Testi Kırıldıktan Sonra Ne Önemi Var

Hikaye meşhurdur: Nasrettin Hoca, suya gönderdiği çocuğun eline testiyi vermiş ve 'Testiyi kırmadan getir.' diyerek bir de tokat patlatmış.

Testi Kırıldıktan Sonra Ne Önemi Var

Yanındakiler hocaya söylenmişler:

“–Hocam, çocukcağız testiyi kırmadı ki, tokat atıyorsun! Bu yaptığın doğru bir iş değil!”

Hoca istifini bozmadan cevap vermiş:

“–Doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”

Tokat, tasvip edilecek bir şey değil tabiî ki. Fakat anlatılmak istenen mesele, son derecede önemli. 

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, Elazığ’ın da içinde bulunduğu 11 ilde büyük yıkıma yol açtı.

Enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğü kente giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşanan can kayıplarında ihmali, kusuru veya kastı olanlar varsa bunların hesabını hukuk önünde sormak da boynumuzun borcudur. Bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Milletimiz devletine güvensin." diyerek önemli bir adım attı.

Depremden sonra bir kesimin günah keçisi ilan edilmesine rağmen aslında yapının sağlamlığı ve dayanıklılığına etki eden çok sayıda etken var.

Bakın bir uzman nasıl değerlendirmiş olayı:

“Depremde yıkılan binalara sorumlu aranıyorsa, Öncelikle yıkımın nedeni araştırılmalı, zeminden mi kaynaklı, projeye uygunsuz imalat mı var, yoksa depremin şiddeti ve ivmesinden mi veya mesken sahipleri binanın taşıyıcı sistemine zarar mı vermiş, bu analizler yapıldıktan sonra sorumlular tespit edilebilir ve hesap sorulabilir.

Bunlar kimlerdir; 

-Bölgeyi imara uygun gören ve imar izni veren yetkililer. 

-Zemin etüdünü yapan mühendis, 

-Projeyi çizen mühendis, 

-Projeyi onaylayan Belediye, 

-İnşaat sürecinde imalatın Yapı denetimini yapan Firma,

-2000 yılı öncesi yapılmışsa ilgili Belediye Fen Müdürlüğü, 

-İnşaat bittiğinde iskâna uygundur raporunu onaylayan Belediye yetkilileri, 

-İnşaatı yapan (özel ya da tüzel) kişiler.”

Tüm bu bileşenlerin yaptıkları iş ve işlemler sonucu nasıl bir fail bulunur ya da bulunur mu bilmeyiz ama olan yitip giden canlara oldu. 

Hesabı elbette sorulsun, elbette sorumsuzlukların bedeli ödettirilsin fakat ne yitirilen canları geri getirebiliriz, ne de maddi kaybımız ve en önemlisi 13 milyonunun bizzat, 82 milyonun da dolaylı yaşadığı  travmatik durum  nasıl düzelir bilemiyoruz.