10 Ocak tarihi, Basın tarihimizde; “Çalışan Gazeteciler Günü!” olarak
idrak edilir.
Bu gün özelliklede, Anadolu Şehirlerinde bir bayram havası niteliğinde
idrak edilir.
Kuruluşu 21 Nisan 1988 tarihine kadar uzanan Fırat Havzası Gazeteciler
Cemiyeti Elâzığ Şehrimizde Basın Kuruluşlarımızı bir çatı altında
toplayan güzide bir kuruluşumuz. 2024 tarihinde; ‘kuruluşunun 36.
Yılını idrak ediyor…’ Elâzığ Şehrini her zaman için, Doğu Anadolu
Bölgemizin, “Bab-ı Âli’si…” olarak düşünmüşümdür. NGK Anadolu
İletişim Lisesi, F.Ü. İletişim Fakültesi ile birlikte; ‘Gazetelerimiz,
Radyolarımız, Ulusal Televizyonlarımız ve internet haber sitelerimiz…’
ile birlikte çok zengin bir basın camiası yüzümüzü ağartıyor…
Yetişmiş insan gücü çok önemli… Elâzığ Şehrinde abartmadan ifade
etmeliyim, “edebi mahfiller oluşmuştur!” Televizyonlar, Radyolar,
Gazeteler… Başarılı bir ivme takip ediyorlar…
10 Ocak tarihi, “Çalışan Gazeteciler Günü…” rahmetli eski F.H.G.C.
Başkanı Eğitimci-Yazar- Şair Şeref Tan’ın o meşhur dizelerinde,
“Birlik ruhu tutuşsun bizim çaydaçıradan!” sözleri bu şehirde hayat
bulmuştur. İnşallah, ‘birlik ruhu içerisinde…’ şehri birlikte geleceğe
taşıyacağız.
F.H.G.C’nin, Ocak-2024 ayı içerisinde yapılacak, Olağan Genel
Kurulunda, “Birlik Ruhunu…” inşallah birlikte tutuşturacağız. FHGC,
‘basınımızın çınarı ve amiral gemisidir’
F.H.G.C’nin kuruluşundan günümüze kadar geçen 36 yıl içerisine o kadar
tarihi projeler yerleştirilmiş ki, inşallah onu bir sohbetimizde
anlatabiliriz.
Elâzığ’ın en büyük şansı nedir, “geçmişten günümüze taşıdığı şehir
kültürüdür!” Harput insanı için kullanılan bir ifade vardır,
“İstanbul Beyefendisi…” Elâzığ Şehri içinde kullanılan yine iki güzel
kavran; “Doğudaki Batı…” ve “Doğu’nun Paris’i…” Bunlar sıradan
söylenmiş sözler değildir.
Cengiz Aytmatov Elâzığ Şehri için, “Türk Dünyasının Manevi Azığı…” diyecekler.
1990’lı yıllardan itibaren rahmetli Şeref Tan’ın Başkanlığında,
F.H.G.C’nin yönetiminde yer alacaktık. Bu yıllardan itibaren
F.H.G.Cemiyeti, “şehrin bir aydın okulu…” olacaktı. Ulusal ve
Uluslararası bütün organizasyonlarda, aktif olarak yer alacaktı. Bir
bakıma, ‘şehirle de bütünleşecekti…’
Güzel bir ahengi yakalayacaktı… Bazı sağlıklı yorumları getirebilmemiz
için Türkiye’de ve dünyada, ‘basın tarihini ve gelişim seyrini iyi
bilmeliyiz’ O değerler üzerinde çalışmalarımızı inşa etmeliyiz.
1860 yıllarının en önemli tarafı, “Vilayet Matbaalarının
Kurulmasıdır!” Vilayet Matbaalarında çıkacak gazeteler, Anadolu
Coğrafyasında “millî Mücadelenin Sesi…” olacaktır
1864 tarihinde, “Vilayet Nizamnamesi…” çıkarılacaktır. “7 Kasım
1864’te çıkarılan Vilayet Nizamnamesi ile Osmanlı eyalet sisteminden,
Vilayet sistemine geçilmiş ve bütün Vilayetlerde; Birer gazete
çıkarılmasına ön ayak olunmuştur”
Bu yasal değişiklikle, Vilayetler kendi ihtiyaçlarını karşılamak için;
”basımevi kurmuşlar” Bu basımevleri, “yerel gazetelerin…”
çıkarılmasında önemli adım sayılır
Elazığ ve dolayısıyla Harput, Anadolu coğrafyasının; Bilim, Kültür,
Sanat ve Edebiyat Merkezidir! Elazığ’ın basın tarihini, 1860’lı
yıllara kadar götürebiliriz.1860 tarihinde, ‘vilayet matbaaları’
kurulur.
1866 tarihine geldiğimizde; dönemin valisi, Hacı İzzet Paşa’nın;
Gayret, yardım ve teşvikleriyle Müslefzade Rıza Efendi tarafından;
Harput’ta ilk basımevi kurtulur!
Bu Basımevinde ilk olarak da, Müftü Hacı Ömer Efendi’nin; “Kaside-i
Bürde” isimli eseri yayınlanır…
1883 tarihinde; günümüzden 141 yıl önce; Vali Hasan Refik Bey
zamanında Vilayet Matbaasında; “Mamuretü’l Aziz Gazetesi…”
yayınlanacaktır. Çırpanizade Ali Haydar Bey Mamuretü’l Aziz Gazetesini
dönemin ‘Edebi Mahfiline dönüştürecektir. Mamuretü’l Aziz Gazetesi,
Fikri, Edebi zenginliği ve kalitesi itibariyle; İstanbul’da Ahmet
Mithat Efendinin İstanbul’da çıkardığı; “Tercüman-ı Hakikat” Gazetesi
ile yarışmaktadır! Yurdal Demirel’in de ifade ettikleri gibi, “Hacı
Hayri Bey’in görev yaptığı yıllarda Mamuretü’l-Aziz Gazetesinin
içeriği büyük ölçüde değişmiştir. Bu dönemde gazete edebi, içtimaî
yazılar, şiirler ve mizahî hikâyelerin bol olduğu bir kültür-sanat
gazetesi hüviyeti almıştır.”
Bu dönemin Harput’unda; Harputlu Rahmi Harputi, Süleyman Faik Bey,
Hacı Hayri Bey, Çırpanizade Ali Haydar Bey, Bedii Nuri Bey, Osman
Faik Bey, Osman Remzi Bey isimlerini söyleyebiliriz. Elazığ’da, yazılı
basındaki, ‘edebi dokunun’ günümüze kadar varlığını koruduğunu
söylememiz mümkündür. Bizler, Anadolu Basını için, ‘Gazi Basını’
deriz. 1922 tarihinde, Hulusi Yetişkin tarafından çıkarılan, Satvet-i
Milliye Gazetesi; Milli Mücadele Hareketinin Elazığ’da sözcüsü
durumundadır!
Yerel Gazeteler ve Dergiler, ‘basınımızın ilk cazibe merkezleri…’
Ahmet Kabaklı, Cemil Meriç, Elmas Yıldırım, Ali Rıza Alp, Niyazi
Yıldırım Gençosmanoğlu, Fikret Memişoğlu, Nurettin Ardıçoğlu, İshak
Sunguroğlu vesaire Elâzığ ve Türkiye’nin yakından bildiği isimlerdir.
O sosyal ve kültürel zenginliği bu aydınları/ münevverleri,
“Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, Türk Dünyası Hizmet Ödülleri,
Kardeş Şehirler Projesi ile…” Gönül Coğrafyamıza taşıyacaktır. Bütün
bu faaliyetlerin içerisinde, Elâzığ Basınımızda büyük gayretlerle
görevler üstlenmişlerdir.
Elâzığ Belediye Başkanı Sayın Şahin Şerifoğullarının öncülüğünde,
“Elâzığ Basın Müzesinin bu şehre kazandırılması…” çok önemlidir. Müze
marifetiyle, 1860’lerden yola çıkarak günümüze doğru bir zaman
yolculuğunu yapacağız. O yolculukta, Elâzığ Basınındaki, takriben 164
yıllık teknolojik gelişimi de görmüş olacağız.
Bizde ilk fikir gazetesi Tercümanı Ahval Gazetesi 21 Ekim 1860
tarihinden itibaren yayınlanmaya başlarken, Avrupa'da basın tarihi 18.
yy’in başlarına kadar uzanır. Bizlerden takriben 150 yıl önce…
18. yy Avrupa'da, “Modern Basın Dönemi” olarak anılır. Bu dönem aynı
zamanda Avrupa'da, “Aydınlanma Çağıdır” Bizde ilk gazeteciler; “Agâh
Efendi, Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi…”
isimleriyle anılıyorsa; İngiltere'de de; “Daniel Defoe, Joseph
Addison, Jonathan Swift Ve Richard Steele” gibi yetenekli
gazetecilerle anılır
Gazeteler, ‘edebi mahfiller’ olarak anılırlar… Aynı zamanda okuma
Kültürünün beslendiği mahfiller… “1777’de İngiltere’de toplam gazete
satışı 11 milyondur!” İngiltere'de ilk sürekli günlük gazete, “11 Mart
1702’de; Elizabeth Mallet tarafından yayımlanan The Daily Courant
(günlük Akım)dır”
İngiltere'de politik olaylar üzerinde düzenli yazma geleneği; “Daniel
Defoe ile başlamıştır” Nesir ve nazım alanında çeşitli eleştiri
yazıları ve romanlarıyla bilinen; Daniel Defoe 10 Şubat 1704 tarihinde
The Review adlı gazeteyi çıkaracaktır.
Bizde, ilk fikir gazeteciliği, İngiltere’den “150 yıl sonra
gelecektir…” O kültürü aldık ama ‘yerel basında…’ o güçlü altyapıyı
hazırlayamadık! Yerel Yönetimlerin ‘destekleri…’ çok önemlidir.
Günümüzde de, ‘dergiler ve gazeteler…’ şehrin edebi mahfilleridir…
Yerel Basın ne kadar güçlü olursa, şehirde her bakımdan o kadar güçlü,
güvenilir, moral kaynaklarına sahip olur. Daha nice yıllara selam ve
muhabbetle
Basın tarihimizi, takvim-i Vekayi ’ye; 1831 yılına kadar
götürebilirsiniz…193 yıllık bir tarihi serüven… Bu tarihi serüvenin en
önemli dönemecinde; “13 Haziran 1952” tarihi yer alır… Bu tarihte,
“basın Çalışanlarının” 100 yıllık bir özlemi gerçekleşir.
Tarihi, 5953 sayılı kanun çıkarılır! Bu kanunla, basın çalışanları;
“sosyal güvenlik sistemi’ kapsamına alınır. Artık bir yol açılmıştır…
10 Ocak 1961 tarihine geldiğimizde; 5953 sayılı kanunun yerini, 212
sayılı, “Fikir İşçileri Kanunu” aldı. Yine aynı tarihte, 195 Sayılı
“Basın İlan Kurumu” kuruldu. Her iki kanun da, ‘Gazete Patronları’
tepkiyle karşılayacaklardı. Gazete patronları bu tepkilerini, “11-13
Ocak 1961 tarihlerinde” üç gün gazete çıkarmamakla göstereceklerdir.
Gazeteciler, birlikte patronlarına karşı yürüyeceklerdi;
“Gazeteciliğin çorap fabrikası” olmadığını hatırlatacaklar, Birlikte,
‘kendi gazetelerini’ çıkaracaklardı… Farklı bir resim, farklı bir
fotoğraf…
1961 tarihi, gazeteciler için bir milat olacaktı. 212 Sayılı Kanunda
neler vardır?
Öncelikle, çalışanların ‘kıdem hakkı’ Ve ‘ölüm tazminatı’
212 Sayılı Kanunla ilgili sosyal düzenlemelerden birkaçı şöyle;
“Aylıkların peşin olarak ödenmesi,
-Gece çalışanlara haftada iki gün izin hakkı tanınması, Kâr eden
gazetelerin gazetecilerine her yıl bir maaş ikramiye vermeleri, İş
anlaşmazlıklarının ticaret mahkemelerine değil, iş mahkemelerine
verilmesi, Ödemelerin gecikmesinde her gün için yüzde 5 faiz
yükümlülüğü getirilmesi”
10 Ocak günü, “Çalışan Gazeteciler Günü, Çalışan Gazeteciler Bayramı”
olarak kutlanacaktı.
Gazetecilerin mücadelesi, 1961 Anayasasına da yansıyacaktı…
1961 Anayasasında, ‘Basın’ ilgili maddeler şöyleydi; “Basın hürdür,
sansür edilemez (madde 22).
Yayın yasağı konulamaz (madde 22). Gazete ve dergi toplatılamaz (madde
22), Gazete ve dergiler kapatılamaz (madde 22), Gazete ve dergi
çıkarmak için önceden izin alınmaz, mali teminat gerekmez
Haber, düşünce ve kanıların yayınlanması engellenemez (madde 23).
Basınevlerine ve basın araçlarına el konulamaz (madde 25). Düzeltme ve
cevap hakkı kötüye kullanılamaz (madde 27).
10 Ocak tarihleri, ‘basınımız için bir bakıma muhasebe günüdür’ Dünün
muhasebesini yaparken, günümüz Türkiye'sinde, “yerel basınımızın
önemini daha iyi anlıyoruz’
Selam ve Muhabbetle