En fazla neye üzülürüm bilir misiniz, “1974 Kıbrıs Barış Harekâtında bizlere o harekâtı meşrulaştıran 1959 Zürih Garantörlük Antlaşmasına imza atan dönemin dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu’nun 1960 darbesinde idam edilişidir!”
05 Şubat 1959 tarihinde İsviçre’nin Zürih Kentinde; ‘Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan Devletleri ile Kıbrıs’taki Rum ve Türk toplumları arasında çok çetin geçen görüşmeler neticesinde 11 Şubat 1959 tarihinde imzalanan antlaşma…”
“Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını onaylayan…” bir antlaşma! Kıbrıs’ın mevcut durumunu güvence altına alacak hükümlülükler…
O anlaşma ile bizler, ‘garantör Devlet olarak…’ 1974 tarihinde, Kıbrıs Barış Harekâtını yapacaktık!
Dahası mı? Rahmetli Polatkan, “1957 yılında Kıbrıs Türklerini EOKA terörüne karşı korumak için Türk Mukavemet Teşkilatının kurulmasını sağlayan dönemin Dışişleri Bakanı…”
Tarihi hafızalarımızda yer alan, “Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşanın torunu…” Böylesine, milli hislerle dopdolu bir vatan evladını idam sehpasına götüren bir rezaleti bu millete yaşattılar.
05 Şubat 1959 Tarihi, “Birleşik Krallık ve Yunanistan arasındaki “Kıbrıs” konulu görüşmelerin Zürih’te başlaması…” O tarihler, bizim hafızamızda, ‘siyasi bir zafer…’ olarak alkışlanırken, gel görelim ki, ‘o gönül alkışlarına…’ alçakça bir duruş gösterenler, ‘milletin nazarında kendileri alçalıyorlar!
05 Şubat 1975 Tarihi… “ABD Kongresinin 11 Aralık 1974’de aldığı, Türkiye’ye silah ambargosu kararı uygulamaya başlandı!” Kararın gerekçesi malum; “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi…”
***
05 Şubat 1993 Tarihi… “ANAP İstanbul milletvekili Adnan Kahveci, eşi ve kızı, Bolu- Gerede yakınlarında geçirdikleri trafik kazasında öldüler…”
Başarılarla dolu bir okul hayatı… TÜBİTAK kursuyla İstanbul Kabataş Lisesini dönem birincisi olarak bitirecek. Üniversite sınavlarında, Türkiye Birincisi olacaklar… MEB Bursuyla, ABD’de Indiana’daki Purdue Üniversitesinde; 4 yıllık eğitimi 2,5 yılda bitirecekler. Elektrik Mühendisi olarak mezun olacaklar. Bir süre Boğaziçi Üniversitesi’nde, ‘öğretim üyesi olarak çalışacaklar’
Dürüst, samimi, idealist, vatansever bir ruha sahip Adnan Kahveci ismini bizler 1987 yılında DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanı olacaklar… Daha sonraki dönemlerde Maliye Bakanlığı… Ve hala şüpheleri üzerinden kalkmayan, o malum trafik kazası!
Hafızalarda neler kaldı; ‘sade, dürüst, samimi, her türlü israftan kaçan genç bir devlet adamı…’
***
05 Şubat 2006 tarihi… “tarihçi ve yazar Cemal Kutay’ın vefatı…”
Cemal Kutay’ın 97 yılı bulan hayatı… Ve o hayata sığdırılan, “187 eser…”
O eserlerden bir kısmı; 1913’te Garbi Trakya’da ilk Türk Cumhuriyeti, Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadelesi (20 Cilt), Bilinmeyen tarihimiz (4 Cilt), Tarih Sohbetleri (9 Cilt), Örtülü Tarihimiz (2 Cilt), Sisli Tarihimiz (2 Cilt), Geçmişten Günümüze Türk Kitaplığı, Lawrens’e karşı Kuşçubaşı,
Cemal Kutay’ın kız kardeşi Faika Hanım, DP döneminde Elazığ Milletvekili ve Milli Müdafaa Encümeni Başkanı olan Mehmet Şevki Yazman’la evlenmiş, bu evlilikten Türkiye’nin ilk petrol mühendislerinden Tuncer Yazman dünyaya gelmiştir.
Atatürk Döneminde Anadolu Ajansı’nda başlayan basın hayatı, Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde devam edecek… Bir ömrü, ‘yazı ve basın hayatının içerisinde geçecektir’
***
AHMET KABAKLI’YI ANIYORUZ…
05 Şubat 2022 Cumartesi Günü Saat, 10.00’da, Şeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı’yı anıyoruz.
Manas Gönülevi’nde, ‘ahde cefa toplantısı…’ Büyük bir huzur içerisinde, ‘Sıla-ı Rahim’ yapıyoruz.
Şener Bulut, M. Naci Onur, Rüstem Septioğlu, Ahmet Özden Özer, Günerkan Aydoğmuş, R. Mithat Yılmaz,
Hadi Önal, M. Faik Güngör,
Günler su gibi akmış; 08 Şubat 2001 tarihinde Ahmet Kabaklı Hoca aramızdan ayrılmışlar!
Dillere kolay, 21 yıl geçmiş. Hele, 2022 yılının şu sıkıntılı dönemlerinde;
Şeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı ’ya o kadar çok ihtiyacımız var ki?
Onun sözünde, sohbetinde, muhabbetinde; “Alperen Kimliği…”
Malazgirt-1071’i anlatırlarken, İstanbul’un fethini (1453) anlatırlarken,
Tarihin zor geçidi Çanakkale’yi anlatırken Ve Milli Mücadele yıllarını anlatırlarken,
“ALPEREN RUHUNDAN…” bahsederlerdi! Bu milletin özleminde olan nesil…
İdeolojileri lütfen bir kenara bırakalım;
Bizim Yunus ne diyorlar?
“İlim, kendini bilmektir!”
“Kişi, Hakk’ı bilmektir!”
Akıl, Vicdan, Sağduyu bizleri; “gönül dünyamıza…” götürür!
Ahmet Kabaklı Hoca ve o dönemin güzel insanları, “Allah dostu-Kamil insanlardır!”
Dünyaya ve dostluklara, “şefkatle…” yönelirler!
Kalbi ve Hasbi bir anlayışla, “hayata…” bakarlar!
Bakışları, “sımsıcak…” samimi ve dostanedir.
Merhum Kabaklı’nın kaleminde,
Ve kalemin dozuna; “erdemlikler…” yer alır. O erdemlikler nelerdir?
Öncelikle ilk basamağında, “güvenilir…” olmak!
Allah Resulünün de (asv) sıfatıdır. Sonraki basamaklarda, “4 Halifenin fıtratı…”
“Sadakat (doğruluk), Adalet, İffet ve Bilgelik…”
Batıda kullanılan bir kavramdır, “Ombudsman” Kelime kökeni, “arabulucu”
Kırk yıl boyunca, Tercüman ve Türkiye Gazetelerinde yazdılar!
Her yazısı, “sağduyuya…” çağrıydı! Akıllara, gönüllere, vicdanlara; “çağrıydı…”
Birliğe, dirliğe ve uyanışa; “çağrıydı…”
“İçinizde hayrı söyleyen bir ümmet olsun!” ayeti, O’nun ruh dünyasını şekillendiriyordu
Kabaklı Hoca’da gördüğümüz sıfatlar;
“Ak saçlı…” “Bilge kişi…” “Asrın Dede Korkut’u…” “Derviş Gazisi…”
“21. Asrın Alpereni…” “Yazı hayatımızın duayeni…” “Bir İstanbul Beyefendisi…”
En sevdiğim bir kavramdır; “toplumda güzel izler bırakmak!”
Ahmet Kabaklı Hoca, Elazığ’ın bağrından çıkardığı;
Asrın Aksaçlı derviş gazisi; bilge kişisi, dede Korkut’u, Alpereni… Rahmetle anıyoruz…
***
BASKİLLİLER DERNEĞİ
Şubat Ayının İlk Günü, Elazığ Belediye Başkan Danışmanı Ahmet Özden Özer, Kent Konseyi Başkanı Rüstem Kadri Septioğlu, Manas Gönül Evi Koordinatörü Şener Bulut ile birlikte Malatya Gezimiz oldu. İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zakir Azizov, İlahiyat Fakültesi Dekanı Fikret Karaman ve Baskilliler Derneğini ziyaretlerimiz oldu. Dernek Başkanı Yunus Görgün ve Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Zafer ve oradaki heyetle çok verimli sohbetlerimiz oldu.
Gerek Saygıdeğer Bilim adamlarımız Prof. Dr. Fikret Karaman, Prof. Dr. Zakir Azizov ve Baskil Derneğimizde, ‘geleceğe yönelik çalışmalardan…’ her iki şehir içinde ‘kazanımlarımızdan’ söz ettik. Geçmiş yıllarda da, Kültür-Sanat Camiası olarak; “Elazığ- Malatya Buluşmalarını…” iki il düzeyinde gerçekleştirmiş ve o dönemde, “EL-MA PROJESİ…” üzerinde her iki ilimizde de toplantılar düzenlemiştik. Elazığ Şehrinin en büyük başarısı, “Kültür-Sanat ve Edebiyatı illerimiz arasında; gönül coğrafyamız arasında bir köprü olarak geliştirebilmesidir…”
İnşallah, Elazığ- Malatya İlimiz, ‘Sivil Hareketlerle…’ gönüllü kuruluşlarımızla birlikte tarihe kayıt düşeceğimiz faaliyetleri birlikte, ‘ortak bir akılla…’ hayata geçirecektir.