adap, edep, iltifattı
Zaman nice güzellikleri attı
Ah! Şu zeminlerin gıybetleri çok
Yürekten değil, nefisten kopan ok!
Zehrini bir fitne gibi akıttı…
SEVGİ DERTLERİN HEKİMİ
“Dışı içine esir, içi dışına hâkim”
Korku vicdana tesir, sevgi illete hekim
Şiirden taşan nesir, mısralar asıl rakım
Payda da ortak kesir, ortak gayeye hâkim
Gölgeler mi bize sır, aynaya düşmüş resim!
SEYREYLE AŞK NEHRİNİ
Seyreyle aşk nehrini,
Bozkırlara can verir
Hayreyle mar zehrini,
Dertlere derman verir
Sabreyle dünya kahrını,
Deryası mercan verir
Azmeyle Belkıs Şehrini,
Mührünü Süleyman verir
Keşfeyle gönül fahrini
Fermanı burhan verir
Şükreyle emanet mihrini,
Ecrini Rahman verir
SİTEMKÂR
Sitemkârım, söz verip yapmayana!
İltifatım, hak yoldan sapmayana
Terk-i edep denir; yalana-dolana
Esip gürledikten sonra solana!
Mert, yiğit insan ararım âlemde;
Kalbine pervane olan, kâlemde
Ariflerin meclisinde kelâmın
Rüzgâr misali kalplere selâmın
SABIR, MAZLUMUN DİRENİŞİ
Sabır, mazlumun sessiz direnişi!
Gönüller sükût eder çığlığına
Tarihin sükût ettiği yerdeyiz
Sözün, devranın döndüğü yerdeyiz
Perdenin her dem kalktığı yerdeyiz
Acılı, elemli pusulardasın!
ŞÜHEDA
Coğrafyayı vatan yapan şüheda
Hak katına yükselir, şanlı eda
Allahû Ekber, o ne güzel seda
O sedayla bir yürek olur, vatan
O edayla, hürriyet solur vatan…
ÇELİŞKİ
İnsana ikilik kirdir, pastır der;
Nefsin hevasında, tuzağındadır!
Söz eder, kulağa küpe olacak söz
Yüreği kim bilir neyin ağındadır
Kim ne bilir, neyin davasındadır?