Ahde Vefa, sözlükte, “verdiği sözde durma”
İnsanlığımız, varlığımız o iki, “kelimede…”
Bir şiirimizde şöyle diyoruz;
“Aşk nedir, bilir misin?
Cefaya döner yolu…
Sır nedir bilir misin?
Vefa(ya) döner yolu”
Hadis, “Vefa imandandır” buyruluyor!
Müslüman kimliği için bizler; “Vefalı dost…” diyoruz
Ayet, “birbirlerinin velileridir” (Tevbe, 71)
O mü’minler; “iyiliği emreder kötülükten alıkorlar;
Namaz kılarlar, zekât verirler, Allah’a ve Peygamberine itaat ederler.”
Allah’ın rahmeti, “mü’min kullarının üzerinedir”
Hak katında verdiğimiz “sözler…” “ahdimiz…” var.
Hz. Kur’an ne buyuruyor?
“Verdiğiniz sözü yerine getirin, Sözlerinizden elbette sorumlusunuz” (İsra, 34)
Söz, Müslüman’ın “amentüsüdür!”
“İslam” kavramının içerisinde; “doğruluk ve güvenilir olma” ilkeleri yer alır.
Sözü, “ödememiz gereken bir emanet…” olarak bileceğiz.
Mü’minin şu kâinattaki yürüyüşüne şöyle bir dikkat kesiliniz;
“Büyük bir vakar ve edeple yürümektedir…”
O edebi nereden geliyor; “doğruluğundan…”
Bir şiirimizde ne diyoruz?
“Âlimlerin Arz’da yürüyüşü…
Hasret kaldığım ateş,
Yaksın benliğimi
Yeter ki, deryada damla olsun”
O dostluğun içerisinde, “bir damla olaydım…”
Bir dörtlüğümüzde;
“Bir kalpte iki din olmaz
İkilik nifak kokusu
Aşk damarında kin olmaz
Ayrılık azap yakısı!”
Hadis, “Kıyamet gününde verdiği sözde durmayan herkes için bir bayrak bulunur;
Vefasızlığı ve dönekliği ölçüsünde yükseltilir.”
O sebepledir ki ne diyoruz?
“Rağbetimiz aşk ile yanar bizim
Hayretimiz meşk ile döner bizim
Hasretimiz şerhe şerha kanar bizim
Ziyasız bir hayat nar olur dedim”
O halde, buyurun geliniz?
“Dost yüzüne bakar, sefa buluruz
Hikmet-i Huda’dan deva buluruz
Aşk mihneti çeker, şifa buluruz
Gönül gözü ile dosta gidelim”
Ayet, “Her kim bu dünyada (manen) kör ise,
Ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır” (İsra, 72)
Geliniz, “göz ve gönül körlüğünü…” üzerimizden atalım!
Ne diyoruz efendim?
“Göğe yükselen başlar,
Kirlenirse taş kesilir!
Terk-i diyar edilen sevgi,
Hasrete nakkaş kesilir”
Yüce Yaratana sözümüz var, ahdimiz var.
Ayet, “Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler.
Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.
Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur.
Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse,
Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih, 10)
Hadis, “kendini küçük düşürmesi mümine yakışmaz!”
Sahabeler, Allah Resulüne; “Mü’min kendisini nasıl küçük düşürür?” diye sual ettiler.
Allah’ın Resulü(asv); “Üstesinden gelemeyeceği bir işi omuzlamakla” buyurdular.
Bir dörtlüğümüzde ne diyoruz?
“Önüne çıkan engebeyi kendinden bil
Gönüller yıkan divaneyi dilinden bil
Bir saray kurmuşsun ebedi mekânda;
Kılıştan da keskin sıratı halinden bil!”
Halimiz, tavrımız, ahvalimiz; geleceğimize ayna tutuyor!
Bir diğer dörtlüğümüzde;
“Zamanı iplik yaptım, fikri kat kat ördüm
Düşüncede her düğümü, kaskatı gördüm
Tefrik ile ifrat arasında, Ey akıl!
Orta yolun dışında her adım kördüğüm…”
Bütün marifet, “düğümleri…” çözmektir
Hayatı, doğru bir zemin üzerinde çizmektir.
Bu ümmetin sıfatları arasında; “ahde vefa…” ilk sırada yer alır.
O sözde, “emanet, doğruluk, samimiyet, adalet ve ahlak güzelliği” yer alır.
Bu güzellikler, “salih amel ve itikatla” olgunlaşan, “kâmil insanı” karşımıza çıkarır.
Ayet, “Onlar, emanetlerini ve ahitlerini gözetirler” (Me’aric, 32)
Ayet, “Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde,
Ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın.
Allah’a karşı gelmekten sakının.
Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü(kalplerde olanı) hakkıyla bilendir” (Maide, 7)
Söz… Söz… Söz… Bütün hayatın özeti, “ahde vefa…” göstermek!
Oruç ibadeti, verdiğimiz bu ahdin en mükemmel uygulaması…
Sadece, “Allah Rızası…” O, Rıza Makamına ulaşmak için, “Oruçluyuz…”
Bir bakıma, bütün arzularımıza “gem vuruyoruz…”
Ve kendimizi, “çile mektebine…” alıyoruz!
Öyle ki, “uyanışa ve dirilişe…” hazırlıyoruz.
Ayet, “Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var.
İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermişler;
Kimi de (şehitliği) beklemektedir.
Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir” (Ahzap,23)
Ayet, “Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler” (Mu’minun, 8)
Ne mutlu onlar, “emanetlerini ve sözlerini yerine getirenlere…”
Sözü, “ak yazıyla” şiirle bitirelim;
“Gök boşluğuna gözlerim dalıp gitti
Sonsuz azametine dermanım gitti
Örümcek yuvasını yapmaktan aciz
İdrakim, ilahi vecdi tadıp gitti..”
“Kalp gözü açık, bütün ilimlere yakın
Toprak gibi mütevazı ol, cimrilikten sakın
İman etmek için bütün deliller kâinatta,
“miskale zerretin” ayeti taşır Hakk’a yakın”
“Parça bütünde güzel/ Hakka esaret güzel
Dertlere şifa veren; / Hazreti Furkan güzel…”