Akıllı Telefon, Körelmiş Gençlik
Türkiye'de önce LGS ardından YKS maratonunu geride bırakan yüz binlerce genç, hedeflerine ulaşabilmek için uzun ve zorlu bir süreci tamamladı.
Açıklanan sonuçlarla birlikte kimi hayallerine kavuştu kimi ise yeni bir yol haritası çizmeye başladı. Bizler de gerek çevremizde gerekse haberler aracılığıyla elde edilen başarılarla gurur duyduk.
Çocukluğunu, hatta bebeklik yıllarını bildiğimiz, ailemizden biri kadar yakınımız olan bir gencimizin YKS'de ilk 7 binine girmesi ise bu mutluluğu bizim için daha da anlamlı hale getirdi.
Ancak bu yıl başarı hikâyelerinin ortak noktası yalnızca alınan dereceler değildi. LGS ve YKS'de derece elde eden birçok öğrenciden dinlediğimiz ve bazı röportajlara da yansıyan tekrar eden şu cümleler dikkat çekiyordu:
"Akıllı telefon kullanmıyorum."
"Sosyal medya hesaplarım yok."
"Sosyal medyadan uzak durdum."
Bu ifadeler yalnızca sınava hazırlanan gençlerin kişisel tercihleri olarak değerlendirilmemeli. Aslında bu sözler, ailelere, eğitimcilere, karar vericilere ve biz gazetecilere verilmiş güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.
Teknoloji doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştıran vazgeçilmez bir araçtır.
Ancak kontrolsüz akıllı telefon kullanımı ve sosyal medya bağımlılığı; dikkat süresini kısaltan, odaklanmayı zorlaştıran ve verimli çalışma alışkanlıklarını zayıflatan önemli sorunlardan biri haline gelmiş durumda.
Bugün başarılı öğrencilerin ortak paydasında dijital dikkat dağıtıcılardan uzak durmayı tercih etmeleri tesadüf değildir.
Bu nedenle meseleyi yalnızca sınav başarısı üzerinden değil, gençlerin zihinsel gelişimi, sosyal ilişkileri ve geleceği açısından değerlendirmek gerekiyor. Başta aileler olmak üzere eğitim kurumlarına, kamu otoritelerine ve toplumun tüm kesimlerine önemli sorumluluklar düşüyor.
Gençleri teknolojiden tamamen uzaklaştırmak değil, onu bilinçli, kontrollü ve amacına uygun kullanmayı öğretmek artık bir tercih değil, zorunluluk.
Bu doğrultuda uzun süredir gündemde olan sosyal medya düzenlemesinin de gençleri koruyacak, dijital bağımlılığı azaltacak ve bilinçli kullanım kültürünü güçlendirecek adımlarla hayata geçirilmesini umut ediyoruz.
Çünkü geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerin en büyük ihtiyacı, daha fazla ekran değil, daha güçlü bir odak ve daha sağlıklı bir gelecek.