Ahmet Yesevi ‘den aldık, "hikmet dersini"
Yunus, Mevlana, pirler bezedi harsını...
Yaratan murat etti vergisini...
Fırat'ta çağladı, sözün hikmeti
Kök saldı, toprağın derinliklerine...
Asırlar boyu sürgün verdi, özünden!
Hiç şaşmadı, âşıkların sözleri
Aynı pınardan, kaynaktan beslendi
TEMİZLİK
"Temizlik, imandan bir cüzdür" bilsek
O cüzden nasibimizi bir alsak;
Neler değişmez ki, hayattan neler?
Ah, vasat bir ümmet olarak kalsak;
Yolu, yordamı elimizle eler...
Gönlümüz o şevkle güzeli eyler.
SORARIM KENDİME
Sorarım kendime, "bize yakışanı"
Doğal bir atmosferde akışanı...
Huzur dolu gözlerle bakışanı
İyilik, güzellik, erdemlik yârdır
Sevda dolu yürekler bize ardır
KÜTÜPHANE HAFTASINA
Dünyaya şekil veren, ‘kalem, kâğıt'
Cahilin başından eksilmez ağıt!
Kitaplara dost ol, efkârı dağıt...
Uygar insanın dili var, harsı var
Ona kitaplardır, en büyük yaver
Bizler, ‘gözyaşı kadar mürekkep sever’
Bilirim, ‘gözyaşını bilgeler savar’
Gözyaşında, mazlumun çilesi...
Mürekkeptedir, sözün vaveylası...
Sevdamız, Kur'an'ın ilk emriyle dolsun
Bu millet, kitaplarda hayat bulsun
BİZDEN DOSTLARA
Bizden dostlara gönül dolusu selâm
Niyetimiz, kalplere dokunan kelâm
Sağlık, saadet, esenlikler diler;
Huzura, güvene vasıl olsun âlem
Sözü, erdemli dua nakışında,
İlmek ilmek atar geliriz biz...
SAVAŞIN ADI
Savaşın yeni adı, ‘eşkiyalık’
En çok acıyı, ‘çocuklar yaşıyor’
Bu coğrafya, ‘acının coğrafyası’
Yaşamanın ağırlığında, ‘hüzün!’
Yağmurlar yüzleri okşayamıyor
Coğrafya, sevgiye kâh öksüz kâh mahzun!
Şefkatin sille yediği vahamet!
Merhametin, gazaba uğradığı,
Kör kütük bir dünyanın eşiğinde...
HER SABAH
Her sabah bir imtihana uyanır
Bilmem, aklım renkten renge boyanır
"Vasat ümmet" olmak çizgidir bize
"Haddini bilen kul" evladır bize
Sabır, sukutla sinirler uyanır
Şu can, şu beden emanettir bize
Akıl, idrak, şuur, fikir, irade;
En güzel servet, saadettir bize
NEFRETİN İKİ ABİDESİ
Trump'tan Netanyahu ‘ya; 'katiller'
Nefretin iki abidesi...
"Esfele Sefilin" güruhu
21.nci asrın iki yüz karası...
Çocuk, genç, ihtiyar katilleri!
21.nci asrın iki kötü adamı!
Duyarsınız elbet okkalı sedamı;
O seda, deryalarla beraber yürüdü!
Zulüm ateşini söndürmek için...
İÇİNİ FERAH TUT
İçini ferah tut, fani âlemde
Sizden genişlik bulsun dost ve çevren
Âlem kalmasın hüzünde, elemde!
Sulh, sükûn, felahla dönsün şu devran
KAMİL İNSANA...
Gayretimiz nahif, kâmil insana
İyi niyet, güzel amelden yana
Huzuru içmeliyiz kana, kana...
Bahar gibi bir içli nağmeye
Nefes nefes çiçek açmaya dursun
SIRRIMIZ...
Sohbetin içinde saklı sırrımız!
Sükût, gönlümüzde kaynayan pınar;
Pınar duruluğunda kararımız
Aydınlığını döke döke döner...
Ey merhamet, hamiyetli kavram...
Göğsümde her an ışıl, ışıl yanar
ADALET DERSİ
Ebubekir, Ömer, Osman, Ali'den;
Sır, sükût, edep, hikmet, adalet dersi,
Hıfzetmeye gayret eder bu garip
Maksadı gökkuşağında arınmak
Bahar coşkusuna ruhu sarınmak
Her dem hakikat meyvesi içerek...
ADAMIN BİRİ
Adamın biri, haddini, hukukunu aşar;
"Bir gecede medeniyeti yok edeceğim!"
Su gelir, bendlerini yıkar ve taşar!
Düşlerini ağulu bir gece basar
Horasan'dan yol gider, Anadolu'ya...
Anadolu'dan, Maveraünnehir'e...
Tarihin en kutlu "Medeniyet Havzası!"
Kabzası, elindedir bu milletin...
Başında paralanır her türlü illetin
İNSANLIĞIN YARIŞI
İnsanlığın zamanla yarışı var
Sanma ki, şu devranla barışı var
Sağduyuya hasreten çağrısı var
Sağduyu, ‘rahmet taşıyan bulutlar’
İnsana güven, huzur veren ilaç!
ŞAİR SÖZÜ
Şiirin özünde, hikmet ve şefkat
Şefkat yürür, mısra mısra ilhamla...
Şems gibidir, ruhumuzda itikat!
Manevi bir haz, tefekküre döner
İnsan, ‘kâinatın özü’ manası...
Hakka yönelir manası, imlası!
Ruhun derinliklerinden dinle;
Günahlarını döke döke inle...
“Kâinat Sarayının Efendisi!”
“Yaratılanların en şereflisi...”
En narin, en zarif, en zor emanet!
Şiir, mısraları bağlayan kement...
Şair sözü, ‘Hakkı söyleyen sanat’
SÖZÜMÜZ...
Sözümüz, ‘kalp ile tasdikten geçer’
Akıl, idrak, i’zan, şuur merhale...
Elenir sözlerim, halden hale...
Kalpten dile, ‘lahuti bir şelâle’
Kamil insanda söz, ‘edep içredir’
Ey tevazuu, pencereni aç!
Şu gönlünü, dokunaklı söze aç!
Dost gözüyle, nazar et içli söze...
İlmin hikmet gözeleri çağlasın!